Hakemlikte Yaşanmışlıklar.

Elbistan, Geçit Köyündenim. Sonradan Söğütlü Kasabası oldu. Son nefesime kadar da Elbistanlı olmaktan onur ve gurur duyacağım. Atalarımın topraklarında çıkarılan Gazetemizde bana güvenerek yazmam için  bir köşe veren büyüklerim Ökkeş ve Himmet Beylere şükranlarımı; Siz değerli hemşehrilerime selam ve saygılarımı iletiyorum. “VAR ODASI” adı altında yazılarımı spor özellikle futbol, TFF, MHK ve hakem konularında yazarak, sizlere bilgi ve tecrübemi aktarmaya çalışacağım. Sevgili okurlarımız sporun güzelliği kadar, yanlış uygulamalarını da bulabilecekler. Yazılarımla bir gence faydam olsa bile kendimi mutlu ve başarılı sayacağım.

Ya Allah Ya Bismillah diyerek başlamak istiyorum.

*Bir kaç yıllık futbol hakemiyim. Bir İlçede müsabaka yöneteceğim. Müsabakaya özel aracımızla gittik. Stad park yerine on dakikalık yürüme mesafesinde. Yürüyüş yolumuz yemyeşil ağaçlarla çevrilmiş; kuş cıvıltıları sanki baharın geldiğini müjdeliyor. Yolumuzun üzerinde, ağaçların altında çok güzel bir kır kahvesi gördük. Arkadaşlardan biri;

-Hocam maç için çok erken, isterseniz şu kıraathanede temiz havada sizlere bir çay ikram edeyim, deyince dönüp bir daha baktım. Harika bir yer. Selam verdik, oturduk tertemiz havayı içimize çekerken tavşan kanı çaylarımızıda yudumluyorduk. Hafta sonu kıraathaneye takım elbiseli üç kişi gelir mi? Kim olduğumuzu öğrenmeye çalışan bir sürü soru sordular. Hakem olduğumuzu ve maç yönetmeye geldiğimizi söyleyince, çok ısrarımıza rağmen çay parası almadılar.

Müsabaka başladı. Her şey çok güzeldi. Müsabaka 0-0 devam ederken; 86.dakikada tartışmasız bir pozisyonda ev sahibinin aleyhine bir penaltı verdim. Hayatım boyunca unutmayacağım bir öğreti yaşayacaktım. Öğreti ise şuydu, müsabaka tebliğ edildiği andan, eve dönene kadar kimseden ne olursa olsun bir bardak çay bile kabul etmeyeceksin! Her ne alıyorsan, harcıyorsan sen ödeyeceksin! Ödemenin karşılığında mutlaka belgeni alacaksın! Belge veremeyenden; olayı anlatan ve ödemeyi gösteren, yazılı, imzalı, iletişim bilgilerinin olduğu bir belge mutlaka hazırlatacaksın! Bu öğreti penaltı atılıp gol olduktan sonra seyircilerden birisinin bağırmasıyla son bulacaktı.

-Ulan hakem bu nasıl penaltı;  içtiğin çayın parasını bile biz ödedik!!!

**Artık klasman hakemiydim. Amatör maç yönetmeyi hiç bırakmamıştım. Profesyonel liglere hakem yetiştirmenin en güzel yeri amatör maçlardır. Hataları burada yapar, öğrenirsiniz. Hakemlikte epey mesafe katetmiştim. Allah rahmet eylesin; Laz Hasan Amca hafta ortası genç maçı vermiş. İtiraz etme şansın yok. Laz şivesi ile basar fırçayı “Uşağım ha burada ki uşaklar maç yapmasun mu? Ben bu saatte ha bu çocuklara siporu mu yasaklayım mı? Sen ne istiyorsun daaa?”

Takımın birisinde bir çocuk var kısa boylu, gözlerime inanamıyorum. Gelecekte nerelere gider. Eminim harika bir futbolcu olacak. O yaşta futbolu oyunu anlıyor. 6-0 galipler. Uzatmanın son bölümündeyiz. Çocuk kendi sahasından fırladı ofsayt yok. On-onbeş metre gitti gitmedi; düdüğü çalıp maçı bitirdim. Hakem arkadaşlarla soyunma odasında raporla uğraşıyoruz. Saha komiseri arkadaş “Hocam bir futbolcu ısrarla sizinle görüşmek istiyor.” Gelmesini istedim. O harika futbolcu asık bir suratla.“Hocam neden o düdüğü çaldınız. Gol olacak bir pozisyonda maç bitirilir mi? Pozisyonu lütfen sonlandırın. Gol veya aut olsun ondan sonra bitirin.” Bende kendisine galip olduklarını, kendi kategorilerinde gol averajının dikkate alınmadığını, maçın süresinin bittiğini söyledim. En fazla 13-14 yaşlarındaydı. Ancak ağzından dökülen kelimeler beynime tek tek balyozla çakılacaktı.

“Hocam ben fakir bir ailenin çocuğuyum. Ben her attığım gol için pirim alıyorum. Aldığım birimlerle evime ekmek götürüyorum.” deyince başımdan kaynar sular döküldü. Çocuk yaşta fakirliğin ne olduğunu iyi bilirim. Allah'ım affet beni. Ben ne yaptım! Uzun zaman olmuştu okkalı bir tokat yemeyeli. Başıma ok gibi bir ağrı saplandı. Midem yanmaya, burulmaya başladı. Ağzım kurudu. Dudağımdan sadece gayri ihtiyari “zararın ne ise ben karşılamak istiyorum” diyerek cüzdanımda ki tüm parayı uzattım. Çocuk elinin tersiyle parayı ittirirken; “Ben sizden para istemeye değil, bir daha maçı bitirirken dikkatli olmanızı, kimsenin canını yakmamanızı söylemek için geldim.” dedi.

İnsan hayat dersini kimden, nasıl ve ne zaman alacağını bilemiyor. O gece sabaha kadar dönüp durdum. Gözüme  bir gram uyku girmedi. Hakemliğimin bittiği, son maçımın son düdüğüne kadar, maç bitirişim çok adil ve kimseyi incitmeyecek tarzda oldu. Her maçın son düdüğünde o genci hatırladım. Allah rahmet eylesin Hasan Amca sayesinde bir ders daha almıştım. O genç kardeşim her nerede yaşıyorsa, sağlıklı, uzun ömür dilerim.

Kalın sağlıcakla.

Ben Adnan ÖZER Saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Özer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.