ŞÜKÜR, ZENGİNLİĞİN SÜSÜDÜR

Şükretmeyi günlük hayatımızda ne kadar kullanıyoruz?

Şükretmeyi içselleştiriyor muyuz? Samimi bir şekilde şükür ediyor muyuz?

Şükür bereketin anahtarı, Allah’a olan sevgimizin ifadesidir.

Şükretmek, Allah'ın insana bahşettiği nimetler için teşekkür etmesi, kalbi ve diliyle ifade etmesidir. Pek çok insan vardır ki¸ Cenab-ı Allah’ın verdiği nimetlerin farkında olmaz. Nimetin gerçek sahibini tanımaz¸ O'nu hatırlamaz¸ O'na teşekkür etmez.

Diliyle "Elhamdülillah¸ çok şükür Allah'ım!" demez; haline şükretmez, nimetin asıl sahibini unutur, nimetin asıl sahibi yerine başkalarına teşekkür eder. Oysa sahip olduğumuz bütün her şey¸ bizde emanettir ve geçicidir.

Şüphesiz bu dünya imtihan yeridir. Allâhû Teâlâ çok mal veya fakirlik vererek yahut hep sıhhat veya hastalık vererek biz kullarını imtihan eder.

Allâhu Teâlâ tarafından imtihana tabiyiz. Onun için varlıkta, yoklukta, hastalıkta, sağlıkta, başarıda veya başarısızlıkta olsun, bunların birer sınav olduğunu unutmamamız ve verilen nimetlerin farkında olmamız gerekir.

Mevlana'nın şu sözünü hatırlayalım;

"iyi değilim demek ne haddimize, şükürler olsun her halimize”

Sahip olduğumuz nimetlere şükretmemiz gerektiğini unutmayalım, şükreden kişinin nasıl mutlu olduğunu anlatan ibretlik kıssayı okuyalım ve “Şükürler olsun her halimize” diyelim.

Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır.

İsa Aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu:

– Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!.. Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı:

– Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen?

Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:

– Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Hâlbuki dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor da:

– Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum.

Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa aleyhisselam:

– Ver şu elini öyle ise! Diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen gözlerinden öper.

Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:

– Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi Peygamber değil misin? Der. İsa Peygamber:

– Belli olmuyor mu? Deyince:

– Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil, der. Tebessüm eden Hz. İsa:

– Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince, silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar.

Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:

– Ey Allahın Nebisi, sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyar ve der ki:

– Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak da lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler karşısında?

Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allahın Nebisi işaret eder:

– Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün!

Derler ki:

– Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç birimiz onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.

– Öyle ise, der, tefekkür edin, siz de düşünün.

Sözünü şöyle bağlar Allahın Nebi’si:

– Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini mahrumiyette sanır!

Rabbim! Bizleri, verdiği sayısız tüm nimetlerinin, öncelikle de alıp verebildiğimiz her nefesin şükrünü eda edebilenlerden eylesin…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder 69 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kahramanmaraş Markaları

Elbistan Kaynarca, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (344) 415 04 15
Reklam bilgi