KARA GÜN BURASI ELBİSTAN!

SAAT:04.17 PAZARCIK 7.7 / SAAT:13.24 ELBİSTAN 7.6

(Depremde ölen Vatandaşlarımıza ve Hemşerilerime Allah’tan rahmet; yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.)

100 yılın değil, bin yılın felaketi. Dokuz saat arayla; toprağı ikiye ayıran, taş üstünde taş bırakmayan, dünyada eşi benzeri yaşanmamış bir felaket! Binlerce ölüm!

Keder büyük! Acı hissedilmeyecek kadar yakıcı! Sadece evler mi kaldı? Bir yarısı, hayatı, canı, umutları, geleceği. Geçmişi. Kimse ile vedalaşamadan; soramadan, cevap bile vermeden. Gözyaşı dökmeden! Ana babasının elini son bir kez öpemeden vedalaştılar. Çocuğunun yanağına son bir buse konduramadı! Okullar bile bitmedi. Karne almadık daha. Yazın dondurma yiyecektik. Firik yapacaktık. Pancardan oyuncaklar. Okuyup adam olacaktım. Üniversitenin son yılım doktor olacaktım. Belki de hemşire, asker. Ben diyor birisi sessizce “ Deprem Bilimci” olacağım. Buralar fay üstünde ya! Ben de mühendis olacaktım. Anam tarlaya gündelikçi gider. Öpülesi elleri ile nohut yoldu. Beni okutuyordu. Ne oldu bilmiyorum. Bir mühendisin hatalı çizimi mi? Yoksa malzemeden mi çaldılar? Zannetmiyorum! Öyle olsa üzerimde ki tonlarca ağırlık nereden geldi? Ben de kızımın elini bırakamıyorum. Yıllarca onu büyütmek için uğraştım. Gözünün içine bakmaya kıyamadım. Tanımadığım biri ruhsata onay vermiş. Kızım tonlarca ağırlık taşıyor omuzlarında, bu yaşında. Allah’ım neden? Onun bedeni çok küçük! Beni alsaydın? Ben taşıyabilirim! Ben babayım. Bu sene daha sınava girecekti. Ailemizin göz bebeği! İftarımızdı. Köydeki tek üniversiteli kız benim olacaktı! Yıllarca bunun hayaliyle avundum, durdum!

Üzerinde ki tonlarca ağırlık varken bile umudunu yitirmeden bekleyen Kardeşim! Belki de “Beni duyan var mı?” diyemeden. “Sesimi duyan var mı?” diyene, duysa da; günler sonra soğuk kış günü, ses veremeyen. “Anne galiba ben öldüm! Çok üşüdüm anne sar beni” dediğinde, annesinin cansız bedenini bir kolonun altında görüp, gözyaşları donan çocuğun feryadı! Duyulmadı saatlerde, günlerde. Zaman durdu sanki. Evet, zaman durdu sanki! Yaşamlar ve umutlar beton yapılara gömüldü. Sessizce teslim oldular.

Ağlasan gözyaşı kalmadı! Bağırsan ses çıkmıyor.

Sen bu gün beni yendin! Yardımda aldın! Yenildim kabul ediyorum. Ama sen Elbistan’ı ve Elbistanlıyı tanımamışsın! O yaralarını sarar ve ayağa dimdik kalkar! Yüzyılların başkentidir! Varsın İl olmasın! Sen memleketsin! Sen Anasın! Sen Babasın!

Burası ELBİSTAN! Allah’ın izni ile bu da geçer!

Ben Adnan ÖZER Dua ve Saygılarımla!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Özer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.

01

Elbistanli - cok guzel bir yazi emegine duyguna saglik

güzel mesajlarda vermissin helal olsun

ama Elbistanimiz icin dönüm noktasi ya gelisir yükselir yada bir 50 yil geriye gider

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Mart 15:23