Kabuk Değişimi, Kimlik Gelişimi, Karakter Yerleşimi ve Şehir Kültürü

        İnsanların kişilik ve karakterleri yaşadıkları çevreyi ve mekânları etkileyerek, yaşam alanlarının tasarımı ve yapımında rol oynamaktadır. Aynı şekilde yaşam alanları ve ortak kullanılan alanlar ile şehrin yollarından, göllerine kadar tamamı şehirde yaşayan fertlerin kişilik, karakter ve yaşam biçimlerine yansımaktadır. Yüzyıllarca şehir kültürü, toplumsal şehir kimliği ve şehir ruhu bozulmadan günümüze kadar gelen bazı şehirlere baktığımız zaman aslında bu havanın yaşayan insanlar sayesinde bozulmadan geldiğini görmekteyiz. İnsanların gösterdikleri davranış şekilleri, yaşam biçimleri, eğitim seviyeleri ve kültür seviyeleri bu havanın bozulmamasının en önemli faktörüdür.

Bu havanın bozulmaması ve devamlılığının sağlanması sayesinde şehir kültürü ve kimliğinin devamlılığı içinde şehirde yaşayan bireylerin sahip olması gereken asgari yeterlilikler vardır ki bunlar;

Asgari Nezaket her insan ve toplumda olması esas olan konuşmalardan, hal hareket ve tavırlara kadar, bakışlardan tutun da eşyanın kullanılması ve ortak alanların, fiziki mekânların kullanılmasına kadar var olması, yerleşmesi ve yaşanılması gereken genel nezaket kurallarını, incitmemeyi, kırmamayı, üzmemeyi öngörür.

Asgari Saygı önce toplumu oluşturan bireylerden başlamak üzere, bireylerin önce kendine saygıyı yerleştirmek şartıyla devamında çevreye, çevresinde yaşayan insanlara, toplum içerisinde yaşayan ve aynı ortamları kullandığı, aynı mekânları kullandığı, etkileşim içerisinde bulunduğu tüm insanlara saygı, ağaçlara saygı, çiçeklere saygı, bitkilere saygı, banklara saygı, kamelyalara saygı, çöp kovalarına saygı ve bunlar gibi onlarca çoğaltılabilecek örnek nesnelere saygı bütününde fiziki mekânları oluşturan ve insan ihtiyaçları için yapılmış olan her türlü yapı elemanlarına, eşyalara ve canlılara saygı göstermek, zarar vermemek adına önem arz etmektedir.

Asgari tahammül toplumu oluşturan tüm insanların başkalarının özgürlüklerini, haklarını, yaşam biçimlerini yaşam şekillerini bozmadan veya değişime zorlamadan, kısıtlamamak temel koşuluyla aynı toplumda birlikte yaşama, aynı şehirde birlikte yaşama, aynı mahallede birlikte yaşama, aynı yaşam alanlarını birlikte kullanma, insan için var olan şehrin her bir noktasında asgari saygıyı da ön planda tutarak katlanabilme erdemini göstermektir ki buda tüm ortak toplum yaşamında kendisinden başkasına müdahale etmemeyi gerektiren temel bir anlayış olmalıdır.

Asgari insanlık noktası ise yukarıda bahsi geçen asgari nezaket ve asgari saygı kavramlarını da içerisine alan geniş perspektifte yaratılış amaçlarını ve fıtraten insan denilen canlıya yüklenen ilahi yazılım içerisinde bulunan kırmamak, yıkmamak, zarar vermemek, öldürmemek, kötülükte bulunmamak, yardımda bulunmak, önce kendisine ve daha sonra da yaşadığı yakın çevre başta olmak üzere en geniş çevreye kadar yaşadığı topluma, zamanı ve mekânı ortak kullandığı tüm canlılara ve cansız nesnelere karşı en başta kötü olmamak ve kötü davranmamak koşuluyla yapabildiği kadar iyi olmak ve iyi davranışlarda bulunmak düsturunda yaşaması gereken veya olması gereken noktadır.

Hal böyle iken asgari seviyenin altında kalanlar kimlik ve kültürü baltalarken, asgarinin üstüne çıkanlar herhangi bir zarar olamamakla birlikte şahsi olarak toplumun tepkisi veya bünyeye kabul etmemesi ile karşılaşıyorlar. Asgarinin üst seviyelerinde toplumsal yaşam biçimi ve şehir yaşamı sergileyenler bireysel olarak kendi şahsiyet ve karakter yansımalarını şehir yaşamına yansıtmakta iken toplum tarafından yadırganmalar olsa dahi olumlu yönde kimlik ve şehir kültürüne katkı sunmaktadır.

Tehlikeli olan, zararlı olan, şehir ve toplum yaşamını, şehir ve toplum kimliğini ve kültürünü olumsuz yönde etkileyen davranışlar ve yaşam biçimleri ise asgari seviyenin altında kalan ve hatta asgari seviyenin altında olmakla birlikte toplum insanına müdahale ve rahatsızlık boyutlarına yaklaşanlardır. Değiştirilmesi, önlenmesi, dönüştürülmesi, eğitilmesi ve geliştirilmesi gereken en elzem ve en öncelikli mevzu da budur. Yargılayan, sorgulayan, engelleyen, kısıtlayan, önleme yapan, zarar veren, kıran, yok eden ve yetkisi, sorumluluğu, görevi ve toplumsal rolü olmadan müdahale eden, yaşam tarzları ve yaklaşımlarının şehir kültürü ve toplum yaşamında yerinin olmaması, var ise yok edilmesi, kısmen varlık gösteren durumlarda da değiştirilip, dönüştürülüp, geliştirilip insana fayda eksenine evrilmesinin sağlanması, yoksa da zararsızlaştırılması gerekmektedir. 

Fiziki mekân, ortam, eşyalar ve ortak kullanılan alanlara karşı gösterilen davranış şekilleri şehir kültürü, şehir yaşamı ve toplum yaşamı ile şehir kimliğini birebir etkilediği için şehir ve mekânları tasarlarken ve kurgularken, işleyiş ve kullanımı ile kullanımından kaynaklı problemleri de düşünerek, bilinç seviyesi ve şehir kültürü kazandırılmasına yönelik çalışmaları en başta yapmak gerekmektedir.

İnsani olarak şehirde yaşayan her bir bireye ve topluluklara karşı gösterilen asgari insaniyet, saygı, tahammül ve nezaket şehir kimliğinin oluşmasında herkesin üzerine düşen görev ve herkesin yapması gereken sorumluluktur. İyilerin ve iyilik peşinde koşanların asgari seviyeden daha altta davranış sergileyenlere ve toplumu huzursuz eden parazitlere karşı reaksiyon göstermemesi bu kültürün yerleşmesinin önünde engeldir. Fiziki mekânlar, yollar, parklar, göller, ortak kullanım alanları, spor tesisleri, oyun alanları yapılmakla asgari insani yaşam koşullarının bir ayağı tamamlanırken kullanma ve yaşama kültürünün kazandırılması ikinci aşama olarak durmaktadır ve en zor aşama da budur.

Yaşam kültürü kazandırılması veya seviyesinin yükseltilmesi de ancak eğitim ve bilinç seviyesinin yükseltilmesi ile olur, farkındalık ve sorumluluk duygularıyla yıkmaya, kırmaya ve bozmaya karşı tepki koyma, müdahale etme gibi davranışların makul çoğunluk tarafından gösterilmesi sayesinde de yerleşir.

Sosyolojik olarak şehir insanlarının toplumsal eğitim ihtiyaçlarını ihmal etmeden karşılayacak faaliyetler, etkinlikler ve teorik veya pratik süreçlerin şehrin tüm kurumları ve sivil örgütleri tarafından geliştirilmesi ve işletilmesi gerekmektedir. Toplumu hızlı bir şekilde şehir kültürü oluşturma yolunda tetiklemenin en hızlı yolu da yeni nesil toplumun her bireyine hızlı bir şekilde ulaşmanın en kolay yolu olan okullar ve eğitim kurumları üzerinden bu bilinç, sorumluluk, davranış eğitimi, farkındalık ve çevre bilinci, çevreye duyarlılık ve yaşam alanlarının korunması ve kullanılması, birilerinin medeniyet dediği fakat aslında olması gereken asgari ahlak olarak nitelendirilebilecek tüm toplum yaşamını ilgilendiren davranışların kazandırılmasıdır. Bu yolda yapılacak her çalışma, şehir insanı ve şehir yaşamı kültürünün oluşmasında ve bu oluşacak havanın da şehrin ruhuna yansımasında en önemli etkendir.

Şehirlerin ve mekânların kullanımında, korunmasında, yaşatılmasında ve gelecek kuşaklara devredilmesinde kültürü, şehrin ruhunu, şehrin kimliğini muhafaza ederek devamlılığının sağlanması, yaşayan tüm insanlarda bu kültürün var olması için yeni kuşak nesillerin bu bilinçle eğitilmesi en önemli nokta ise yeni kuşak nesillerin zamanı ortak kullandıkları ve çoğunlukla bulundukları mekânlardan işe başlamak gerekmektedir. Bir çocuğa ve gence nasıl bir mekân hazırlarsanız onun kişilik ve karakteri de o mekâna göre şekillenecektir ki bu şekillenme uzun vadede şehrin kimliğini ve ruhunu oluşturacaktır.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mikail Şahin - Mesaj Gönder 15 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kahramanmaraş Markaları

Elbistan Kaynarca, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (344) 415 04 15
Reklam bilgi