CAMBAZLIK SANATI VE SİYÂSET

 

Ben, siyâseti bir nevi cambazlık sanatına benzetiyorum. Hani ip üstünde yürüyen cambazlar var ya. Sağa sola yalpaladıklarında düşmemek için ellerindeki çubuğu kullanarak dengeyi sağlarlar ve yürür giderler.

İşte ülkemizde yapılan siyâsette de siyâsiler aynı birer ip cambazı gibi dengeyi sağlamaya ve korumaya çalışıyorlar. Bunun için de akla gelmedik ataklar ve atraksiyonlar yapıyorlar. Bu atraksiyonlar karşısında bizim gibi saf ve sâde vatandaşların da ağzı bir karış açık kalıyor ve neredeyse küçük dilimizi yutacak hâle geliyoruz. “Yok canım, bu kadarı da olmaz” diyoruz ama, oluyor işte…

Siyâsiler neredeyse Ali’nin külahını Veli’ye, Veli’nin külahını da Ali’ye giydirmeye çalışıyorlar. Ya da “Ha Hasan kel, ha Kel Hasan”, ne fark eder diyorlar. Onun için siyâsetçilerin yaptıklarına akıl sır ermez doğrusu!

Ancak, buradaki temel fark, aralarındaki cambazlık derecesidir. Bu derecenin frekans aralığını, standart sapmasını, kay-karesini (Ki-Kare Testi), ti testini (T Testi) iyi yapmak, iyi ölçmek ve iyi hesaplamak gerekir sanırım. Ya da aynen Masonlukta olduğu gibi kaçıncı dereceden cambaz bunlar, bakmak gerekir. 31’inci mi, 32’nci mi, 33’üncü mü, yoksa daha yüksek derecelerden mi?

Bir bakıyorsunuz herkes herkese mavi boncuk dağıtıyor. Meselâ samimi olsun ya da olmasın bazıları başörtülü kadınlara (bilerek ve bilinçli bir şekilde tesettür demiyorum. Ne yazıktır ki o artık Kur’ân’ın sayfalarında ve mâzide kaldı) bu boncuktan bolca dağıtıyor.

Hele de samimi olmayanlar bunlardan birkaç tane numûne alıyor, koyuyorlar vitrinlerine, çeşni ve çeşit olsun diye. Ve sevinç seremonileriyle hep birlikte medyatik görüntü veriyorlar kamuoyuna. Amaç, kamuoyunu aldatarak oy devşirmek. Bu başörtülü kadınlar da konu mankeni olduklarının farkında bile değiller ne yazık ki! Hele de bunu bile bile yapıyorlarsa; vah ki, ne vah! İşte bu uygulama cambazlığın dik âlâsına çarpıcı bir örnektir bence…

Kimisi, gerçekte başı açık olduğu hâlde miting meydanlarında açık olan başının üstüne başörtüsü, bürgü ya da tülbent takıyor. Onun ya da onların da amacı kamuoyunu aldatarak oy devşirmek. Ne yazıktır ki gariban kitleler de buna saf saf inanıyorlar. Hâlbuki havanın kurşun gibi ağır olduğu dönemlerde bu ve bunun gibiler tesettürle amansız bir mücâdeleye girişmişlerdi ama ne gam! Devir döndü devran oldu, ne olduysa oldu ve her şey unutuldu gitti siyâsî menfaatler uğruna… Bu da siyâsî cambazlığa ayrı bir örnektir.

Kimisi de din dedi, iman dedi, İslâm dedi; İsâmcılık ve ümmetçilik yaptı ama gelinen noktada bu toplumun ahlâkını bozan tescilli markalara madalya dağıttı, onları baş tâcı etti. Bu da oy devşirme usûlünün ayrı bir cambazlık örneğiydi. Sokaklar, caddeler, meydanlar ahlâksızlara kalmıştı ama ne gam!

Demek ki çok partili siyasal sistemlerde demokrasi, cambazlığa zemin hazırlayan bir rejimin adı olmuş oluyor, değil mi? Hele de şark kurnazlığıyla mâruf ve mâlûm olan Ortadoğu toplumlarında bu cambazlık hepten alenileşiyor, normalleşiyor ve sıradan bir olay hâline geliyor. Aynen Direklerarası’ndaki orta oyunu ve sanatçılarının yaptığı gibi…

Yalnız, hakkı teslim etmek adına belirtmiş olalım ki, bu Ortadoğu coğrafyasında devletleri idâre etmek, ülkeleri yönetmek, insanları bir arada tutmak hiç de kolay bir iş değil doğrusu.

Çünkü, henüz medenîleşme sürecini tamamlayamayan bedevî karakterli ve bin bir çeşit etnik, mezhebik, meşrebik, aşiretçilik, kavmiyetçilik ve dincilik yapılarının hüküm sürdüğü bu toprak ve bu toplumlarda insanları idâre etmek gerçekten maharetli bir cambazlık ister.

Hele de tereyağının bozulması gibi bozulan bu toplumlarda hiçbir şey göründüğü gibi olmamaktadır. Ayrıca kadîm bir medeniyetin, çok parçalı din ve kavmiyetin söz konusu olduğu bu coğrafyada toplumları zapt u rapt altına almak zor bir iştir.

Üstüne üstlük bu coğrafyanın enerji havzası ve İpekyolu güzergâhı üzerinde olması hasebiyle başta ABD, İngiltere, Rusya ve Çin olmak üzere tüm Batılı güçlerin bu topraklara olan ilgisini ve iştahını artırmakta ve “böl-parçala-yut” politikalarının uygulanmasına zemin oluşturmaktadır.

Dolayısıyla bu topraklarda cambaz olunmaz da ne olunur. Tabiî ki cambazlık her babayiğidin harcı değildir. Bunun için emek ister, gayret ister, mücâdele ister, hırs ister. Hırsı olmayan zâten cambaz olamaz. Onun için siyâset cambazlarını kutlamak gerekir.

Aslında cambazlık bir sanat ve meslektir. Siyâset de bir sanattır. Ama cambazlığın bin bir çeşidi de vardır. İp cambazı, at cambazı, lâf cambazı, top cambazı, din cambazı, ticaret cambazı, siyâset cambazı gibi…

Bu cambazlık mesleğinde bayağı mesafe kat eden, yol alan, dünyalık elde eden nice cambazlar olmuştur. Bu mânâda bu topraklar çok verimli ve mümbittir. Sürekli olarak yeni yeni ve daha maharetli cambazları üretmeye devam eder gider.

Her cambaz kendi tiyatrosunu kurar. Yazdığı senaryoyu kendi sahnesinde ustalıkla oynar. Tâ ki yeni tiyatrolar kuruluncaya, yeni senaryolar yazılıncaya, yeni sahneler oluşturuluncaya ve yeni cambazlar ortaya çıkıncaya kadar…

Toplumdaki insanlar cambazlaştıkça ve bu cambazların sayıları da arttıkça, siyâsi cambazlara söyleyecek fazla bir lâfımız olur mu hiç? Ne ekilirse, o biçilir. Böylesi bir kumaştan ancak böyle bir elbise dikilir…

05 Aralık 2022

İlhan AKAR

 

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.