VİTRİNE ÇIKMAK MI?

1928 yılında Of’ta doğar. 1 yaşında babasını, 10 yaşında annesini kaybeder. Hayata 3-0 geride başlar. Atatürk’ün öldüğü zamanlardır. Ülkede şartlar zor ve ağırdır. Zonguldak’ta madenlerde çalışan abisi, Onu yanına alır. Beraber madenlerde çalışırlar. Yatacak yerleri olmadığından atlarla beraber ahırda kalırlar. O yaşlarda; onlarla beraber koşmak, oynamak en sevdiği oyundur. At binmeyi de burada öğrenir. İlkokulda öğretmenleri çok zeki olarak tarif ederler.  Kimsesi olmayan birisi için okul hayatı çok zordur. Bir defter bulmuştur. Konu geçince siler. Yeni konuda tekrar kullanır. Bir defter ile o seneyi bitirirdi. Kalemi ise hiç olmamıştır. Zengin çocukların attığı kalemleri alıp, kamış takarak kullanırdı. Hocası “Sen de atlar gibi, çok iyi koşuyorsun! Koşucu yapalım” dediği günden beri koşar. Çıplak ayakla çok yarış kazanır. Milli atlet olmuştur. İstanbul’da yabancıların olduğu bir yarışta her zaman ki gibi çıplak ayakla kazanmıştı. Yarışmayı anlatan spiker Onun saç rengi ve fiziğinden dolayı İngiliz zanneder. Fenerbahçe kulübü o yarıştan sonra ayakkabı ve eşofman hediye eder. İlk defa kendini çok mutlu hissediyordur. Neden mi? Koşu ayakkabısı olmuştur. 1948 Londra olimpiyatlarına kimsesizlikten gidemedi. Spor kafilesi yurda döndüğünde; çeşitli nedenlerden gidemeyenlerle, gidenler yarıştılar. Yarışları gidemeyenler kazanmıştı. İmkânsızlıklar içerisinde harika bir öğrenci olarak liseyi bitirmiş; üniversiteye başlamıştı. Ama parasızlık burada da yakasına yapışmış; okulu bırakmak zorunda kaldı.

1952 yılında Handan Hanımla dünya evine girer. İlknur ve Rabia’dan sonra, Zafer ve Cengiz dünyaya gelir.

Yıl 1954; Yedek subay olarak, Ankara’ya vatani görevini yapmak için gelir. Zeki Müren ile aynı Bölükte askerliğini yaptı. İyi dost olurlar. Konusu açıldığında sanat güneşini için “Çok kaliteli bir insan!” diye tarif ederdi. Askerliği bitirmişti. Zonguldak’a dönme planları yaparken çevreden birileri 1955 yılında TMO’ya işçi alacaklarını söyler. Gidip görüşür. Mülakatı yapan memur; “Okuma yazman var mı?” diye sorar. Lise mezunu olduğunu öğrenince; “Seni buraya memur olarak alalım. Ben bile ilkokul mezunuyum. Bu devirde lise mezunu bulmak kolay mı?” Böylece Ankara TMO’da “Hesap Uzmanı” olarak işe başlar. Tayinle Trabzon’a gider. 1958 yılında Ankara’ya tekrar döner.

Trabzon’dan gelince Dikmen Mahallesine yerleşirler. O yıllarda su çok büyük problemdi. Mahallede su yoktu. Gecekondusunun önüne artezyen kuyusu açtırdı. Bütün mahalle su ihtiyacını buradan sağlamaya başlamıştı. Mahallenin camisi yoktu. Bir ekip kurup cami için para toplayıp Dikmen Camisini yaptırmaya başladı. Ancak toplanan para ile camiyi yaptırmak mümkün değildi. Aklına askerlik arkadaşı, sanat güneşi Zeki Müren geldi. Gençlik Parkında Aile Matinesinde sahneye çıkacağını duyunca, camii ekibiyle beraber ziyaretine gittiler. Askerlik arkadaşı Onu çok iyi karşılayıp cami için gerekli parayı verdi. Başka bir ihtiyaç olursa çekinmeden gelmesini ve bir de mümkünse kimsenin haberi olmasın dedi. İnsan sadece sesi ile “Sanat Güneşi” olmuyor. Camide bu şekilde bitirilmiş oldu. O dönemde kimse de televizyon yoktu. Borç harç bir televizyon aldı. Tüm mahalle 4-5 sene televizyon izlemeye onun evine akın etti. Handan hanım yıllarca her akşam misafir ağırlamaktan bir gün bile yüksünmedi. Onlarla ilk kez karşılaşıyormuş gibi ilgilendi, ağırladı, uğurladı.  O ise mahallenin lise çağında ki çocuklarına akşamları Fransızca dersi anlatıyordu. Birçok çocuk, sayesinde lisan öğrendi. Zaman zaman mahallede kavga eden aileler oluyordu. Bir gün kocası tarafından dövülen bir kadını sırtında hastaneye kadar taşımıştı. Mahallede o günden sonra kadın ve çocuk dövülmesini yasakladı. Mahalle kavramı bitene kadar Onun bu söylemine tüm mahalle uydu. Sayesinde o yörede dayaksız bir nesil yetişti.

Atletizm, yüzme ve voleybol hakemliği vardı. Tanıdığı bir arkadaşı “Sen koşucusun futbol hakemi olmalısın!” deyince, hakemlik kursunu bitirir ve 1962 yılında “Futbol Hakemi” olur. 17 yıl çeşitli kademelerde futbol hakemliği yapar. Hakemlik bitince; 11 yıl gözlemcilik dönemi başlar. Asıl rekoru ise kesintisiz 21 yıl Ankara İl Hakem Komitesinde hizmet verir. Yüzlerce hakem yetiştirir. Bilinen, bilinmeyen birçok hakemde emeği vardır. Allah razı olsun onlardan biri de benim. Türk hakemliğinin bu kadar yukarı çıkmasında emeği geçen isimsiz kahramanlardan biridir. “Vitrine çıkmak”  mı? İşte bundan hayatı boyunca hiç hoşlanmadı.

Zafer 17 yaşında kursa gidip 1976 yılında hakem oldu. 20 yıl hakemlik yaptı. Üzerine 18 yılda gözlemcilikte hizmet verdi.

Cengiz Ankara Demirspor’da futbol oynarken sakatlanınca hakemliğe geçti. 10 yılı FİFA yardımcı olmak üzere 22 yıl hakemlik yaptı. 18 yıldır gözlemcilik yapıyor. Bununla beraber Ankara İl hakem Kurul Başkanlığı, üyeliği ve Bölgesel Hakem Kurulunda görev yaptı. Halen aktif gözlemciliğe devam etmektedir.

Handan Hanım kocasından sonra dünya ağır gelmiş olacak ki Alzaymır olup Hayat arkadaşını böyle unutmuş. Zafer ve Cengiz iki bekâr kardeş aynı evde annelerine bakıyorlar. Hem de  “Of” demeden! Aynen yıllar önce annelerinin kendilerine baktığı gibi. Allah onlardan da razı olsun! Bu ailede güzellik adına her şey var.

Sevgili dostlar! Sizin anlayacağınız tek bir aile toplamda 100 yılın üzerinde sadece “Futbol Hakemliğine” üst düzey tertemiz hizmet ettiler. Allah ondan ve bıraktığı güzelliklerden razı olsun. Muhtemelen arkasından kötü konuşacak kimse bırakmadı. Koskocaman bir ailenin babası olarak, 11 Ekim 2006 yılında gözlerini kapattığında herkesten dua alan süper bir insana dönüşmüş; inşallah cennete doğru çıplak ayaklarıyla koşmuştur. Allah rahmet eylesin! Nurlar içerisinde uyusun! Güzel insan! Hakkını helal et! Bizim hakkımız yoktur ama varsa da;

Hakkınızı helal ediyor musunuz? Helal Olsun! Hakkınızı helal ediyor musunuz? Helal Olsun! Hakkınızı helal ediyor musunuz? Helal Olsun!

Rahmet ve minnetle anıyoruz Hasan AKYÜZ anısına! Ruhuna Fatiha.

Ben Adnan ÖZER en derin Saygılarımla,

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Özer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.