KÜÇÜK CEYHAN YENİDEN AÇILIYOR MU?

2013 yılında “Küçük Ceyhan Yeniden açılmalıdır” başlıklı bir yazı yazmıştım. O zaman hemen hiç olumlu tepki almamıştım. Özellikle çevredeki esnaflar fikrimi beğenmemişlerdi. Dün (çarşamba günü) belediye başkanımız Mehmet Gürbüz’den duyduk; 100 günün ardından seçilmeden önceki vaatler, o doğrultuda yapılanlar ve yapılmakta olanlar, yapılacak olanlar çerçevesinde bilgi verirken “Pavyonların hemen kaldırılıyor olması, belediyenin bile yıkılarak orada büyük bir meydanın oluşturulacağı, Pınarbaşı’nda mesire alanının on kat büyütüleceği, Kaynarca bölgesinin de aynı şekilde bakanlığın hazırlattığı proje çerçevesinde halkın hizmetine sunulacağı, nehrin iki yanında kesintisiz yolların Suçatı’na kadar, oradan da Tepebaşına kadar açılacağı ve tamamının yeşil kuşak, oturma yerleri, yürüyüş ve bisiklet parkurları vs ile donatılacağı...” gibi onlarca çok sevindirici projeler gerçekleştirildiğinde gerçekten Elbistan’a büyük hizmet olacaktır. Bunlar bir tarafa ben “Küçük Ceyhan’ı yeniden açmak isteği” benim de hayalim ile örtüştüğü için bu konu üzerinde duracağım.

Elbistan şu anda ikinci yerleşim yerindedir. Daha önce Karaelbistan’dan başlayarak tüm Esentepe ve Çilingir çayırını içine alacak alanda idi. Korumasızdı. Sayısız istilaya maruz kalmıştı. Biz Türkler, 1085’te fethettikten sonra şimdiki yerine, yani ada içine taşıdı…

Ada diyorum, zira Elbistan bir ada içindeydi ve şöyle oluşurdu: Ceyhan nehri, şimdiki Topal Yusuf Köprüsünün iki üç metre kadar üst kısmından ayrılır, Ahmet Karacabey Caddesi boyunca ilerler Malatya Caddesi’ne çıkar çıkmaz sola yani Şardağı’na doğru döner ve yoluna yine dümdüz devam ederek Ceyhan Parkı’nın üst taraftaki köprünün olduğu yerden, ayrı bırakılmış bir yavru ceylanın annesine kavuşması gibi tekrar kavuşurdu.

Bu adayı ve o tarihlerde beş altı yaşında olan yani şimdi yaşı 40’a yaklaşmış olan Elbistanlılar Küçük Ceyhan’ı bilmiyorlardır; adını ve yerini duymuş olsalar da hatırlamıyorlardır. E zaten bir toplum tarihinden ve kültüründen böyle böyle uzaklaşır ya…

Küçük Ceyhan doğal değildi veya şöyle diyelim; doğal olmama ihtimali çok daha kuvvetlidir. Asırlar öncesinden beri var olduğu bilinen köprübaşı değirmenlerinin (ki 1955 selinden önce sayılarının 15-20 arasında olduğu söyleniyor) savakları tutulduğunda nehir üst tarafa doğru şişmekte ve zamanla yukarıdaki tarlaları, bahçeleri ve evleri su basmakta imiş. Bunu önlemek, biriken suyu tahliye etmek amacıyla hemen tamamı 2,5-3 metre eninde, kenarları taş duvar veya ardıç kazıklarla sağlamlaştırılan bu kanal açılmış. Elbistan bu adanın içine taşınmış. Küçük Ceyhan kendi halinde akarken, kimseye bir zararı yokken, düzenlenip içi temizlendikten sonra çevresine güzellik katacakken 1984-1989 yılları arasında belediye başkanlığı yapan merhum Hamza Akbaş zamanında kapatılarak iki yanındaki boşluklarla birlikte Ahmet Karacabey Caddesi oluşturuldu.

Başkan’ın projesi gerçekleşerek Küçük Ceyhan yeniden açılırsa Elbistan merkezi de yeniden bir ada içine alınmış ve tarihi dokusuna yeniden kavuşmuş olacaktır.

Caddenin ortasından Küçük Ceyhan’ın geçmesi garip gelecektir birçoklarına. Malatya’da böyle bir cadde var ve çevresine güzellik katmaktadır. Projeyi bilmem; ama açılacak nehrin iki yanı yaya yolu olur, üzerine sık sık küçük ve estetik köprüler yapılır böylece esnaflar ve müşteriler hiçbir zorluk da çekmemiş olur. Belki nehrin bir tarafı geniş bırakılarak araçlara tek yönlü yol verilmiş de olabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder 64 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (344) 415 04 15
Reklam bilgi