Coğrafya Kaderin (mi) dir?

Kıl çadırda doğdu Bora. Üstünde damı olan, sıcacık sobasının üzerinde kızarmış ekmek kokulu evi yoktu. Akan çeşmesi, mavilerle bezenmiş odası da. Göçebeydi hayatları, anıları, arkadaşları. Anneye sordum “ İlk bebeğin mi?” diye. Sessizce eğdi başını “yok, yedinci” dedi. Yedi küçük yürek, yedi çıplak ayak, yedi yurtsuz beden. Her mevsim ordan oraya savrulan hayaller… Mevsimlik hayaller.

Ama kocaman mavi gözleri vardı Bora’nın, sapsarı saçları. Başka bir coğrafyada doğsa belki mahallenin maskotu, okulun en güzel çocuğu, ilerde kızların gözdesi olacaktı. Fakat kaderi ona tarlada çalışmayı, çöpten kağıt toplamayı, belki de kırmızı ışıkta arabaların camlarını silen o minik bedenlerin yaşadığını yaşatacaktı. Diğerlerinden tek farkı güzel gözleri hatırına sattığı üç fazla mendil olacaktı.

Mevsimlik işçi olan ailenin yedi bebesinin en küçüğü olan Bora çokta zeki olmasına rağmen okuyamayacaktı belki, doktor olamayacaktı mesela, okul servisi onu alıp götürmeyecekti, ya da arkadaşlarıyla bir cafe de toplanıp doğum gününü kutlayamayacaktı. Ama Bora bunların eksikliğini de hiçbir zaman yaşamayacaktı, çünkü hiç tatmadığın bir yiyeceği hiçbir tasvirle anlamazdın. Yaşamadığın şeyin eksikliğini duydurmazdı hayat sana. Yani o kadar vicdanlıydı(!)

Onun hazları bambaşka olacaktı. Yalınayak koşacak çayırlarda, annesi “ Koşma terlersin hasta olursun “ demeyecek, bulduğu su birikintisinin içine balıklama dalacaktı mesela. Geceleri kardeşleriyle yıldızları sayacak, gündüz keçisiyle çayırlarda güreş tutacaktı. Babası tahtadan oyuncak kamyon yapacak, Bora “ Kumandalı araba istiyorum” demeyecekti hiçbir zaman. Çadır kurdukları yere çeşmenin yakın olması, kışın üşütmeyecek kadar odun bulmaları yetecekti. Hele birde akşama tencerede kaynayacak çorban varsa, yedi küçük elin kaşık sallayacağı, daha ne isterdi ki Bora’nın babası.

Çünkü hayat gülümsemek için çok ta sebep aramamayı, “Sağlığın yerindeyse, karnın da doyuyorsa senden iyisi yok” demeyi öğretiyordu, kafana vura vura.

Bora’nın kocaman gülen mavi gözlerindeydi hayatın tüm gerçeği. Çünkü doğduğun coğrafya kaderindi, bazen de kederindi aslında. Payımıza düşen tek şey yaşamak ve mutlu olmak için sebep bulmaktı sadece. Kimi daha lüks bir evin hayaliyle, kimi daha konforlu bir arabanın düşüyle, kimi de sıcak bir yemeğin avuntusuyla beklenen sona varıyordu yavaş yavaş.

Oysa hepimiz Bora ile aynı çadırda, aynı gökyüzüne bakıyorduk kaderimize razı olarak suskunca.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Meltem Göçer - Mesaj Gönder 16 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.