ÖN YARGI

Yargı; bir konu, kişi, durum hakkında oluşan kanaat ve düşüncedir. Ön yargı ise ilk izlenim, ilk düşünce, beynimizde çakan o ilk ışık ile oluşan yargı öbeğidir. İlişkiler kilim motiflerine benzer. İlk yargımızın ipi, ilmeği, dokuması yanlış olursa desen bozulur ve ortaya güzel bir kilim çıkmaz. Sonradan düzeltsek de dokumayı; bir yerde o yanlış ilmek kalır yok olmaz.

İlk iş, ilk arkadaşlık, ilk tanışma, ilk bakış… İlkler bizde önemlidir. Çünkü temel bu ilk izlenimler ile oluşur ve üzerine tuğla konularak bir bina ortaya çıkar. Temeli bozuk olan, önyargı ile başlayan ilişki ise en basit sorunla yerle bir olur. Ortada bir cinayet var ise o an karşımıza elinde kesici aletle çıkanı o suçun şüphelisi olarak kabul ederiz. İnsanların giyimleri, kuşamları, okudukları kitaplar, yaşadıkları evler hepsi bizde bir izlenim oluşturur ve bir yargıya varırız. Ahmet bize göre varlıklı, Mehmet beş parasız, Aylin kötü, Ayşe iyi… İşte bu yargıları biz hem gördüklerimize hem de kendi yaşanmışlıklarımız ile ediniriz. Ön yargı ise bizde biriken kültür seviyesi ve karşıdakinin hali ile gelişen ani yargı durumudur.

Nasrettin Hoca’nın ‘’Ye Kürküm Ye’’ fıkrasını biliriz. Nasrettin Hoca eski kıyafetleri ile gittiği davette pek yüz bulamaz, yüzüne bile bakmazlar. Kürkü giyer gider davete. İkramlar, hizmetler bitmez, aşırılığa kaçarlar ve Nasrettin Hoca kerametin kürkte olduğunu anlayınca ‘’Ye Kürküm Ye ‘’ der. Çoğu zaman kürkümüz değil mi ön yargı oluşturan. İlk önce karşımıza kim çıkarsa çıksın şöyle bir üstüne başına bakarız. Kimdir, nicedir, nerden gelip nereye gidiyor diye.

Toplumda oluşan genel yargılar da bizde ön yargı oluşturur. Bunun en iyi örneğini ‘’Yeşil Yol’’ adlı filmde görebilirsiniz. Dış görünüş bizi nasıl da yanıltır değil mi? Suçlu tipi, günahkâr tipi, mazlum tipi, masum tipi gibi genel tiplemeler bizi yanlış düşünmeye, doğrudan uzaklaşmaya itebilir.

‘’Ön yargıları yıkmak Berlin Duvarını yıkmaktan daha zordur .’derler. Kafamızın içinde oluşan önyargıları yıkmak için ne kadar uğraşsak da; kendimizi o ilk izlenime inanırken ya da ilk izlenimi çürütmeye çalışırken buluruz. Yeni tanıştığımız insanlar hakkında geldikleri yer, giydikleri kıyafet, okudukları okul, yaptıkları iş gibi unsurları harmanlayarak kanaate varırız. Bir insanı tanımak çok zaman alır. Tek bir an, tek bir davranış yeterince tanımak için tüm unsurları bünyesinde barındırmaz.

Karşımıza çıkan olaylara, durumlara, kişilere zaman vermeden hemen kanaate varmak yerine; çokça zaman tanıyıp gerçeği görmeyi öğrenmeliyiz. Gerek sosyal hayatta gerek iş hayatında ön yargılardan arınmalı ve objektif bir bakış açısı kazanmalıyız. Mevlana ‘’İnsanları gördüklerinde arama, görmediklerinde ara. İçidir hakikatin resmi, dışı sadece bir manzara …’’demiştir. Ne dersiniz, manzara bizi yanıltmasın. Hemen ön yargıya kapılıp hem kendimize hem karşımızdakine zarar vermeyelim. Bilakis sabırlı olup, zaman verip olayların iç yüzünü öğrenip dayanağı sağlam yargılar edinelim.

Albert Einstein ‘’Önyargıları parçalamak; atomun çekirdeğini parçalamaktan daha zor .’’ der. Ne olursa olsun bakış açımızı geniş açı alarak, sığ ve dar düşüncelere yer vermeksizin kanaate varmalı. Tek bir anla, tek bir davranışla insanları yargılamamalıyız. Sevgi ve saygı dili ile ön yargı tabularını yıkmalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder

# yol, HEM

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.