ŞEHRİN RUHU VE ONURU

ŞEHRİN RUHU VE ONURU

Ruh nedir? Konusunu bilim adamları, felsefeciler, din alimleri

asırlardır tartışmış ve binlerce tanım (tarif) ortaya koymuşlardır.

Ben, en kesin ve kestirme tanımı, merhum şairimiz Cansız Hacı'dan (H.

Ahmet Güllü) dinlemiştim. Ağırdönüm çayevinde anlatmıştı ruhun ne

olduğunu: "Otuz-kırk yıl aynı yastığa baş koyduğunuz eşiniz öldüğü an

ondan ürker, korkar, uzaklaşırsınız; neden? Sizi birbirinize

yakınlaştıran ruh bedenden çıkıp gitmiştir de ondan" demişti. Bilimsel

olmasa da, mantıksal olarak doğru bulmuş ve kabullenmişimdir bunu...

Ben, cansız varlıkların da ruhu, aynı zamanda onuru olduğuna

inananlardanım. Doğup büyüdüğünüz kentten beş-on yıl ayrı kalsanız

anlarsınız bunu... Şehrinizden ürkmeseniz, korkmasanız da; siz ondan

olmasa da; o sizden biraz uzaklaşmıştır. Çekingen ve tedirgin

gezersiniz bir süre. Yine de, " ruh ölmez" derler ya, tıpkı öyle...

şehrin ruhu her zaman canlıdır. Ne zaman gelseniz yeniden sarıp

sarmalar, kucaklar sizi.

İnsan, nasıl ruhunu temiz tutmaya, kirletmemeye, onurunu korumaya özen

gösterirse, yaşadığı şehrin ruhunu, onurunu da öyle korumalıdır.

"Şehrin ruhu, onuru olur mu? kirlenir mi?" diyeceksiniz. Yaşadığım bir

olayla anlatayım bunu: Bursa'nın bir ilçesine bir etkinlik için

gitmiştim. Kalabalık ve hoş bir ortamda o akşamın ve etkinliğin

keyfini yaşıyordum. Aynı masada oturanlardan biri, "nerelisin?" dedi.

"Elbistanlıyım" dedim. Keşke söylemeseydim! Adam, "Bir zamanlar burada

bir Elbistanlı vardı" diye başladı, açtı ağzını yumdu gözünü! Sayıp

döktüğü o kötü şeylerin hepsini sanki ben yapmışım gibi suçlandım,

kızardım, terledim! Çünkü, bir kişinin yaptığı yanlış yüzünden

şehrimin onuru lekelenmiş, ruhu kirletilmişti. Anladım ki, insan nasıl

kendi ruhunu temiz tutmaya, onurunu korumaya çalışırsa, şehrinin

onurunu da öyle korumalı, ruhunu kirletmemelidir.

Bu olay bana ders oldu. On altı yıl yaşadığım Bursa'nın o ilçesinden

ayrılacağım zaman hep bunu düşündüm. Hiç kimse, "Bir zamanlar burada

bir Elbistanlı vardı" diye başlayıp, binlerce Elbistanlının ortak

değeri olan şehrimizin ruhunu kirletmemeli, onuruna leke sürmemeli.

Buna fırsat vermemeliyim. Bunun için "ELVEDA" başlıklı bir makale

yazıp şehrin gazetelerine verdim. Özetle: "Sevgili kardeşlerim, 16

yıldan beri bu şehirde sizlerle birlikte yaşadım. Bu şehri, sanki

doğup büyüdüğüm memleketim gibi sevdim. Tasanıza da, kıvancınıza da

ortak olmaya çalıştım. Fakat hayatın akışı gereği sizlerden ve bu

güzel şehirden ayrılıyorum..." içerikli uzunca bir yazıydı bu.

"Belki birgün gerek olur" diye her zaman çantamda taşıdığım bir yazı

vardır; ELVEDA... Ben memleketimi böyle sevdim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doğan Soydan - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.