İKİNCİ HİTLER’İN SOYKIRIMI SİNEMALARDA

İnsan denince aklınıza iskelet sistemi üzerine geçirilmiş organ ve deri geliyor değil mi? Öyle etten, kemikten insancıklar… İnsan fikir, düşünce, inanış, ümit, bağlanma, aidiyet, kimlik, duygudur. Eğer bu saydığım et, kemik dışındaki unsurlar hasta olursa insan atom bombasından bile daha tehlikeli hal alır. İzliyorsunuz değil mi? Eti kemiği ayakta olup; diğer unsurları hastalanmış, kirli fikirlerin ne kadar tehlikeli hal aldığını. Bir hastalıklı düşünce kaç çocuk eder, kaç çocuk feda edilir hastalıklı bir fikir uğruna? Kaç kadın? Kaç masum? Yeşaya kehaneti kaç insanı yerinden ederek israile yer açar koca dünyada. Sığamadığı, doyamadığı karnını ne kadar kan doyurur.

çocuklar… Irak’ta, Afganistan’da, Mısır’da, Suriye’de, Filistin’de… Sevgili dünya ‘’Birleşmiş Milletler Çocukları Koruma Sözleşmesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına Yönelik Avrupa Sözleşmesi, Protokoller, dini değerler, insani değerler, vicdani değerler ‘’hepsi yerle yeksan olmuş durumda. Dışardan baktığımızda dolu dolu görünen o cevizin içi çürük çıktı. Kırılma noktası da Filistin oldu. İçinin bu kadar boş, bu kadar atıl durumda olduğunu tarih bize şimdilerde gösteriyor.

Yüreğiniz dayanıyor mu bilmiyorum. Filistin meselesi Ulusların olay karışık deyip karışmayıp, aksine ateşe odun atıp kaçtığı meseledir. Sizce karmakarışık mı? Çoğu medeni insanların sus pus olduğu, sözleşmelerin yetemediği, elektriksiz, susuz, ekmeksiz kalınacak kadar, daha doğmamış bebelerin ölmesi kadar karmakarışık mı? Siviller ölürken müzik aleti çalıp oynayacak kadar, parti verip, ölümlere kahkaha atacak kadar karmakarışık mı? Hayır, o kadar da karışık değil aslında. Silah satanın kazandığı, parası olanın konuştuğu, nerdeyse her ülkede şirketleri ile büyümüş, parayı tanrı zannedenlerin tanrı kesildiği, işgalci kelimesinin yerleşimci olarak yumuşatıldığı bir meseledir. Sapanlara karşı bomba atılan, nefsi müdafaanın sınırlarının arşlar kadar aşıldığı, soykırım yapılan, çocuklardan geriye hiçbir uzuv kalmayan, hamile, bebek, yaşlı, kadın, masum kelimelerinin anlam ifade etmediği bir mesele. Mesele çok açık aslında düğümün fazla olma sebebi ise çözülmesini istemeyenlerin uydurduğu yalan. Aman düğümler çözülmesin, aman savaşlar durmasın, aman ha aman barış olmasın… Nasıl olacak de mi? Para, silah, petrol, zevki sefa nasıl gelecek? Şerefli, namuslu çalışınca olmuyor ki? Ne olacak yüksek çıkarlar?

. Hastalıklı zihin atom bombasından daha tehlikelidir. Tarihte öğrendiğimiz tüm vahşetler hastalıklı zihne sahip liderlerin toplumu kaosa ve çıkmaza sürüklemesi ile oluşmuştur. Bugün Netenyahu ‘nun kehanetler, ırkçılık, soykırım içeren söylemleri zihninin resmidir.

TEK SAVAŞ VAR ASLINDA İYİ İLE KÖTÜNÜN SAVAŞI. Bu o kadar da karışık değil aslında. Bu resme nerden bakarsan bak çok da karışık olmayan, iyi ve kötünün belli olduğu bir savaş bu.

Böyle olmamalıydı dünya. Bir baba şehit olan kıvırcık saçlı, gül kokulu küçük meleğinin gözünü öpmemeliydi, ona canlı kanlı sarılmalı gelin olduğunu, büyüdüğünü görmeliydi. Ben makarna yiyordum İsrail üstüme bomba attı dememeliydi küçük bir çocuk. Poşetlere konmamalıydı minik bedenlerden kalan parçalar, tenlerinde ağır silahların yaraları ağıtları, çığlıkları duyulmamalıydı. Güç sarhoşlarının kurbanı olmamalıydı insanlık. İnsanlar bu kadar kör olmamalıydı. İkinci Hitlerin soykırımı sinemalarda, dünyaya canlı canlı izletiyor. İyi seyirler dünya…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.