Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

-ve Yazıp Süsleyen Baba-Oğul-

6 Şubat 2023 depremiyle Elbistan’da binlerce ev gibi yüze yakın cami ve/veya minaresi yıkıldı. İçinde maalesef tarihi camiler de var. Bunlardan Ulu Cami’nin hem minaresi yıkıldı hem de binası ve kubbesi hasar aldı; bu yüzden ibadete kapatıldı.

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

 Diğer tarihi camilerimizin de Ulu Cami’nin de er geç tamir edilecektir. Bu tamirat sırasında kitabelerin temizlenmesi ve depremle düşen minber girişi üzerindeki kitabenin de -kırıldı ise tekrar aynı şekilde yapılıp yazılarak- yerine konması gerekir. Bu vesile ile caminin kitabelerini yazmak isterim.

Camideki süslemeleri kitabeleri yazan Taftafzâde baba-oğul[2]:

Aşağıdaki bilgiler ömrü boyunca Elbistan’da yaşamış dedem Hacı Ahmet Güler’den (1905-1977) öğrenip yazmıştım. 1980’li yıllardan itibaren fırsat buldukça Elbistan’ı iyi bilen yaşlılara da Ulu Camii’nin içindeki kalem işi süslemeleri kimin yazdığını sorup araştırarak varsa farklı bilgiler tespit etmeye çalıştım. İki kişi “Nuri Davdav yazdı” derken çoğu “Çok önce babası Rüstem Efendi yazmış, büyüklerimiz öyle derdi; oğlu Nuri Usta da üzerinden giderek yeniledi” dedi. Vardığım kesin netice şudur; caminin kalem işi süslemeleri ve kitabeleri, 1872 yılında cami tamir edilirken ilk olarak Taftafzâde Rüstem Efendi tarafından yazılır. Bu arada mihrap ve minber Hristiyan bir mimar tarafından büyük ölçüde -Barok üslubunda- onarılır. Rüstem Efendi, tamiratı ve kalem işlerini ifade eden tamiratı bir taşa yazarak minarenin orta kapısına yakın bir yerine yerleştirir. Aşağıda bilgi verilmiştir.

1922’de Taftafzâde Rüstem Efendi’nin oğlu Mehmet Nuri Davdav (1872-1947), kalem işi süsleme ve yazıları üzerinden giderek, dökülen kısımlarını tamamlayarak yeniler. Ayrıca minber kapısının üzerine kemer olarak düzenlediği taşın alnına kelime-i şahadeti, yazdığı tarihi ve kendi adını yazarak yerine kor.

Elbistan’ı ve mahalleyi çok iyi bilen, çarşı içindeki kilise hakkında da bilgi aldığım 2012’de 99 yaşında vefat eden rahmetli Sait Arığ’dan, oğlu Sadri Arığ şahitliğinde, 2011’in ilk günlerinde sorum üzerine önceki bilgiler şu ifadelerle teyit edilmiştir: “Minber ile mihrap çok önceden vardı, ne zaman yapıldığını bilmem; Nuri Usta, camideki süslerin ve yazıların üzerinden gitti, bir de minberin kapısının üzerine bir taş yerleştirdi. Bu taştaki yazıları da o yazdı…” demiştir.

1) 1872 yılında yapılan tamir ile süsleme ve yazıların kitabesi:

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

 Bu tamir Kitabesi: aşağıdaki fotoğrafta oklarla gösterildiği üzere minarenin sekizgen olan pabuçluk kısmının (orta yani dama çıkan kapısının çıkışa göre sol tarafında, damdan itibaren beşinci, (pabuçluk ile gövdenin birleştiği kemerden aşağı yedinci) sıra taş örgü içine yerleştirilen yonu taş üzerine dört satır olarak yazılmıştır.

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

Kitabenin Okunuşu:

1. Târîh-i ta’mîr

2. Taftaf zâde

3. Rüstem

4. Muharrir, sene: 1288 (1872)

Kitabedeki “Muharrir” kelimesi, “Yazan, tahrir eden” anlamınadır. Birçok araştırmacının ‘Muharrir’ kelimesini Rüstem kelimesinden önce okuyarak “Muharrir Rüstem” şeklinde ön ad gibi yazması yanlıştır. Elimizdeki Mehmet Nuri Davdav’ın nüfus kaydında (babasının) adı sadece Rüstem’dir. Bu kitabede Taftafzade Rüstem, tamiratın tarihini (1872) belirtirken cami içindeki kalem işi yazı ve süslemeleri, aynı zamanda bunları belirten kitabeyi de kendisinin yazdığını kastetmektedir.

● 1872’den önce cami içinde kalem işi süslemenin olup olmadığı bilinmemektedir.

2) Minberdeki kitabe:

Minberin kapı kemerinin alnına yazılmıştır.

Okunuşu: “Lâ ilâhe illâ’llâh Muhammedün Resûlu’llah”

Türkçesi: Allah birdir ve Muhammed onun elçisidir.

Bu yazının sol alt köşesine, Nuri Davdav Usta’nın yazdığını belirtmek üzere “Eser-i Nuri” ve sağ alt köşesine de yazının yazıldığı tarihi “1340”/(1922)  yazılıdır.

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

● Kubbe dâhil camideki yazı ve süslemeler, 1955’te “Boyacı Ali Usta” olarak tanınan Elbistan’ın Kızılcaoba Mahallesi’nden Ali Kâğıtlı tarafından yine üzerinden gidilerek yenilenir. Son olarak 2008’deki restorasyon sırasında da aynı şekilde yenilenmiştir.

3) Yanlış okunan 1816 yılında yapılan tamir kitabesi:

Son cemaat yeri cephe duvarının kuzeydoğu köşesine yerleştirilen ve 0.32 x 0.52 m. ölçülerindeki mermer levhaya sülüs hat ile yazılan kitabe, iki satır gibi görünse de tarihi ile birlikte üç satırdan oluşmaktadır.

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

Kitabenin iki kelimesi yanlış okunmuştur. Yanlış okunan kelimelerle hesaplanınca ebcet hesabı ile verilen 1231 tarihi tutmamaktadır. Önce birçok kaynakta olan daha çok birbirinden alınarak kullanılan yanlış okunuşunu verelim:

Yanlış Okunan:

1. Düşürdî Vehbî habibi dedi tarih

2. Güzel oldu bu ta’mir mübarek Allah

3. 1231

Doğru Okunuşu:

 

1. Düşürdî Vehbî habî dedi tarih

2. Güzel oldu bu ta’mir mâşâllah

3. 1231 (Miladi: 1816)

Kitabede iki kelime yanlış okunmuştur: Birincisi, kitabenin birinci satırının üçüncü kelimesi (Habî) iken “Habibî” olarak; ikincisi de ikinci satırın son kelimesi (Maşallah) iken “Mübarek Allah” okunmuş söz konusu edilen birçok kitap ve makalelerde de öyle yazılmıştır.

Habi’nin “habibi” olması için kelimede ikinci bir ‘be’ ve iki ‘be’ arasında da ayrı bir ‘ye’ harfi gerekir ki yok. Kitabedeki olan (ha, be, ye harfleri ‘habi’den başka okunamaz. Maşaallah kelimesi ise -itinasız olsa gerek- “Mübarekallah” diye okunup yazılmış!

Kitabede; şair Vehbî[*] ebcet hesabıyla[**] Ulu Camii’nin tamir edildiği Hicrî 1231 yılını belirtmiştir. Bunu yaparken de müthiş bir ustalık sergilemiştir. Yanlış okuma ve anlamlandırmalar bu hesabı da bozmaktadır.

Şimdi, tarihin düşüldüğü ikinci satırın ebcet karşılıklarını verip toplayalım:

Güzel: 63 + Oldu: 51 + Bu: 8 + Ta’mir: + 720 + Mâşâallah (diye doğru okunursa): 409 = 1251.

Hicri 1251 yılını bulduk; oysa kitabenin üzerinde 1231 yılı var. Öyle ise yanlışlık mı yaptık? Hayır! Ama eksiğimiz var. Henüz işlem bitmedi. Şöyle ki:

Şair, birinci satırında ne diyor? “Düşürdî  Vehbî,  habi’i..” yani tarih düşürmedi, “ikinci satırın toplamı olan “1251’den, habi’nin karşılığı olan 20’yi düşürdü..” diyor. Düşürelim: (1251-20 = 1231). Bu Ulu Camii’nin tamir tarihidir. 1816’nın karşılığıdır.

Habi’nin ebcet karşılığı 20’dir; Habibi’nin ise 32’dir. Fark +12.
Maşallah’ın karşılığı 409, Mübarekallah’ın karşılığı 329’dur. Fark -80

Habibi ve Mübarekallah diye okuyarak ebcet ile hesaplasaydık;

1231 + 12 = 1233; 1233 - 80 = 1153 tarihi çıkardı.

4) Ulu Cami’nin 637 / 1239 Tarihli İnşa Kitabesi

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

Okunuşu:

1. “Fi eyyâm-ı devlet-i es-Sultanü’l-muazzama Gıyâsu’d-dünya

2. Ve’d -dîn Ebu’l-Feth Keyhusrev bin Keykubâd Kasîm Emir

3. El-mü’minîn emere bî-inşaihi  el-emîrü’l-isifehsalar Mübârizü’d-devlet-i ve’d-dîn

4. Ebbûl’l-izzi Cavlı ez-zevvâk es-sultânî fî sene Muharrem seb’a ve selâsin ve sitte mi’e.

Türkçesi:

“Büyük sultan, dünya ve dinin koruyucusu, fethin babası, müminlerin emiri, Keykubâd Kasım’ın oğlu Keyhüsrev’in saltanatı günlerinde, büyük komutan, izzet ve zevk sahibi Mübârezeddin Çavlı tarafından 637 (Miladî: 1239) yılının Muharrem ayında inşa ettirildi”

Yavuz’un son dönemi ve Kanuni’nin ilk döneminde Dulkadir Beyliği yapan Şehsuvaroğlu Ali Bey (Beyliği 1515’te başlamış 1522’de katledilmiştir) tarafından tamir ettirilmiş ve atalarına saygı babından ilk kitabesini yerine koydurmuştur.

● Mükrimin Halil Yinanç, “Mübârezeddin Çavlı Bey tarafından yaptırılan Ulu Camii’nin kapısı üzerindeki kitabenin 1239-1240 tarihini taşıdığını ve caminin sonradan tamir edilerek içinin Osmanlılar döneminde, belki de Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı mimari tarzına uygun bir şekilde tebdil edildiğini[3]” belirtir.

● “Caminin sadece Dulkadir Beyliği hükümdarı Şehsuvar oğlu Ali Bey (1515-1522) zamanında yapıldığını düşünüyoruz.” diyen Prof. Dr. M. Özkarcı’dan özetleyelim: “M. Sözen, ‘caminin XV. Yüzyılın sonu, XVI. Yüzyılın başına tarihlenebileceğini’ ifade etmiştir. O. Aslanapa, ‘şimdiki caminin Şehsuvaroğlu Ali Bey (1515-1522) tarafından saltanatının son beş yılı içinde inşa edilebileceğini ve taç kapının üstünde yer alan kitabenin de başka yerden alınarak sonradan buraya konulduğunu’ belirtmiştir. A. Durukan, ‘16. Yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilebileceğini’ kaydetmiştir[4]

● Prof. Dr. H. Gündoğdu, Prof. Dr. O. Aslanapa’nın fikrine katılarak “Dulkadirliler’in tek hâkimi Alaüddevle’nin öldürülmesinden sonra, Osmanlılarca onun yerine getirilen ve kısa bir müddet de olsa Elbistan’ı yeniden imar etmeye çalışan, Alaüddevle’nin kardeşi Şehsuvar Bey’in oğlu Ali Bey (1515-1522) tarafından Osmanlı üslubunda yeniden yaptırdığı akla uygundur.[5]

DİĞER KİTABLER

5) Mihraptaki Kitabeler:

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

Caminin 1872 tamiratı sırasında mihraba simetrik olarak iki mermer levha üzerine sülüs hattı ile yazılan iki ayet:

1) Fevelli vecheke şadre’l-mescide’l-harâm (2/144)]

2) Küllemâ dehale ‘aleyhâ Zekeriyya’l-mihrâb (3/37 kısmen)

6) Kubbe göbeğindeki yazı:

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

İhlas suresi yazılmıştır: Bismillahirrahmanirrahîm. Kûlhevellahü âhed. Allâhü’s-samed. Lemyelid velem yûled. Velem yekûnlehû küfüven âhed. (112/1-4)

 7) Orta kubbenin pandantiflerine yazılanlar: Dört halifenin ismi; Ebubekir, Ömer, Osman, Ali

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

8) Güney yarım kubbeye yazılanlar: Allah, Muhammed:

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

9) Kuzey yarım kubbeye yazılanlar: Hasan, Hüseyin

 

Elbistan Ulu Cami’nin Kitabeleri[1]

…………………………………………………………………

[1] Arif Bilgin, Tarihten günümüze Elbistan ve köylerindeki camiler, sayfa: 123-154, 2011 İzmir.

[2] Kitabedeki Rüstem (en büyük çocuğuna göre takriben 1840’lı yıllarda doğmuş olmalı), caminin minberinde imzası olan, halk arasında “Davdav Nuri Usta” diye anılan Mehmet Nuri Davdav’ın (1872-1947) babasıdır. Aile Avşar boylarından Taf’lara mensuptur. Taflar Elbistan merkezine olduğu gibi köylerine ve başka bölgelere de yerleşmiştir. Taflar sonraları “Taftaf” olarak Elbistan’dakiler de “Taftafzadeler” olarak anılmışlardır. Daha sonraları Elbistan’ın içinde ve bazı köylerinde (hatta Türkiye’nin birçok yerleşim yerinde) yaşayan ailelerin soyadları az çok değişmiştir. Mesela Tarağa, darak; tırnağa, dırnak denmesi gibi sert sessizleri yumuşatmayı seven halkımız, Taf’ı Daf ve Taftaf’ı da Dafdaf (ve Davdav) şekline sokmuştur. [Taf’taki fe() ile Tav’ın vavı(ڡ) ve Daf’ın fe’si() ile Dav’ın vav’ı(ڡ) arasında eski harflerle yazıldığında sadece bir nokta fark vardır; eskimiş kâğıtlarda bu yazılar yanlış okumaya elverişlidir.] Şimdi bölgemizde soyadları Tavtav, Davdav, Taftaf ve Dafdaf olarak anılan soyadları vardır. En net örneklerden biri şudur: Taftafzade Rüstem’in oğlu Nuri Davdav’dır.

[*] Kitabede geçen şair Vehbi’yi, Maraşlı Şair Sümbülzade Vehbi zannederek öyle yazmıştım. Yazıyı okuyan Mehmet Karanlıktagezer, 1816 olan tamir tarihinin Sümbülzade Vehbi’nin yaşadığı döneme (1719-1809) uymadığını hatırlattı. Demek ki Vehbî adında başka bir şair tarih düşmüştür.

[**] Bana, yanlış okunan kelimelerin habibi değil habi ve mübarekallah değil maşallah olarak okunması gerektiğini söyleyen ve kitabenin ebcetle hesaplanmasında katkıları olan; memleketinde de bu alanda bilirkişi olarak görev yapan Kilisli Abdulhamit Tektuna Bey’e teşekkürlerimi sunarım.

[3] M.H.Yinanç, İslam Ansiklopedisi, c: 4, s:226

[4] Prof. Dr. Mehmet Özkarcı, Türk Kültür Varlıkları Envanteri-46, c: II, s: 1011; Prof. Dr. Oktay Aslanapa; Türk Sanatı, c: 2; s: 231; İst. 1973. M. Sözen, Türk Mimarisinin Gelişimi ve Mimar Sinan; s: 41; İst - 1975. M. Sözen, Diyarbakır’da Türk Mimarisi, s: 260; İst. - 197; Kültür ve Turizm Bak. Ankara–1986.

[5] Hamza Gündoğdu, Dulkadırlı Beyliği Mimarisi, s:23, 24

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.