ÖZEL OKUL ÖĞRETMENLERİNE UYGULANAN MOBBİNGLER!

Geçtiğimiz hafta öğretmenler günüydü gelin görün ki özel sektörde görevini ifa etmeye çalışan öğretmenlerin ekseriyeti için bugün bir anlam ifade etmiyor. Çünkü yapılan araştırmalarda öğretmenler kendini değersiz hissediyor. Özel sektörde görev yapan türlü sorunlarla uğraşıyor yıllardır. Yanlış eğitim politikaları popülist yaklaşımlarla her ile bir üniversite açılması öğretmenlik mesleğini iyice itibarsızlaştırdı ve adete sermaye sahiplerinin ekmeğine yağ sürdü işsiz öğretmenler ordusu oluştu, iş bulabilenlerde türlü sorunlarla baş emek zorunda. Öğretmenler bu sorunlara karşı artık yeter dedi ve örgütlenmeye başladılar. Öğretmenler benim de kurucuları arasında yer aldığım dernek ve sendika gibi sivil toplum örgütlerinin çatısı altında birleşip sorunlarını dillendirmeye başladılar. Yerelde başlayan bu başkaldırı virüs gibi yayılarak ulusala taşındı haber programlarına kanallarına çıkıldı, birçok yerel ve ulusal gazetede sorunlar dillendirildi.

Sosyal medyada gündemde kaldılar devamlı. Aslında bu durum okulu ticarethane öğretmenleri işçi velileri bir müşteri gibi gören patronlara karşı bir başkaldırıydı. Bu durum bazı şeylerin değişeceğinin de göstergesi olsa da özel sektördeki öğretmenlerin sorunları halâ bir dağ gibi duruyor karşımızda. Okullar açıldı hatta ilk yarı yıl tatilini geride bıraktık ama yasal olmamasına rağmen yarı yıl tatilinde öğretmenlerini okula çağırıp ders işleyen kurumların varlığını görmek insanı üzüyor. Bu öğretmenlerin hiç mi dinlenmeye ihtiyacı yok! Özel kurumlarda görev yapan yüzbinlerce  öğretmen özlük hakları konusunda yasal bir düzenleme beklemekteler. Türkiye’nin hatırı sayılır bir kolejinden birisinin en üstteki yöneticisi çalışan öğretmenlerinden sendika üyeliğinden ayrılması konusunda baskı yaptığına bizzat şahit oldum.

Hatta kurumun genel müdürü şahsıma da ‘’dernek ile sendika ile ne işiniz var işinize yoğunlaşın’’ demişti. Başka okullardan da öğretmenlerden dernek ve sendikaya üye olmamalarının, üye olmuşlarsa üyelikten ayrılmalarının istendiğini hatta bu durumun anayasaya aykırı bir şekilde sözleşmelere konulduğunu, öğretmen arkadaşlardan yöneticilerinin kendilerine dernek ya da sendikaya üye olmamaları konusunda baskılar yaptığını duymakta görmekteyiz. Hatta bazı öğretmen arkadaşlar ile sırf özel kurumlarda çalışan öğretmenlerin haklarını korumak için kurulan dernek ve sendikalara üye oldukları gerekçesiyle sözleşme yenilememekle tehdit edildiklerini söylemekteler. Bu durum bile örgütlenmenin haksızlıklara karşı gelmenin ne kadar önemli olduğunu göstermekte. Aslında öğretmenlere bu tarz söylemlerde bulunmak mobbingdir ve mobbing bir suçtur. Hukuken ise mobbing; iş yerinde çalışan kişilere karşı aynı iş yerinde bulunan bir veya birden fazla kişi tarafından uygulanan psikolojik taciz, hedef alınan kişi ya da kişilere yönelik devam eden; onların çalışma konusundaki motivasyonunu kıran psikolojik olarak onları yıpratan olumsuz tutum ve davranışlardır. Yapılan işlerin sürekli eleştirilmesi, sözün devamlı kesilmesi, yüzüne karşı ses yükseltilmesi ve azarlanması, mağdurun kendini göstermesinin ve ifade etmesinin kısıtlanması, bakışlar, mimikler ile ilişki kurmanın zorlaştırılması, özgüvenini kırıcı işler yükletilmesi, sözleşme yenilememe veya işten çıkarılmayla tehdit etmek ve daha fazlası.

Özel Sektör Öğretmenleri Birlikteliği Derneğinde yönetici olmam aynı zamanda yıllardır özel okullarda çalışmam bunun yanında gazetecilik kimliğimden olsa gerek bu mobbingle ilgili birçok olaya şahit oldum birçok öğretmenden bana şikayetler gelmekte. Peki bu tarz mobbinglere maruz kalan öğretmenler ne yapmalı? öğretmen kendisine mobbing uygulandığını nasıl ispat edecek? Bu konuda Yargıtay kararına göre öğretmenin mobbinge uğradığını gösterir emareler sunması halinde, ispat yükü yer değiştirerek işverene geçmektedir. Yani çalışanın okulda ya da kursta ya da başka bir iş yerinde maruz kaldığı baskıya ilişkin basit emareler sunması, iddialarında gerçekçi olması yeterlidir. Konu ile ilgili istikrar kazanmış Yargıtay Kararı şu şekildedir; “Mobbingin varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağı; davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesinin yeterli olduğu, işyerinde mobbingin varlığını gösteren olguların mahkemeye sunulması halinde, işyerinde mobbingin gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğü; tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporu, kamera kayıtları ve diğer tüm deliller değerlendirildiğinde mobbing iddiasının yeterli delillerle ispat edildiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir”

Ağır çalışma koşulları, itibarsızlaştırma, asgari ücretten düşük ücretler, eksik yatan sigorta primleri, angarya işler uzun çalışma saatleri bir yana dursun yöneticiler tarafından uygulanan mobbingler nedeniyle öğretmenler tam anlamıyla kendini mesleğine verememektedir. Mutsuz öğretmenler geleceğin teminatı ülkenin yarınları olan genç nesilleri nasıl yetiştirsin? Kurum sahipleri ve yöneticilerin öğrenci memnuniyetinden önce öğretmeni memnun etmeli, öğretmene işçi öğrenciye müşteri gibi bakmamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Gözüaçık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.