KABUĞUNU BEĞENMEYEN TOSBAĞALAR!

Hazreti Mevlana, “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini şaşırmayasın.” diyor!

Şems-i Tebrizi ise, “Bazen arkasına dönüp bakması gerekir insanın; nereden geldiğini unutmaması için.” diyor.

Şöyle bakıyorum da, nereden geldiğini unutup, doğup büyüdüğü yetiştiği yeri veya çevreyi hor görenler beğenmeyenler nereden geldiğini unutanlar, haramzadelerin başta gelenleridir diye düşünüyorum. Daha düne kadar bu topraklarda düşe kalka büyüyüp ardından da insanlara tepeden bakmak bir insan olarak hangi seviyeye yerleştirilir merak ediyorum doğrusu. Böylelerine en hafifinden Tosbağa kabuğundan çıkmış da kabuğunu beğenmemiş” derler. Tosbağa”nın ne olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. “Kaplumbağa” kelimesinin birçok yörede ve özellikle İç Anadolu’ da yoğun olarak kullanılan şeklidir.

Eski Türk filmlerinde, fakir olan anne babayı arkadaşlarından saklayan “hippi” gençler, gerçek maddi durumunu gizleyen “burjuva özentisi” gençler ve ilerleyen dönemde ise muhafazakâr giyimli anne babayı gizleyen “devrimci” gençler ülkemizde hep var olmuştur. Anlayacağınız, bu görüntüler yalnızca film olmaktan çıkmış, ülkemizin gerçekleri olmuştur.

İşte konumuzla ilgili, detaylı ve güzel bir yazı;

Ziraat fakültesi bitirip otobüsle memlekete dönen yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmeyen bir genç, yanındaki kasketli şapkalı, her halinden çiftçi olduğu anlaşılan amcaya ukalalık derdindedir.

Otobüs bir tarlanın yanından geçerken amcaya söylenir genç:

"Emmi hiç bilinçli ekim, dikim yapamıyorsunuz bak dışarıdaki marullar hiç büyümemiş, neden? Çünkü zamanında ilaç vermemişsiniz, dünyada modern tarım çok gelişti, siz bu ilkel koşullarla çok emek verir, az ürün alırsınız, ülke ekonomisi için artık instantif (gelişmiş ve verimli tarım metotları) tarım yapmak lazım, bunun için de bilinçli çiftçi lazım.

Artık çiftçiler benim gibi okumuş ziraat mühendislerine danışacak, ülkemizde yeni bir uygulama kısa sürede hayata geçmeli.

Nasıl ki her ailenin bir aile hekimi var, her çiftçinin de danışacağı bir ziraat mühendisi olmalı.

Bak öyle olsaydı şu tarladaki marullar bire on verirdi ama bak hepsi cılız sıska...

Ukala ziraat mühendisini sonuna kadar sabırla dinleyen amca gence sorar:

" Evladım sen ne okudun? "?

"Söyledim ya dayı, ziraat mühendisiyim'

"Belli evladım" der amca " dışarıda marul diye gösterdiğin şeyler tütün, tütün."

İşte ülkemizin hâl i pür melâli...

Biz ne çektiysek uzmanlardan çektik!

Okumuş cahillerden, diplomayı hayat sananlardan.

Diploması var diye başkasını cahil vehmedip burnunu Kaf dağına teslim eden kibir abidelerinden...

Diploma alınca kendini âllâmeyi cihân sananlardan...

O yüzden her ile ilçeye üniversiteler açtık...

Her işin "teorisinin uleması; pratiğinin cahili" insanlar ile doldurduk memleketi!

Tütün ile marulu ayıramayan ziraat mühendislerimiz!

Bir şiir okuyup tahlilini yapamayacak edebiyatçılarımız,

İbni Sina'yı okumamış doktorlarımız,

Eğitime ilgisiz öğretmenlerimiz,

Köy meydanına bıraksan kaybolacak haritacılarımız...

Sabah namazından habersiz ilahiyatçılarımız ile doldurduk âfakı!

Az zamanda çok üniversite açtık ve bu üniversitelerin sıralarından bol miktarda cühelâ yetiştirdik!

Bol miktarda yalanla dolu istatistiklerimiz, kütüphanelerce kapağı hiç açılmamış kitaplarımız var!

Her şeyin cahili fakat her konuda mangalda kül bırakmayan modern, çağdaş ekabirler yetiştirdik!

Yalnız nefsimizden değil, neslimizden de sorumlu olduğumuzu unuttuk.

Böyle beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz, burun kıvırıp "tüh tüh bu gençlik ne olacak" dediğimiz bunca veledin bu hale niçin geldiğini merak eden varsa aynaya baksın!

Bu saçları jöleli, fönlü Arizona kertenkelesi kılıklı idiotları biz yetiştirdik!

Bu tüketim ve savurganlığın tuzağında, ideali ve hedefi daha lüks daha gösterişli, daha çekici olanın peşinde olan, bir nesneyi edinmek için enerjisini o yolda tüketen eblehleri biz yetiştirdik!

Çünkü geçmişimizle övünen fakat gelecek adına bir mıh bile çakamayan o meşhur salak tabirle "rol modeller" biz olduk.

Zevk, eğlence, fuhuş ve tüketim endüstrisi, daha çok kazanma hırsı ile insanlık vasıflarından kopararak hızla hayvanlık sıfatlarına yaklaşan bu kuşağın müsebbibi biziz

Senin, benim, bizim yüzümüzden bu haldeler!

Okumadığımız kitapların cahilleri bunlar.

Yerine getirmediğimiz sorumlulukların sorumsuzları!

Boşa geçirdiğimiz zamanların ağır bedelleri bu nesil bizim eserimiz!

Şimdi popolarınızı koyduğunuz koltuklardan elimizden kayan geleceğimizi izleyerek gururla söyleyebilirsiniz:

İşte şu Arizona kertenkelesi kılıklı moronlar bizim eserlerimiz!

Sevgiyi gönlümüze, gülümsemeyi de yüzümüze bahşeden Allah’a binlerce kez şükürler olsun… Aslını inkâr edenler! Siz aslınızdan değil, kendinizden utanın!

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder 44 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.