HERKES HADDİNİ BİLECEK Mİ?

“Her şeyi bilmemize gerek yok, haddimizi bilelim yeter.”

Hatta konunun önemini belirtmek için ne demişler;

“İslam'ın şartı beştir, altıncısı haddini bilmektir”

İnsanın haddini bilmesi kadar güzel bir meziyet de yoktur.

Bunun için, kişi haddini bilmeli, çapına göre hareket etmeli, boyundan büyük işlere girişmemeli, her deliğe burnunu sokmamalı, bilmediği konuda ahkâm kesmemelidir.

Yani "Ne oldum delisi" olmamalıdır. Olursa eğer hem rezil, hem de perişan olur.

Boyundan büyük işlere kalkışanlar, haddi olmayan işlere burnunu sokanlar;

Özellikle başkalarına karşı takındığınız tavırlarda, haddinizi bilmeniz gerekir.

Aşağıdaki hikâye, haddini bilmeyenlere, kendini dev aynasında görenlere ders olsun!

Bir aslan ava çıkmış. Bakmış bir tilki, kaburgaları göğüs kafesine çökmüş, açlıktan dili, ağzında bir karış dışarı fırlamış; çelimsiz çelimsiz ve halsiz yürümeye çalışıyor.

Kral yanına yaklaşmış hafiften bir omuz vurmuş ve: "Tilki kardeş galiba çok acıkmışsın" demiş. Tilki’nin gözünde bir umut ışığı parlamış ama halsizce: "Doğrudur kralım, günlerdir bir tavuk bile yememişim" demiş. Aslan acımış ona ve: "Takıl peşime seni doyurayım" demiş. Tilki sevinçle takılmış kralın peşine. Biraz yol gitmişler, bakmışlar bir inek otlanıyor, çevrede de kimsecikler de yoktur. Aslan ineğe yaklaşmış ve tilkiye: "gözlerime bak nasıllar, söyle bakayım" Tilki bakmış gözler normal gözler ve : "Kralım gözleriniz normal gözleriniz", deyince Aslan kızmış: "öyle demeyeceksin, gözlerin kıpkızıl olmuş diyeceksin" demiş. Tilki, pek bir şey anlamaz, ama çaresiz" öyledir kralım gözleriniz kıpkızıl duruyor" demiş Aslana: "Tüylerim nasıl, bak bakayım" demiş.

Tilki bakmış doğal tüyleridir ve: "kralım her zaman ki gibi tüyleriniz gayet normaller" demiş. Aslan yine kızmış ve tilkiye: "öyle demeyeceksin, tüylerin diken diken olmuş diyeceksin" demiş. Tilki yine onun dediğini yapmış: "Tüyleriniz diken diken olmuş" demiş aslana. Aslana bir hiddet gelmiş ve şiddetle zavallı ineğin boynuna bir pençe atmış inek yerde. Aslan, inekten bir but almış, atmış tilkinin önüne: "Al tıka- basa ye. Keyfine bak." demiş. Tilki açıkgözlerle yamulmuş, ineğin budunu bir afiyetle yemiş ve doymuş. Biraz daha birlikte dolaşmışlar. Önlerine bir sahipsiz katır çıkmış. Yaklaşmışlar. Aslan aynı soruları yine tilkiye sormuş. Tilki de onun istediği sözlerle cevaplamış. Aslan bir kükreyip, zavallı katırın da ensesine bir pençe indirip yere sermiş. Aslan yine katırdan bir but koparıp tilkiye ikram etmiş. Tilki, sevinçle almış katır budunu afiyetle yemiş. Tabi tilki artık eski aç tilki değildir. Aslanla dolaşıp, bol etle beslenmiş toparlamış kendini. İşin sihrini çözdüğüne inanan tilki artık kendi başına avlanabileceğine inanmış aslandan izin isteyip ayrılmış. Aslan ne yaptıysa o da onu yaparsa, sorunları çözeceğine inanmış. Az gitmiş uz gitmiş. Yolda bir çelimsiz çakal çıkmış önüne. Eski hali aklına gelmiş acımış çakala ve aslanın kendisine yaptığını hatırlayıp havalara girmiş. Çakala: ”çakal kardeş galiba açsın. Per perişan görünüyorsun” demiş. Çakal ”çok doğru, tilki kardeş, günlerdir ağzıma lokma alamadım” demiş. Tilki aslan havasında: ”takıl peşime o zaman, seni doyurayım” demiş çakal. Çakal, sevinir, çaresizdir, takılır tilkinin peşine. Yürümüşler bir zaman birlikte.

Yol kenarında besili bir katır görürler. Yanaşmışlar usulca katıra. Tilki, çakala: ”çakal kardeş, gözlerime bak ve nasıl olduğunu bana söyle” demiş, üst perdeden havalı tabii. Çakal bakıyor tilkinin gözleri normal gözler, tilkiye: ”kardeş gözlerin senin normal gözlerin gibi duruyor” diyor. Tilki kızıyor: ”öyle demeyeceksin, gözlerin kıpkızıl olmuş diyeceksin” demiş. Çakal da şaşkın ama aç, tilkinin dediğini yapıyor: ”peki tilki kardeş, gözlerin kıpkızıl olmuş” demiş. ”Peki tüylerime bak, nasıl gördüğünü söyle bana” demiş. Çakal yine farklı bir şey görmediğini söyleyince, tilki hiddetlenip: ”öyle demeyeceksin, tüylerin diken diken olmuş diyeceksin” demiş. Çakal yine şaşkın ama çaresiz, tilkinin lafını yineler: ”Evet tilki kardeş tüylerin diken diken olmuş” demiş. Tilki kendini gaza getirerek aslan gibi kükremiş ve var gücüyle katırın ensesine bir pençe atmış. Tilkinin gücü ne ki katırın yanında zorla pençesini yetiştirebilmiş ve tırnakları katırın canını yakmış. Katırda sinirli sinirli var gücüyle tilkiye bir çifte atıyor ki, tilki metrelerce ileriye fırlıyor. Acı içinde tilki doğrulmuş ve kendine hitaben. ”Ulan çakal, sen kim aslan olmak kim, neyine aslana özenip katırlara saldırmak, git kümeslere tavuklar senin neyine yetmiyor.” diye diye kuyruğunu bacaklarının arasına indirerek pis pis uzaklaşıyor oradan.

Eeee herkes aslana özenirse aslanın ne özelliği kalacak ki. Herkes haddini bilecek yapabileceği işiyle uğraşacak ve boyundan büyük işlere burnunu sokmayacak.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder 28 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kahramanmaraş Markaları

Elbistan Kaynarca, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (344) 415 04 15
Reklam bilgi