ZULÜM

 

Ölüm varsa zulüm de var demektir,

Lâkin her ölümün sebebi zulüm değildir.

Doğum olursa ölüm de olacaktır,

Hak vâki olunca elbet vâde dolacaktır.

***

Ancak ölümlerin bir kısmı zulümdendir,

Zâlimin zulmü olursa mazlumlar ölecektir,

Ali mescitte, Ebû Hanîfe zindanda ölmedi mi?

Hüseyin çöllerde ruhunu teslim etmedi mi?

***

Sümeyye ve Yâsir kızgın çöllerde işkence görürken,

Seyyid Kutub ve Mursî zindanlarda çürürken,

Hepsi aynı yolun yolcuları değil miydi?

Zâlim Mısır firavunları zulmün pîri değil miydi?

***

Menderes, Zorlu, Polatkan,

Yassıada’da oluk oluk hicran,

Ankara cezaevinde bir sağdan, bir soldan,

İdam edilmişlerdi gencecik çocuklar an be an.

***

Hele de cezaevindeki “Hilton”,

Cebeci’ye nâzırdır balkondan,

N. Fâzıl’lar, Nâzım’lar “Hilton”un müdâvimlerindendi,

İşkencehâneler ise, sağın, solun liderlerine ayrılan yerlerdendi.

***

Zulüm, sağı, solu, ileriyi, geriyi hiç tanır mıydı?

“Eşitlik gereğince” bir sağdan, bir soldan asılmalıydı,

İskilipli Âtıf, İslâmoğlu Hoca ve daha niceleri,

Hece hece zulme mâruz kaldılar gündüz ve geceleri.

***

Muhsin’ler, Mustafa’lar Esat’lar hep burada yattılar,

Deniz’ler, Yusuf’lar, Hüseyin’ler hep burada çile doldurdular,

Şimdi yanık yanık mahzun türküleri söyleniyor soğuk odalarda,

İşkence seslerine karışmış çığlıklar yankılanıyor zindan duvarlarında.

***

Kimisi üç kırmızı gül, kimisi üç kızıl karanfil idiler,

Güllerden de, karanfillerden de kırmızı kanlar akıyordu,

Kanları akanlar saf Anadolu çocuklarıydılar,

Lâkin zulmedenler hep Anadolu’ya yabancıydılar.

***

Düşmüşlerdi bir kez tuzağa,

Canlarını verdiler ama gitmediler uzağa,

Her ne kadar ayrı yolun yolcuları da olsalar,

Bir dâvâ uğruna baş verdiler, lâkin zulme baş eğmediler.

***

Necip Fâzıl zindanda yazdı, “Zindan” şiirini,

Zindan iki heceydi biliyor muydun “Mehmed”im?

Baban eve dönse de, dönmese de birazcık sabredelim,

Elbet bu teker kalmayacak tümsekte, yeter ki Allah diyelim!

***

Yazıcıoğlu da “Üşüyorum” şiirini yazmıştı zindanda,

Ne gariptir ki üşüyerek ölmüştü karlı dağlarda,

Zâlimler boş durmuyordu “karanlık oda”larda,

Sinsi sinsi hesap yapıyorlardı Okyanus ötesi sularda.

***

Zâlimin zulmü varsa, mazlumun da Allah’ı var,

Çıkarır âheste âheste elbet tüm ahları,

İnanmayanlar dönsün baksınlar bakalım,

Ne tüten ocakları kaldı, ne de bacaları.

***

Ocaklarına ateş düştü, birlikleri dağıldı,

Büyük şeytan tarafından inekler gibi sağıldı,

Zulüm büyük şeytandan da gelse hak yerini bulacak,

Allah zü’l- celâl tüm şeytanların hepsini kovacak.

***

Zulüm ebediyyen pâyidâr olamayacak,

Hak gelecek, bâtıl zâil olacak,

Mazlumlar sevinecek, zâlimler üzülecek,

Yeryüzü elbet bir gün tertemiz olacak.

26 Eylül 2022

İlhan AKAR

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.