İKİ YÜZLÜ SİYÂSET

Makalemin başlığına “İki Yüzlü Politika” ya da “Çok Yüzlü Politika” diyebilirdim. Veya “Çok Yüzlü Politikacılar” mı deseydim acaba? Her neyse, bu konudaki takdiri saygıdeğer okurlarıma bırakıyorum…

Makaleme bu başlığı koymamın temel sebebi, son günlerde siyâsî arenada görülen hareketlilik ve bu meyanda partilerde meydana gelen milletvekili istifaları ve bunların başka partilere katılışları sürecinde lehlerinde ve aleyhlerinde söylenen sözlerle alâkalı olmasıdır.

Aslında aktif politikayla ilgisi olmayan birisi olarak bendenizi bu konular hiç ilgilendirmez. Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak politikacıların aldığı kararlar birebir hayatımı/hayatımızı etkilediği ve ilgilendirdiği için, ister istemez bu konulara kulak kabartmak zorunda kalıyorum ya da kalıyoruz.

Diğer yandan konuya kulak kabartmamın bir diğer yanı ve belki de en önemli boyutu ise, meseleye ilkesel düzeyde yaklaşmam ve her konuda olduğu gibi siyâsî meselelerde de bir ahlâk arayışı içinde olmam ve dahi toplumsal sorunlara kayıtsız kalamama gibi bir haslete sahip olmam hasebiyledir.

Ama mezkûr konunun analizine geçmeden önce, başlıkta ve devamında zikrettiğim şu “siyâset” ve “politika” kavramlarına biraz açıklık getirmekte fayda olduğunu mülâhaza ediyorum.

“Siyâset”, çok genel olarak bir toplumu adâlet üzere yönetme işidir. Başka bir deyişle siyâset, ulvî bir sanat gibidir. Ama nasıl bir sanat? Emânete halel getirmeyecek ve leke sürdürmeyecek olan bir sanat.

“Politika” ise, galat olmuş şekliyle halk arasında çok yüzlülük olarak bilinir. “Poli” çok, “tika” da yüz olarak ifâde edilir. Kaynaklarda ise “Poli”nin eski Yunanca’da şehir anlamına gelen Polisten türediği belirtilir. Dolayısıyla Türkiye’de “Politika” denildiği zaman “çok yüzlülük” akla gelir ve galat olmuş şekliyle böyle kullanılır.

Politikada hedefe ulaşmak için her şeyin meşrû ve mübah olduğu addedilir. Pragmatizm hâkimdir. Genel olarak ilkeli ve ahlâkî duruş ve davranış söz konusu dahi edilemez. Böyle bir şey gülünç ve komik kaçar. Çünkü sistemin tabiatı böyledir. Siz bu tabiatı zorlamaya kalkarsanız sistem tarafından hemen elemine edilirsiniz. Ya da en azından “tedip” ve “terbiye” edilirsiniz.

Dolayısıyla mesele bir kişilik meselesi olduğu kadar, belki de bundan daha da önemlisi bir sistem meselesidir. Başka bir deyişle bu sorun, yapısal bir sorundur.

Şimdi bunları açığa kavuşturduktan sonra gelelim şu istifa meselelerine ve bunlar hakkında söylenen sözlere…

Son zamanlarda bazı partilerden istifa ederek başka partilere katılan bazı milletvekilleri hakkında sosyal medyada ve paylaşım gruplarında söylenen sözlere baktığınızda neredeyse küçük dilinizi yutacak hâle geliyorsunuz. Bu milletvekilleri hakkında neler söylenmiyor ki…

Ne yüzsüzlükleri kalıyor ne düzenbazlıkları, ne döneklikleri kalıyor ne hainlikleri, ne menfaatçilikleri kalıyor ne ilkesizlikleri, ne kibirlilikleri kalıyor ne tutarsızlıkları ve burada sayamayacağım daha neleri neleri…

İşin daha da ilginç ve tuhaf tarafı şu ki; önce, savundukları partilerin üyesi olan bu milletvekillerini kendi partilerinde iken göklere çıkaran parti taraftarları ya da partici partizanlar, aynı milletvekilleri savundukları partilerden ayrılınca yerin dibine batırıyorlar. “Günah keçisi” ilân edip “vur abalıya” muamelesi yapıyorlar.

Hâlbuki bir dakika öncesine kadar göklere çıkarıyordunuz. Şimdi ne oldu da bir dakika sonra yerin dibine batırıyorsunuz. O kişi, o şahsiyet aynı kişi ve aynı şahsiyet değil midir? Bu şahsiyet birdenbire kişilik ve karakter değiştirerek karakter erozyonuna mı uğradı?

Oysaki, biz biliyoruz ki, kişilik ve karakter oluşumu bilimsel, pedagojik ve psikolojik olarak daha küçük yaşlarda oluşur, gelişir ve şekillenir. 50, 60, 70 yaşlarına gelen bir insanın- bu milletvekili de olsa- artık kişilik ve karakter yapısında kolay kolay hiç değişme olur mu?

İşte siz ey partici partizanlar! Bilimi, pedagojiyi, psikolojiyi yok sayarsanız, aklınızı göz göre göre dumura uğratırsanız, politik açıdan beyninizi mankurtlaştırırsanız, siyâsî parti liderlerinize kayıtsız şartsız teslim olup siyâseten kendinizi meyyitleştirirseniz, zâten olacağı budur. Sizden başka ne beklenebilir ki…

“Böyle bir kumaştan ancak böyle bir elbise çıkar.” (Süleyman Demirel’in sözü). Ya da neye müstahaksanız öyle yönetilirsiniz.

Yine sormak lâzım: Toz kondurmadığınız o parti liderleriniz, partilerinizden istifa ederek ayrılan ve başka partilere geçen bu milletvekillerinin iddia edildiği gibi ne kadar “dönek vs.” olduklarını bilmiyorlar mıydı? Şimdi mi aklınıza ve akıllarınıza geldi bu yaftalamalar? O zaman bu “dönekleri” parti liderleri şâşâlı törenlerle neden partilerine aldılar ve siz neden alkışladınız? Tabiî bu şahsiyetler sizin partinizde iken çok iyilerdi, ayrılınca çok kötü oldular, öyle mi?

Bu yaklaşım biçimi en hafif deyimiyle tam bir ilkesizlik ve tutarsızlıktır ne yazık ki!

Aristoteles’in mantığına dair bir ilke vardır: “Bir şey, aynı anda iki yerde bulunmaz” diyor Aristo. Dolayısıyla “A” partisinde iken karakterli olan bir insan “B” partisine geçmişse, “B” partisinde iken de karakterlidir. Bunu tersi de geçerlidir. Yâni “A” partisinde iken karaktersiz olan bir insan “B” partisine geçtiğinde karakterli olmuyor ki. Karaktersiz, her yerde ve her zaman karaktersizdir.

Kaldı ki, bu istifalar ve parti değiştirmeler tüm partiler için geçerlidir. Türk demokrasi târihinde bunlar ilk defa olmuyor ki. Doğal olarak son da olmayacak.

İşte size Türk demokrasi târihinden ve bu toplumun siyâsete ve siyâsetçilere bakış açısından panoramik manzaralar…

Son olarak herkese ve bütün taraflara şöyle bir teklifim var: Günahkâra ilk taşı günahsız olan atsın!

Son söz

Asıl olan bir gruba mensup olmak değil, bir duruşa sahip olmaktır.

26 Ekim 2022

İlhan AKAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.