MEHMET GÖÇER AĞABEYİN ARDINDAN

MEHMET GÖÇER AĞABEYİN ARDINDAN

           2011 Yılının başıydı. Emekli olup gelip Elbistan’a yerleşmiştim. Boşluğa düşmemek, boş vakitlerimi  değerlendirmek istiyordum. Sivil toplum örgütleri ile temas kurup, çalışmalarına karnca kararınca katkıda bulunmak niyetinde idim. Birkaçı ile görüştüm (Ağaçlandırma derneği …vs) ama tatmin edici bir sonuç alamadım. Aklıma Elbistan’ın Sesi Gazetesi’ne uğrayıp faal olan örgütler hakkında bilgi almak geldi.

           Mehmet ağabeyi daha önceden tanıyordum ama, tabiidir ki kendisi beni tanımıyordu. Ziyaret edip kendimi tanıttığımda çok memnun olmuştu. Bu memnuniyetin sebebi benim emekli Or.Yük.Müh. olmam ve kendisinin de etrafının ormanlarla çevrili yemyeşil bir Elbistan hayalinin olması idi. Elbistan’ın çevresinin ve Şardağı’nın nasıl ağaçlandırılabileceğini, Elbistan’da Orman İşletme Müdürlüğünün kurulup kurulamayacağını uzun uzun konuştuk. Bu konuşmalarımızı yazıya dökmemi ve gazetede yayımlatacağını söyledi. Ben konuya ilişkin üç-dört yazı yazdım. Sağ olsun, O’ da yayımlattı.

           Bu arada Şardağı’nın etrafındaki potansiyel ağaçlandırma sahalarının hazineden Or. Gen. Müdürlüğü’ne tahsisi çalışmalarını Mehmet ağabeyin öncülüğünde başlattık.Bu kolay bir iş değildi ama, yürürlükte ki mevzuatın gereğiydi.İlgili tüm kurumların(Hazine, Belediye, Tarım…vs.) görüşlerini  alınacak, rapora bağlanacak ve tahsis talebinde bulunulacaktık. Raporu şu an emekli olan ve o zaman Elbistan Orman İşletme Şefliği’nde çalışan hemşerimiz Or.Mühendisi H.Ahmet Götürler bey hazırlayacaktı. O mübarek adam, o yaşına rağmen önümüze düştü; kapı kapı dolaştık. İnanın ben o zaman kendimden utanmıştım. Sevindirici olan, kolay olmamasına rağmen bu çabaların sonuç vermesiydi. Ağaçlandırma çalışmaları bir uçtan başlatıldı. Çok isabetli bir kararla Elbistan’da Ağaçlandırma Şefliği de kuruldu. Ne hikmetse, hangi gerekçeyle bilmiyorum bu şeflik bir-iki yıl sonra kapatıldı. Mehmet ağabeye yine iş düşmüştü. Anılan şefliğin tekrar açılması için gerekçeleriyle beraber( Elbistan’n ormancılıktan yana ihmal edildiğin, payına düşeni alamadığın, birilerinin kadrine uğradığını, potansiyel ağaçlandırma sahalarının çok geniş bir alanı kapladığını, mevcut ve kurulacak olan termik santrallerin de dikkate alınması gerektiğini…vs dile getirerek) çalmadık devlet kapısı, ulaşmadık etkili ve yetkili siyasetçi bırakmadık. Ama derdimizi de bir türlü anlatamadık.

           Bu arada benim ormancılıkla ilgili yazılarımdan sonra, Mehmet ağabeyin onayından geçen şiirlerim de E.Sesi’nde yayımlanmaya başlamıştı. Bundan aldığım cesaretle; Köy hayatı, okul, öğretmenlerim ve 35 yıllık meslek hayatımın ibret alınacak ve ben de iz bırakan olaylarını

yazmaya başladım . Mehmet ağabeyin onayı ve  tavsiyesi ile de yayımlanmaya başlamıştı..İlk anının yayımlanmasından bir müddet sonra ikinci anıyı yolladım.Aradan uzun bir süre geçmesine rağmen yayımlanmadı, ben de üzerine düşmedim. Benim gibi birinin yazısı yayımlansa ne olacak, yayımlanmasa ne olacak diye düşünmüştüm. Mehmet ağabeyi bir ziyaretimde ; yazı yazmaya devam edip etmediği mi sordu. Ben de ilk anıdan sonraki anımı gönderdiğim halde yayımlanmadığını söyledim.

           -‘Neden yayımlanmadı’ dedi

           -‘Bilmiyorum, belki de yayımlamaya değer bulmamışlardır’dedim.

Hemen sabit telefon hattından birini aradı ve yazımın neden yayımlanmadığını sordu. Telefonun karşısındakinin kim olduğunu  ve ne dediğini bilmiyorum ama, Mehmet ağabeyin  karşısındakine söylediği çok önemliydi ve aynen şöyleydi.”BİZ BU MEMLEKETTE GÖÇERLER OLDUYSAK, HERKESE AYNI MESAFEDE OLDUĞUMUZ İÇİN OLDUK.”İşte O muhterem insan bu cümlede saklıydı!!!.Mehmet Göçer daha nasıl anlatılabilirdi ki…Bana gelince; duymasam bile karşıdakinin ne demek istediğini anlamıştım.Yayımlanan yazımda” Ankara Hukuk fakültesi’nden sınıf arkadaşım ve aynı yurtta beraber kaldığım Pazarcık’lı canım kardeşimin M.Gül’ün okulunu bitirip C. Savcısı olduğunu, suçsuz ve günahsız bir sürü insanın hayatını kaybettiği “KANLI ve KARANLIK Maraş olaylarından sonra Tunceli’ye atandığını, bu atamanın onun için ölüm fermanı olduğunu; bile bile ölüme gönderildiğini , şehit edildiğini ve oğluma da adını verdiğimi yazmıştım. Bu yazı birilerini rahatsız etmiş olabilir veya  fikrimizi beyan etmemiz de birilerini huzursuz etmiş olabilirdi.Yayımlamamakta da haklı olabilirlerdi. Benim için bu olayın önemli tarafı ise: Okul hayatımda, meslek hayatımda; ideallerim uğruna ödemiş olduğum bedellerin yetmemiş olması ve hâlâ ödemem gereken bedellerin olduğunu  anlamış olmamdı!!! Ve anılarım yayımlanmaya devam etmiş, Mehmet ağabeye olan saygım da katlanarak artmış, görüşmemiz de devam etmişti.

           Halını hatırını sormak için aradığımda( son aradığımda Yalova’da idi) ve ya matbaaya uğradığımda ;” Feyzi bey hele senin mahduma(oğluna) sor bakalım. İl olacak ilçelerle ilgili bir çalışma var mıymış? Varsa ne aşamadaymış?..Ben de görüşür aldığım bilgileri kendisine aktarırdım. Maalesef bu konu ile ilgili olarak sayın böyüklermizden sevindirici haber alıpta  kendilerine  iletemediğim için çok, ama çok üzgünüm. Çünkü O’nun Elbistan’ı il olarak görmeyi ne kadar çok istediğini çok iyi biliyorum. Ama olmadı, göremedi. Keşke görebilseydi.

           Saygıdeğer ağabeyim, uçmağa vardın. Eminim ki ruhun göklerde Elbistan’ı ve bizleri seyrediyordur. Elbistan il olduğu ve etrafındaki bozkırlar da yemyeşil ağaçlarla donatıldığı zaman ruhun ‘ŞAD’ olacaktır. Mekânın CENNET OLUR İnşallah.Hakkımız sana helal olsun.

                   Sen de bizlere hakkını helal et koca çınar;

                    Nur içinde yat ulu çınar….                                                

                 Feyzi TAŞOLAR

 

           

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyzi Taşolar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.