Mehmet Akif Ersoy’u yâd etmek

Millî Mü­ca­de­le’mizin ma­ne­vi li­de­ri Mil­le­tin Sesi Meh­met Akif Ersoy’u ebedi âleme ir­ti­ha­li­nin 86.yıl dö­nü­mün­de hür­met, rah­met ve min­net­le yâd edi­yo­ruz.
Meh­met Akif, sa­de­ce kendi ça­ğı­nın değil son­ra­ki ne­sil­le­rin in­şa­sı­na da kat­kı­da bu­lu­nan eser­le­riy­le ger­çek bir mü­te­fek­kir­dir.
Da­va­sı ve derdi olan “ İslam Şairi” Bur­dur Mil­let­ve­ki­li­miz, 27 Ara­lık 1936'da sona eren dünya ha­ya­tı­nın her anı mü­ca­de­le ve mu­ra­ka­be ile geç­miş; mus­ta­rip ama daima umut­lu, sa­mi­mi ve ah­lak­lı bir ömür sür­dür­müş­tür.
İstik­la­li­mi­zin şi­iri­ni yaz­mak da Meh­met Akif’e nasip olmuş ve bir dönüm nok­ta­sın­da İstik­lal Marşı, Türk mil­le­ti­nin kük­re­yen sesi ol­muş­tur.
Bu ve­si­ley­le; Sa­fa­hat adlı Des­tan­sı Kül­li­ya­tın­da; duygu, dü­şün­ce­le­ri ve ver­di­ği me­saj­lar, gü­nü­müz­de neye işa­ret et­mek­te­dir?
Mü­sa­ade­niz olur­sa bir­lik­te bir göz ata­lım …
De­ğer­li Dost­la­rım!
Bir İstik­bal Marşı Ola­rak Sa­fa­hat
Prof.​Dr.​Yavuz Bay­ram, On­do­kuz Mayıs Üni­ver­si­te­si, Fen ve Ede­bi­yat Fa­kül­te­si, Türk Dili ve Ede­bi­ya­tı Bö­lü­mü,Sam­sun/Tür­ki­ye, ybay­ra­[email protected]​omu.​edu.​tr)özet­le di­yor­ki:

“İstik­bal Şairi Ola­rak Meh­met Akif

İstik­lal Marşı dı­şın­da­ki şi­ir­le­ri­ni top­la­dı­ğı Sa­fa­hat(Akif , 2010); onun is­tik­bal an­la­yı­şı ve is­tik­ba­le dair tes­pit­le­ri, de­ğer­len­dir­me­le­ri öneri bağ­la­mın­da in­ce­le­cek­tir.
Bir Is­tik­bal Marşı ola­rak Sa­fa­hat:21.Yüz­yı­lın Sa­fa­ha­tı­nı Sa­fa­hat’tan Oku­mak
Meh­met Akif gibi öz’ü sözü bir, sa­mi­mi­yet ve öz­ve­ri sa­hi­bi rol mo­del­le­re son de­re­ce ciddi dü­zey­de ih­ti­yaç ol­du­ğu gö­zö­nün­den bu­lun­du­rul­du­ğun­da onun gü­nü­müz me­se­le­le­ri­ne yö­ne­lik öneri ve de­ğer­len­dir­me­le­ri de önem ka­zan­mak­ta­dır.
Meh­met Akif’ in Sa­fa­hat’ ta dile ge­tir­di­ği duygu ve dü­şün­ce­le­ri ve ver­di­ği me­saj­la­rı 21.yüz­yıl şart­la­rın­da nasıl al­gı­lan­ma­lı­dır? so­ru­su­na cevap ara­na­cak­tır…
21.yüz­yı­lın sos­yal, kül­tü­rel, si­ya­sal ve eko­no­mik gün­de­mi­ne bakan yön­le­riy­le de­ğer­len­di­ril­miş­tir.

Za­li­me Karşı Maz­lu­mun Ya­nın­da

Zulmü al­kış­la­ya­mam, za­li­mi asla se­ve­mem.
Ge­le­nin keyfi için geç­mi­şe kal­kıp sö­ve­mem.
(Asım, baş­lık­sız;384)
Bu iki mısra, Meh­met Akif’ in şah­si­ye­ti­ne dair önem­li ipuç­la­rı ve­ri­yor.
Mıs­ra­lar ça­lış­ma ar­ka­da­şı­na ya­pıl­mış bir hak­sız­lık se­be­biy­le me­mu­ri­yet­ten is­ti­fa etmiş biri ola­rak onun zulüm ve hak­sız­lık gör­dü­ğü du­rum­lar­da nasıl bir tavır koy­du­ğu­na işa­ret et­mek­te­dir.
Söz ko­nu­su mıs­ra­lar­da­ki me­sa­jın gü­nü­müz için de ge­çer­li ve gün­cel ol­du­ğu­nu gös­te­ren pek çok ka­nıt­tan bi­ri­dir.

So­rum­lu­luk Bi­lin­ci

Ka­na­yan bir yara gör­düm mü yanar ta çi­ğe­rim.
Onu din­dir­mek için kamçı yerim, çifte yerim.
“Adam al­dır­ma da geç git!” di­ye­mem; al­dı­rı­rım.
Çiğ­ne­rim çiğ­ne­ni­rim; hakkı tutar kal­dı­rı­rım.
( Asım, baş­lık­sız:384)
Akif, ha­ya­tı bo­yun­ca her zaman so­rum­lu­lu­ğu üst­le­nen bir tavır için­de ol­muş­tur. Bu onun bize örnek ola­rak bek­le­nen bir ki­şi­lik özel­li­ği­dir.

Ha­ki­ka­tin Pe­şin­de

Hayır hayal İle yok­tur benim alış­ve­ri­şim .
İnan ki her ne de­miş­sem görüp de söy­le­mi­şim.
Şudur ci­han­da benim en be­ğen­di­ğim mes­lek:
Sözüm odun gibi olsun, ha­ki­kat olsun tek.
(Fatih Kür­sü­sün­de, İki Ar­ka­daş Fatih Yo­kun­da:227)
Her zaman hak­kın ve ha­ki­ka­tin ya­nın­da olmak, Meh­met Akif’in bir yaşam fel­se­fe­si ol­muş­tur.”
Ni­te­kim
"Ha­ki­kat her­ke­se lüt­fe­dil­mez, ha­ki­kat hak edene lüt­fe­di­lir. Ha­ki­ka­ti hak etmek için çi­le­si­ni ve be­de­li­ni öde­mek ge­re­kir. “işa­ret ede­rek, Yusuf Kap­lan Ho­ca­mız, gü­nü­mü­ze ışık tut­mak­ta­dır.

“Eği­tim ve Bilim

Fe­la­ke­tin başı, hiç şüphe yok, ce­ha­le­ti­miz.
Bu derde çare bu­lun­maz ne olsa mek­tep­siz.
( Fatih Kür­sü­sün­de, Vaiz Kür­sü­de;266)
Mil­le­tin ba­şı­na gelen her türlü fe­la­ke­tin ce­ha­let­ten kay­nak­lan­dı­ğı­na, bu fe­la­ket­ler­den kur­tul­ma­nın eği­tim dı­şın­da bir yolu ol­ma­dı­ğı­na de­ğin­mek­te­dir.
Her­han­gi bir ırk ay­rı­mı ol­mak­sı­zın bütün mil­le­tin okuma yazma bil­me­me­sin­den ve ki­tap­la­ra ye­te­rin­ce zaman ayır­ma­ma­sın­dan ya­kın­mak­ta­dır.

Ay­rı­lık Değil Bir­lik

Gir­me­den tef­ri­ka bir mil­le­te düş­man gi­re­mez.
Toplu vur­duk­ça yü­rek­ler onu top sin­di­re­mez.
(Sü­ley­ma­ni­ye Kür­sü­sün­de;184)
Meh­met Akif, bir­lik be­ra­ber­lik ru­hu­na değer veren ve bunu şi­ir­le­ri­ne yan­sı­tan şa­ir­le­ri­mi­zin ba­şın­da gel­mek­te­dir.
Bir top­lu­mun bir­lik ve be­ra­ber­lik için­de üs­te­sin­den ge­le­me­ye­ce­ği bir engel yok­tur.
21.yüz­yıl şart­la­rın­da Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti va­tan­daş­la­rı ola­rak her­ke­sin bu bir­lik bi­lin­ci için­de ha­re­ket et­me­si bek­le­nir.

Ça­lış­ma ve Gay­ret

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hik­me­te ram ol…
Yol varsa budur, bil­mi­yo­rum başka yol.
(Göl­ge­ler, Yeis Yok;449)
Sa­fa­hat’ ta Meh­met Akif’ in en çok üze­rin­de dur­du­ğu hu­sus­lar­dan biri de gay­re­ti elden bı­rak­ma­dan ça­lış­ma­nın öne­mi­dir.
Allah’ a da­yan­mak ya­nın­da ça­lış­ma­ya sa­rıl­mak ge­rek­ti­ği­ne işa­ret et­miş­tir.
Akif’ in ça­lış­ma­ya ve ümit­var ol­ma­ya ne kadar önem ve değer ver­di­ği­ni gös­te­ren somut ör­nek­ler­dir.
Ona göre ger­çek Va­tan­se­ver­lik en ve­rim­li bir bi­çim­de ça­lış­mak­la müm­kün­dür.
Bu gün İçin de azim­le ve se­bat­la ça­lış­mak­tan başka ça­re­miz yok­tur.

Asım’ın Nesli ve Nev­ruz

Asım’ın nesli, di­yor­dum ya, ne­sil­miş ger­çek.
İşte çiğ­net­me­di va­ta­nı­nı, çiğ­net­me­yecek.
(Asım, baş­lık­sız: 410)
İhti­yar am­ca­nı din­ler misin, oğlum, Nev­ruz? 
Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işde gerek.
Lafı bol, karnı geniş soy­la­rı tak­lit etme; 
Sözü sağ­lam, özü sağ­lam, adam ol, ır­kı­na çek.(Göl­ge­ler, Nev­ruz’a; 495)
Asım’ın nesli Ça­nak­ka­le’ de İngi­liz ve Fran­sız güç­le­ri­ne karşı “ Ça­nak­ka­le Ge­çil­mez” diyen ne­sil­dir. Sonra bu nesil, Milli Mü­ca­de­le Dö­ne­min­de başta Yu­nan­lı­lar olmak üzere
Ana­do­lu’ da gözü olan tüm ül­ke­le­re ge­re­ken dersi veren ne­sil­dir.

Hayat Ar­ka­da­şı

Seni bir nura çı­kar­sam, diye, koş­tum dur­dum,
Ey, bütün dal­ga­lı öm­rüm­de, hayat ar­ka­da­şım! 
Dağ mıdır, karşı gelen, taş mı, hep aştım, lâkin,
Bu­ru­şuk al­nı­ma çar­pan bu sefer kendi taşım!
(Göl­ge­ler, Hayat Ar­ka­da­şı­ma;497)
Akif’ in bu tavrı, gü­nü­müz­de her fır­sat­ta eşine karşı şid­det uy­gu­la­yan so­rum­suz, kaba ve dü­şün­ce­siz hoy­rat in­san­la­ra ders ni­te­li­ğin­de­dir.

İman ve Ahlak

İman­dır o cev­her ki İlâhî ne bü­yük­tür...
İman­sız olan paslı yürek, si­ne­de yük­tür!
(Sa­fa­hat, Tev­hid yahu Fer­yad;33)
İnsan­la­rın ger­çek an­lam­da iman ve ahlak sa­hi­bi ol­ma­ma­la­rı­dır. Ona göre iman eşsiz bir de­ğer­dir. Çünkü sa­hi­bi­ne irfan ehli ve ah­lak­lı insan olma hay­si­ye­ti­ni ka­zan­dı­rır.
Allah’a gö­nül­den inan­mış bir insan; hak­sız­lık, zulüm, ca­hil­lik, ka­ba­lık, tem­bel­lik, is­tis­mar gibi kö­tü­lük­ler­den uzak durur. Baş­ka­la­rı­nın hak­la­rı­na saygı duyar. Elin­den gel­di­ğin­ce ih­ti­yaç sa­hip­le­ri­ne yar­dım­cı­sı ol­ma­ya ça­lı­şır. Bu onun ima­nın ge­re­ği­dir. Yirmi bi­rin­ci yüz­yıl şart­la­rın­da sözde ve söy­lem­de değil özde ve ey­lem­de iman sa­hi­bi olan­la­rın var­lı­ğı­na şid­det­le ih­ti­yaç du­yul­mak­ta­dır.

Hak Yolda Sebat

Değil mi cenge giden Çer­kes'in, Laz'ın, Tür­kün,
Arab'la, Kürd ile ba­ki­dir it­ti­ha­dı bugün;
Değil mi si­ne­de bir­dir vuran yürek… Yıl­maz!
Cihan yı­kıl­sa, emin ol, bu cephe sar­sıl­maz!
(Ha­tı­ra­lar, Ber­lin Ha­tı­ra­la­rı: 328-329)
Bu mıs­ra­lar Meh­met Akif’ in sı­rat-ı müs­ta­kim ola­rak da ad­lan­dı­rı­la­bi­lecek olan hak/Hak yo­lun­da ka­rar­lı bir insan ol­du­ğu­na işa­ret ni­te­li­ğin­de­dir.
Ger­çek­te ise bu mıs­ra­lar,20.yüz­yıl­da ol­du­ğu gibi 21.yüz­yıl­da da ye­di­den yet­mi­şe her­kes için önem­li bir ha­tır­lat­ma ve örnek ni­te­li­ğin­de de­ğer­len­di­ril­me­li­dir.

Hangi İslam? Hangi Müs­lü­man?

Bir za­man­lar biz de mil­let, hem nasıl mil­let­mi­şiz:
Gel­mi­şiz, dün­ya­ya mil­li­yet nedir öğ­ret­mi­şiz!
(Hak­kın Ses­le­ri, baş­lık­sız: 213)
Zira çağın Müs­lü­man­la­rı İslam’ı ger­çek an­lam­da tem­sil edecek ol­say­dı mil­yon­lar­ca Müs­lü­man ca­nı­nı kur­tar­mak ve kar­nı­nı do­yur­mak için Batı ül­ke­le­ri­ne sı­ğın­mak için ölümü bile göze ala­rak ül­ke­le­ri­ni terk et­mez­ler­di.

İslam Ül­ke­le­ri­nin
Du­ru­mu/Üm­me­tin
Hal-i Pür-Me­la­li

Müs­lü­man mül­kü­nü her yerde fe­lâ­ket vurdu…
Bir bu top­rak ka­lı­yor di­ni­mi­zin son yurdu!
Bu da çiğ­nen­di mi, çiğ­nen­di demek Şer’-i mübîn;
Hâk-sâr ey­le­me yâ Rab, onu olsun…
(Sü­ley­ma­ni­ye Kür­sü­sün­de;194) 21.yüz­yıl İslam dün­ya­sı­nı ve Tür­ki­ye’yi işa­ret et­mek­te­dir. Bu du­rum­da Bül­bül baş­lık­lı şi­irin­de bül­bü­le “Matem senin hak­kın değil; benim hak­kım” de­me­si gayet do­ğal­dır.

Çevre Bi­lin­ci

Etek­le­rin­de zığın saklı bil­di­ğin orman,
Bugün ba­rın­dı­ra­maz hâle geldi bir tav­şan!
O, sırtı hiç de güneş bil­me­yen yeşil dağ­lar,
Yığın yığın ka­ya­lar­dır: Se­râb­lar çağ­lar!
(Fatih Kür­sü­sün­de, İki Ar­ka­daş Fatih Yo­lun­da;227)
Onun çev­re­ye karşı du­yar­lı ol­ma­nın bir gös­ter­ge­si ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­bi­lir.

Ça­nak­ka­le Şe­hit­le­ri­ne

Ne bü­yük­sün ki kanın kur­ta­rı­yor Tev­hîd'i...
Bedr'in ars­lan­la­rı ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gel­me­yecek mak­be­ri kim­ler kaz­sın?
"Gö­me­lim gel seni ta­ri­he" desem, sığ­maz­sın.
(Asım, baş­lık­sız;412)
Akif bu tür şi­ir­le­ri, 21.yüz­yıl in­san­la­rı ola­rak bize ak­lı­mı­zı ba­şı­mı­za al­ma­mı­zı, bu va­ta­nın nasıl ve ne pa­ha­sı­na ka­za­nıl­dı­ğı­nı ve nasıl ko­run­du­ğu­nu unut­ma­ma­mı­zı ha­tır­la­tı­yor.

Ta­rih­ten İbret Almak

Geç­miş­ten adam hisse ka­par­mış... Ne masal şey!
Beş bin se­ne­lik kıssa yarım hisse mi verdi?
" Tarih"i "te­ker­rür" diye tarif edi­yor­lar;
Hiç ibret alın­say­dı, te­ker­rür mü eder­di?
(Göl­ge­ler, Kıs­sa­dan Hisse:477)
Akif’ in bu mıs­ra­la­rı, de­ğiş­mez bir ger­çe­ğe işa­ret et­mek­te­dir.
Her türlü ha­tır­lat­ma­la­ra ve uya­rı­la­ra rağ­men tarih, zaman zaman te­ker­rür et­miş­tir. Oysa insan ya­şa­nan­lar­dan ders al­ma­sı yö­nüy­le diğer can­lı­lar­dan ay­rı­lan bir var­lık­tır.

İnsan­lık

Ölen insan mıdır ondan ka­la­cak şey eseri, bir eşek göçtü mü ondan da ni­ha­yet se­me­ri.(Göl­ge­le­ri, Ne Eser Ne De Semer;485)
Ona göre insan, öl­dük­ten sonra ge­ri­de ha­yır­la anıl­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak şey­ler bı­rak­ma­ya gay­ret et­me­li­dir­ler.
Şa­irin de­di­ği gibi ne yapıp et­me­li in­san­lı­ğı ve in­sa­ni de­ğer­le­ri ya­şa­ma­lı ve ya­şat­ma­lı­yız.

Hangi Aydın? Hangi Din Adamı?

“Sizde er­bab-ı te­fek­kür­le avâ­mın arası, Pek açık. İşte budur bence vü­cu­dun ya­ra­sı Mil­le­tin beyni sa­yar­sak mü­te­fek­kir kısmı, Bil­me­miz lazım olur halkı da elbet cismi.”
(Sü­ley­ma­ni­ye Kür­sü­sün­de baş­lık­sız; 187)
Ona göre ay­dın­la­rın halk­la ara­sın­da uçu­rum­lar var­dır. Üs­te­lik bu sözde Ay­dın­lar, kendi de­ğer­le­ri­ni ta­nı­ma­dık­la­rı, bil­me­dik­le­ri, tem­sil et­me­le­ri bek­le­nen top­lum­dan ve top­lu­mun de­ğer­le­rin­den çok uzak­tır.

Öğ­ret­men

Mu­al­lim or­du­su der­ken, çe­kir­ge or­du­la­rı 
Çı­kar­sa or­ta­ya, artık hesap edin za­ra­rı!
‘Mu­al­li­mim’ diyen olmak ge­rek­tir iman­lı,
Edep­li, sonra li­ya­kât­li, sonra vic­dan­lı.
Bu dördü ol­ma­dan olmaz: Va­zi­fe, çünkü büyük... (Fatih Kür­sü­sün­de, Vaiz Kür­sü­de;267)
Şaire göre Öğ­ret­men ol­ma­nın şart­la­rı var­dır. Öğ­ret­men sar­sıl­maz bir imana sahip ol­ma­lı­dır.
Ve bu bağ­lam­da top­lu­ma örnek ol­ma­sı bek­le­nir.
Böyle öğ­ret­men­le­re 21.yüz­yı­lın baş­la­rın­da da ciddi dü­zey­de ih­ti­yaç bu­lun­mak­ta­dır.

Ada­let

Şu eşsiz kub­be­nin al­tın­da in­san­dan eser yok­muş!
Di­yor­duk: “Bir buçuk mil­yar!” Meğer tek bir nefer yok­muş!
Bu his­siz top­ra­ğın üs­tün­de maz­lu­mî­ne yer yok­muş!
Adâ­let şöyle dur­sun, böyle bir şey­den haber yok­muş!
Bütün boş­luk­muş in­san­lık, Ne is­ter­sen meğer yok­muş!
(Hak­kın Ses­le­ri, baş­lık­sız:198)
Ada­let baş­lı­ğı al­tın­da­ki bütün ör­nek­ler­de yer alan tes­pit ve de­ğer­len­dir­me­le­rin 21.yüz­yıl dün­ya­sı için de ge­çer­li ol­du­ğu­nu söy­le­mek müm­kün­dür.

Ezan

Artık ey mil­le­ti mer­hu­me, sabah oldu uyan!
Sana az geldi ezan­lar diye ötsün mü bu çan?
Ne Arap­lık ne de Türk­lük ka­la­cak, aç gö­zü­nü!
Dinle Pey­gam­be­ri zî­şâ­nın ilahi sö­zü­nü.
Türk Arap­sız ya­şa­ya­maz, kim ki yaşar der de­li­dir.
Arap'ın Türk ise hem sağ gözü hem de sağ eli­dir.
Ve­ri­niz baş başa, zira sonu hüs­ra­nı mübîn,
Ne hi­la­fet ka­lı­yor or­ta­da, bil­la­hi ne din!
Me­de­ni­yet size çok­tan be­ri­dir diş bi­li­yor,
Ev­ve­la par­ça­la­mak, sonra da yut­mak di­li­yor.
Ar­na­vut­lar size ibret ola­cak­ken hâlâ,
Ne bu şû­rî­de si­ya­set ne bu fasit dava?
Gör­mü­yor git­ti­ği yan­lış yolu zan­nım ço­ğu­nuz,
Size reh­ber­lik eden hay­du­du artık ko­vu­nuz!
Bunu ben­den du­yu­nuz, ben ki Ar­na­vut'um,
Başka bir şey di­ye­mem. İşte pe­ri­şan yur­dum!
Ezan ke­li­me­si, İslam’ı tem­sil etmek üzere kul­la­nıl­mış­tır.
Akif’in İstik­lal Marşı’nda de­di­ği gibi, ebe­di­yen okun­ma ka­rar­lı­lı­ğı ko­run­mak­ta­dır.

Namaz

Ye­tiş­me­miş bile olsak, ka­za­sı müm­kün­dür.
Hayır, ye­tiş­me­li, madem edası müm­kün­dür.
(Fatih Kür­sü­sün­de, İki Ar­ka­daş Fatih Yo­lun­da:237)
Ni­te­kim Akif de her işini za­ma­nın­da ve hal­kıy­la yap­ma­ya son de­re­ce önem gös­ter­miş örnek bir şah­si­yet­tir.
Kaldı ki na­ma­zın za­ma­nın­da kı­lın­ma­sı nok­ta­sın­da­ki has­sa­si­yet aynı öl­çü­de devam et­mek­te­dir.

Kur’ an

Ya açar nazmı ce­li­lin ba­ka­rız yap­ra­ğı­na Yahut üfler ge­çe­riz bir ölü­nün top­ra­ğı­na.
İnme­miş­tir hele Kuran şunu hak­kıy­la bilin:
Ne me­zar­lık­ta okun­mak ne de fal bak­mak İçin.
(Sü­ley­ma­ni­ye Kür­sü­sün­de:175)

Ona göre Kur’anı Kerim, sırf me­zar­lık­lar­da okun­mak İçin de­ğil­dir. Hele hele onu bir­ta­kım hu­ra­fe­le­re alet etmek asla kabul edi­le­mez.

Vatan

-Ah! Kar­şım­da vatan na­mı­na bir kab­ris­tan. Ya­tı­yor şimdi... Nasıl yer­le­re geç­mez insan?
(Hak­kın Ses­le­ri, baş­lık­sız:201)
Yirmi bi­rin­ci yüz­yıl baş­la­rın­da ya­şa­yan her­ke­se bir uyarı ni­te­li­ğin­de­dir.
Hali ha­zır­da İslam ül­ke­le­ri­nin hali pe­ri­şan­lı­ğı­nı or­ta­ya koy­mak­ta­dır.

Dua

O nuru gön­der İlâhî, asır­lar oldu, yeter! Bu­nal­dı mil­le­tin afakı, bir sabah ister.
(Ha­tı­ra­lar, Necid Çöl­le­rin­den Me­di­ne’ye:335)
Sa­fa­hat’ ta sık­lık­la ve dua ifa­de­le­ri­ne rast­lan­mak­ta­dır. Daha çok İslam ül­ke­le­ri­nin için­de bu­lun­duk­la­rı ka­ran­lık­lar­dan kur­tul­ma­la­rı­na yö­ne­lik di­lek­ler du­ala­rın­da yer al­mak­ta­dır.
Mil­le­tin ve üm­me­tin ge­le­ce­ği­ne dair bek­len­ti­ler­le ha­re­ket et­miş­tir.

Rah­met­le Anıl­mak

Top­rak­ta gezen göl­ge­me top­rak çe­ki­lin­ce,
Gün­ler şu he­yu­lâ­yı da er, geç, si­le­cek­tir.
Rah­met­le anıl­mak, ebe­diy­yet budur amma,
Ses­siz ya­şa­dım, kim beni, ner­den bi­le­cek­tir?
(Göl­ge­ler, Res­mim için;477)
Öl­dük­ten sonra anıl­mak, üs­te­lik rah­met­le anıl­mak: her Müs­lü­ma­nın ümidi ve da­va­sı­dır.
Onun da de­di­ği gibi işte “ Ebed­di­yet, budur”

Sonuç ve De­ğer­len­dir­me

Özel­lik­le mil­le­tin is­tik­la­liy­le il­gi­li söy­le­dik­le­ri nin 21.yüz­yı­lın baş­la­rı­na kadar uza­nan sü­reç­te geniş kit­le­ler­de yankı ve kar­şı­lık bul­du­ğu, dik­ka­te alın­dı­ğı ve ni­ha­yet İstik­lal mü­ca­de­le­sin­de so­nu­ca tesir et­ti­ği söy­le­ne­bi­lir.
Meh­met Akif’ in is­tik­la­le dair söy­le­dik­le­ri ya­nın­da is­tik­ba­le dair söy­le­dik­le­ri­nin de dik­ka­te alı­nıp de­ğer­len­di­ril­me­sin­de yarar ola­cak­tır.”
Meh­met Akif Ersoy
Ha­ya­tı,Dü­şün­ce­le­ri, Eser­le­ri,
(TBMM Ba­sı­me­vi-1.Baskı Ha­zi­ran 2022(sa­hi­fe; 49-75) adlı Eser­den, siz kıy­met­li kar­deş­le­ri­miz, gü­zi­de oku­yu­cu­la­rı­mız İçin, özet­le sun­ma­ya gay­ret ettim.
Milli Şa­iri­mi­zin işa­ret et­ti­ği iman­lı ve inanç­lı, da­va­sı ve derdi, aziz mil­le­ti, dev­le­ti, va­ta­nı ile Şanlı Türk bay­ra­ğı­nın son­su­za dek dal­ga­lan­ma­sı­na alın ve akıl teri dö­kecek çift ka­nat­lı 21. Yüz­yı­lı­mı­zın Asım’ın Nes­li­ne, İstik­lal ve İstik­ba­li­mi­zin Şafak Yağ­mur­la­rı­na Selam olsun…
Niyet Hayır Akı­bet Hayır!
Olur in­şal­lah.
Kalın Sağ­lı­cak­la
01 Ara­lık 2022/An­ka­ra
Adnan Yıl­maz

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Yılmaz - Mesaj Gönder

# olan, son, tarih, HEM

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.