Deprem mi, Kusur mu? -1-

Tüm deprem şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Tam bir yıl önce çok acılar yaşadık. Çok cefalar çektik. Umarım dersler alınır da, bu kadar ağır bir durum ile bir daha karşılaşılmaz.

6-7 Şubat depremi nedir: Kusurlu bina imalatının ölüme götüren sonucudur. Kusurlu imalata sahip olmayan binaların, depremle bir sorunu yok.

6 Şubat gecesi 04:17’de 7,7 büyüklüğünde Pazarcık depremi ile yataklarımızdan uyandık. Elbistan’da 5 bina yıkılmıştı. Ama il merkezinde ve çevre vilayetlerde çok sayıda bina yıkılmıştı. Artçılar devam eder, birkaç gün tedbirli olalım diyerek temel ihtiyaçları satın almak için Elbistan çarşı merkezine gittim. Trafikte idim. Yeşil yandı hareket ettim ve saat 13:24’te Elbistan merkezli 7,6 şiddetindeki deprem başladı. Kavşağın ortasında arabanın içinde savruluyordum. Karşımda, solumda ve arkamdaki binalar yıkıldı. Toz bulutu ortalığı kapladı. Görüş mesafesi 3 metre idi. Sanki yerin altından balyozla vuruluyor gibiydi. Fırsatını bulup, Ceyhan kenarından Gariplik semtine geldim. Can pazarı dedikleri bu olsa gerek, herkes yakınını arıyordu. Evime doğru giderken, ailemi, eşimi dostumu arıyordum. Telefonlar zar zor düşüyordu. Neyse eve ulaştım. Çok şükür aile efradımdan bir kayıp yoktu. Ama gözümün önünde yıkılan binalarda onlarca vatandaşın hayatını kaybettiğini tahmin ediyordum.

Aynı gün aracı olan binlerce kişi şehri terk etti. Şehirde; elektrik, içme suyu ve doğalgaz yoktu. Ekinözü’nde bahçe evinde kalacağım için akaryakıta ihtiyacım vardı. Kurumsal akaryakıt firmaları, depremden sonra, merkezden satışların durdurulduğunu, satış yapılamadığını bildirdiler. Şehrin biraz dışında, reklamı pek olmayan …..oil markalı firmalar Elbistan’a hayat verdi.

Yakınlarını kaybedenler, hala enkazda canlı olma ihtimali ile yardım ekiplerini bekleyenler için çok zor bir süreç başladı. Yerde yarım metre kar, gündüz en sıcak -10, gece en soğuk -25’de, sokakta yaşam mücadelesi verme süreci başlıyordu. Gece oldu. Bir çok cadde ve sokakta enkazların yakınında ateşler yakılmış, kanepelerin üzerinde battaniyelere sarılarak bekleyiş başladı. Aşırı dondan mutfak tüpleri bile donmuştu. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki sıralamasında, 4.- 5. Sıradan bir anda 1. Sıraya, yani fiziksel ihtiyaçlara dönülmüştü.

Salı günü oldu. Eşim MEB’de görevli, birkaç görüşme yaptıktan sonra çadır kurma ekiplerine yardım için okulunda görevli herkesi çağırdı. Birlikte Pınarbaşı mesire alanına gittik. Salı günü sabahın ilk saatleri, manzarayı görünce ağladım. SEYİT ONBAŞILAR, NENE HATUNLAR Elbistan’a gelmiş dedim. Ülkemizdeki bütün şehirlerin plakaları orada idi. KURTULUŞ SAVAŞINDA kağnı ile mühimmat taşıyan Anadolu insanının geni hiç bozulmamış. İşte o ruh, depremde yardıma koşmuştu. Ellerine ne geçmiş ise, kamyona, pikaba, otomobilinin bagajına atmış getirmişti. Burada tek geçerli akçe İNSANLIKTI. Deprem pazartesi saat 13.24’te oldu, 820 km mesafeden gelen Düzce Ticaret Odası Mobil Aşevi; salı sabahı mercimek çorbasını hazır etmiş ve vatandaşlara dağıtıyordu. Birçok vilayetin belediye aracı ilçemize gelmişti.

Onlarca çadır yüklü tır gelmişti. Çadırların kurulacağı alanlar belirlenmiş, iş makineleri zemindeki karı temizliyordu. AFAD ekipleri işe koyuldu. Çadır kurma eğitimi 1 saatlik işti. Eğitimini alırsanız, bir çadır ekibi 15-20 dk bir çadırı rahatlıkla kurar. Eğitimini almazsa 2 saat sürer. Bizler gerekli eğitimi alıp, birkaç ekip oluşturup akşama kadar çok sayıda çadır kurduk. 4 Gün boyunca birkaç yüz çadır kurduğumuzu tahmin ediyorum.

Çadırlar soba ile ısıtılıyordu. Çok şükür odun kömür sıkıntısı olmadı. İsteyen çadırkent için, isteyen köydeki evi için istediği yerden istediği miktarda odun ve kömüre ulaşabiliyordu.

Nasıl unuturum; Afyon Bolvadin’den gelip, 2 ay boyunca Devlet Hastanesinin karşısında lezzetli yemek yapanları, Gümüşhane’den, Konya’dan, Bodrum’dan gelip sokakta çay yapıp vatandaşlara ikram edenleri. Ülkemizin dört bir tarafından gelip, yöresel pastasını çöreğini ikram edenleri. Edirneli, Muğlalı, Ardahanlı ve Hakkarili yardım için Elbistan’a gelmişti. Allah hepsinden razı olsun.

Aynı meslekte olduğumuz, Gayrimenkul Değerleme şirket sahiplerinden sayın Deniz Arslan, Sayın Aykut Dilibal ve ekip arkadaşları, Çarşamba günü 4x4 araçlarına yükledikleri yardım malzemeleri ile İstanbul’dan Elbistan’a geldiler. En zor yer neresi, nereye ulaşılamadı ise bizler oraya gidelim dediler ve en zor köylere gidip getirdikleri yardım malzemelerini dağıttılar. Sosyal medyadan bir vatandaşın, kronik rahatsızlığı sebebi ile istediği ilaç da köydeki hastaya teslim edildi. Bunun adı cesur yürekliliktir.

Devam edecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Göçer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.