ASLINDA FREN PATLAR MI?

 

Ağır vasıtalarda frenler patlar mı? Son günlerde kamyon, çekici ve otobüslerde fren patlaması sonucu! şeklinde tabir edilen ve oluşan kazalarda çok sayıda insanımızı hayattan kopartan olaylar meydana geldi. Kazalar sonucu ‘ağır vasıtanın freni patladı’ şeklinde yansıyan haberler kamuoyunda freni patlayıcı madde gibi gösteren bir algı oluşturdu. Hem merak edenlere fren sistemini yüzeysel olarak anlatacak, hem de frenlerin boşalması veya patlaması olayına değineceğim.

 

Öncelikle TÜİK verilerine göre 2020 yılı sonu itibari ile ülkemizde trafiğe kayıtlı 24 milyondan fazla kara aracının ortalama yaşı 14,2 olarak hesaplanmaktadır. Bu yaş hesabı içerisinde otomobil yaş ortalaması 13,2 iken ağır vasıta stokumuzda yaş ortalaması 17,2 ye yükselmektedir. Yani 2020 yılı sonunda pandemi başladığına göre ve de pandemi sonrası ekonomilerin kötüye gitmesi nedeni ile bu yaş ortalamalarının iyi yönde azaldığını görmemiz uzun bir süre mümkün olmayacak gibi… Yaş ortalamasının yüksek oluşunun zararlarına aşağıda değineceğim.

 

Günümüz konvansiyonel araçlarında temel olarak iki çeşit servis freni tahrik altyapısı kullanılmaktadır. Bunlar genelde M1 ve N1 sınıfı hafif tonajlı araçlar için hidrolik tahrikli sistemler, Ağır tonajlı 3500 KG üstü kütleye sahip araçlar ve dorseler için ise havalı tahrikli fren sistemleri… Bu fren tahrik sistemleri mühendislik hesaplamalarına göre tercih edilmektedir. Ağır vasıta gruplarında bu havalı fren sistemi yalnız bırakılmamakta, motor freni, retarder, egzoz freni gibi yardımcı fren sistemleri hatta elektrikli araçlarda kinetik enerji geri dönüşüm sistemleri (KERS) mutlaka bulunmaktadır. Hidrolik alt yapılı fren sistemlerinde hidrolik sıvısı (genellikle endüstriyel yağ ve türevi sıvılar), havalı fren sistemlerinde ise motordan tahrik alan bir kompresör yardımı ile basınçlandırılıp depolanan hava, pnömatik tesisatlar yardımı ile frenlemeyi sağlamaktadır. Fren sistemlerinin en son elemanları ise fren diskleri veya kampanalardır.

 

İşte fren patlaması hikayelerini bu kampana veya disk frenlerin çok sık kullanımı sonrası oluşan, aşırı ısınma neticesinde meydana gelen sürtünme kaybı problemleri oluşturmaktadır. Yani ağır vasıta ya da herhangi bir kara aracı rampa inerken servis freninin aşırı kullanımı bu frenin elemanları olan balata ve diskleri veya balata-kampana ikilisini aşırı ısıttığı için (1000 derece santigrat ve üzeri) balata, kampana veya disk yüzeyleri sürtünme özelliklerini kaybederek artık işlevini yerine getiremez hale gelmesi durumuna bizler piyasa dilinde fren boşalması veya fren patlaması adını veriyoruz. Hava tahrikli fren sistemlerinde hava hortumları, hava tankları patladığı bir durumda sistem basınçsız kalacağı için frenler zaten otomatik frenlemeye ayarlıdır ki böyle hava patlaması durumunda araç otomatik olarak tüm gücüyle frenleyecektir.

 

Kazalara asıl sebebiyet veren olaylar incelendiğinde yukarıda belirttiğim araç stokumuzun yaş sorunu en büyük handikaplardan birisini oluşturmaktadır. Ticari ağır vasıtalarda 17 yaş ve üstü bir ortalama araçların mekanik bakımdan yorgun olması anlamına gelmektedir. Bu durumda araçların mekanik bakım sıklığının ve bakıma verilen önemin artması gereklidir. 17 yıl taşınan yükün ve yollardan aldığı titreşim ve darbelerin sonucu başta araç şasesi olmak üzere tüm parçaların mukavemet dayanımlarını aşağı çekecektir. Avrupa standartlarında bu tip araçların muayene aralıkları azaltılmakta ve muayene standartlarına uyması sağlanmaktadır. Tüm ticari ağır vasıtalar için tıpkı uçaklarda olduğu gibi km si gelen parçaların değişmesi sağlanmaktadır ve bu bir seyir defteri ile takip edilmektedir, fakat bu yaptırımlar ülkemizdeki ticari ağır vasıtalara uygulanmamaktadır.

 

Kazalara sebep olan ikinci en büyük etken ise bakım işlemi yapan yerlerin teknik yetersizliğidir. Aşınan lastiklerin, aşınan balataların, aşınan kampanaların, aşınan fren bağlantılarının değişiminin tamircide! bir standartı olmayıp göz ile tecrübe dahilinde ‘Bunlar daha 10 bin km gider mantığı’ ile bakımlar ve tamirler devam etmektedir.

 

Kaza ana nedenlerinden diğer bir tanesi ise insan faktörüdür. Her ne kadar takograf kullanımı bir nebze olsa denetimi artırmış ve şoförlük mesleğini yapanlara nefes aldırmış ise de farklı ehliyet cipleri kullanarak takograf kandırılmakta ve insanlar gün içerisinde 10 saat üstü araç kullanmaktadır. Pek çok araç için sadece o aracı kullanan ehliyete sahip olmak yeterli iken;  Aracı tanımak, kullandığı araç aynı marka olsa bile yeni bindiği ağır vasıtanın durumunu tespit etmek şoförler için her zaman birinci öncelikleri olmalıdır. İşte saydığımız bu nedenlerin birkaçı bir araya geldiğinde tabii olarak kazalar kaçınılmaz hale gelmektedir ve maddi manevi çok büyük zararlar ile insanlar karşı karşıya kalmaktadır. Ancak TV’ lerdeki haber bültenlerinde tüm suç patlamayan ancak patlamış gibi yapan frenlere yüklenmektedir. İyi okumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.