BALABAN DEYİP GEÇME

DEPREM İLE HARİTADAN SİLİNEN DÜNYA KÜLTÜR MİRASI:  BALABAN  KERPİÇ EVLERİ

1. Sebep:

2.sebep:

Herkes şikayetçiydi  evlerimizin alt katı rutubet almaya başladı diyorlardı. Ayrıca ben kendi evimizden biliyorum.

 70 yıllık  belediye, 4 Mahallesi olan Balaban'ın Darende'ye bağlanarak mahalle

İlgisizlikten yavaş yavaş eriyen evlerimiz , Elbistan  depremi ile yerle yeksan  oldu.

 Balaban'da kerpiç evler, yerleşim yerinin özelliği bozulmadan yapılan,teras evler şeklindedir. Hiçbir ev, diğerinin görüntüsünü ve ışığını engellemez. Evler taş temel üzerine kerpiç yapılardır. Kereste olarak ardıç ve çam kullanılmıştır. Bu evlerin özelliği yakın çevrede bulunmayan, birbirine bitişik evlerdir. Gerimter  inşa edilirken muhtemelen,çeşitli kültürlere ev sahipliği yapan, bu yörelerde bir kültür alışverişi yaşanmıştır. Tek usta elinden çıkmış gibi yapılan,Balaban Evler'i zamanına göre hem konforlu, hem estetik. Bu konforlu evlerinin yanında ,mütevazi evler öyle bir bütünlük içinde yapılmış ki ;uyum asla bozulmamış. Evlerin yapımındaki genel anlayışa baktığımızda, tam bir Türk-İslam sentezi fark ediliyor. Dışa kapalı 1 yaşam  tarzını benimsemişler. Bunu evlerin mimarisinde anlıyoruz. Irızalı,mandallı ,kanatlı ,devirme kapılardan geniş avlulu evlere  girilir.Dışkapı kapatılınca dış dünya ile ilgili kesiliyor. Evlerin çoğu 2=3 katlıdır. Çıkartmalı, sıra sıra pencereli, sedirli ,gömme dolaplı ,asma katlı. trabzanlı ,yüklüklü, kapıları el emeği oymalı olan misafir odaları, küçük takaları olan kış evleri ,zahirelikler,çardak ,tandırlık ,otluk, samanlık ,ahır, tuvalet hepsi bir arada olmasına rağmen ,ne tandırın dumanı ne de tuvaletin kokusunu sorun olmamıştır. Evler, birbirine bitişik olduğundan birbirine açılan küçük takalardan hem pay alınıp verilirmiş , hem de iyi ve kötü olaylar da haberleşme sağlanırmış . Sokakların üstü kapatılarak odalar yapılmış. Hem yerden tasarruf edilmişi, hem ağaçsız bir yerde olan sokaklara gölgelik kazandırılmış. Bu odalara selamlık ,altından geçen sokağa da örtme altı denir.Dış kapının İki tarafına yapılan, sekiler de dinlenme,sohbet etme yerleri olarak kullanılırdı. Bu yapılarda ahşapa önem verilmiş. Keresteler ,sütün gibi hezanlar ,direkler, dere boyundan kağnılarla Göksun ormanlarından  getirilirmiş. Damlar , yüksek süğüklerle çevrilidir. köşesinde günümüzün terası gibi ,üç tarafı kapalı,arıcılık yapmak için,damda kurtulan,yiyecek,salça ,pekmez...yağmurda korumak için  peteklik ,bir köşesinde soğan ,maydanoz veya çiçek yetiştirmek için çiçeklik yapmışlar.

      Hatırlatmakta yarar var ki, o da tüm bu işçilikleri el emeğinin ve hayvan gücünün tek üretim yöntemi olduğu çağlarda yapılması. Taşın oyulması ,ağacın yontulması... Bir kez daha atalarımızı saygı ile anmamızı gerektiriyor.

 Dükkanlar sıra sıra, tahta darabalı ,raflı , terekli, kepenkliydi. Tüm gereksinimleri karşılayacak meslekler ve sanat erbabı vardı .Tuhafiye ,kırtasiye ,köşker, terzi ,kalaycı , berber , kunduracı , kasap  ,demirci ve daha birçok meslek... Geniş kaldırımları olan çarşı, arnavut kaldırımı döşeliydi. Çarşının ortasında bir çeşme vardı. Mal pazarı , buğday pazarı, hanları hamamlarıyla çevrenin alışveriş merkeziydi. Eskiden , kervanlarla atlarla Şam'dan çeşitli mallar , kutnu kumaşlar, ipekler gelirmiş. Cuma günü kurulan büyük pazar adeta panayır gibiydi.

     Baharda coşarak Akan çay'da, yazın da su eksik olmazdı. çay boyunca bulunan su değirmenleri , hep telaşlı koşuşturmalarla, hareketliymiş.

    Bahçelerin isimlerinden bazıları şunlardı: Almohu ,Kadı'nın Yeri, Güllük Dere'si , Çayiçi , Tombak Bağı , Pınarönü , Şeyh Pınar'ı ,Hamza Pınar'ı , Üveklik , Sıradutlar , Elmalık, Pancarcı , İslimin Göl'ü , Kalaycı ...ağ Depe,avcı bağı,bostan sırtı,Paşa tarlası,gibi Türkçe isimlerdir. Bahçelerde kolcu denen bekçiler olurdu.1071( bir rivayete göre1400 lü yıllarda)

Geçmişten günümüze gelen görenekler hep yardımlaşmaya ve paylaşmaya dayalıdır

    Gerimter ismi sonradan Balaban olarak değiştirilmiş,1954 yılında Balaban Belediyesi kurulmuştur. okul ,belediye Nahiye Müdürlüğü, karakol, postane  gibi resmi kurumlarda buraya ayrıca bir hareketlilik kazandırmıştır . Arazi suyunun yetersizliği , tarım ürünlerinin yerine kayısıcılığa önem verilmesi, alternatif ürün arayışının olmayışı  var olan göçü hızlandırmıştır . Balabanlıların çoğu okumak ,  çocuklarını okutmak veya ticaret yapmak için gittikleri gurbette büyükşehirlerin hareketli yaşam telaşı bu özel ve güzel beldemizi ihmal etmemize sebep olmuştur

Balaban evlerinin çocukluğumdan beri, farklı olduğunu bilirdim.sosyal medyayı kullanmaya başladığım 2013 yılından beri ,Balaban evlerini,kültürünü elimden geldiği kadar gazetede yazılarımda, fotoğraflarla tanıtmaya çalıştım. Balaban tarihi kenter birliğine 50.sırada üye, Dünya kültür mirası seçilmişti. ANADOLU'DA KERPİÇ MİMARİNİN BAŞKENTİ ÜNVANINI ALMIŞTI.

Balaban tarihi evleri Haritadan silindi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nermin Yılmaz Akbalaban - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.