DİKENSİZ GÜL

            Derin nefes almanın, su içmenin, uyumanın, görmenin ve hissetmenin bir bedeli vardır. Dışardan kolay gibi görünen her eylem,  içinde binlerce mücadeleyi barındırır. Tabiattaki tüm varlıklar bu eşsiz mücadelenin içinde yoğrulur durur. Yumurtadan yeni çıkan yavru kuşların kanat çırpınışında, okyanusa ulaşmaya çalışan deniz canlılarının mücadelesinde bu mücadele görülür.

            Biz bu mücadele içinde her şeyin mükemmel olmasını isteriz. Yolumuz hiç karanlık olmasın, adım atalım tüm karanlıklar bir anda aydınlığa dönüşsün, sihirli değneğimiz var ya hokus pokus… Yollar karanlık olduğu zaman farları yakalım, farımız yoksa el feneri, el feneri yoksa mum, mum yoksa ay ışığı, ay saklanmışsa durup dinlenip ilk gün ışığında yola koyulalım. Dünyada hep aydınlık olan bir yol yok. Bir taraf aydınlıkken bir tarafta karanlık görülür. Bu döngü bize hayat boyu tüm yolların aydınlık olmayacağını gösterir. Ama biz tüm yollar alabildiğine ışıklı olsun, ayağımız tökezlemesin isteriz.

            Hayatımızdaki tüm insanların kusursuz olmasını, sorun çıkarmamasını, pamuk gibi naif insanlar olmasını isteriz. Oysa biz elimizde tutacaksak o kırmızı ve mis gibi kokan dostluk ve arkadaşlığı, birazcık elimiz kanayacak, dikenler batacak, zamanla bu gül demetinin neresinden tutulması gerektiğini öğreneceğiz. Elimize aldığımız her gülden dikeni var diye vazgeçersek; yol sonunda vazomuz bomboş kalır. Mis kokular terk eder bulunduğumuz her yeri, bahçemiz tarumar olur. Güller nasıl dikenleri sayesinde birçok fayda sağlayarak büyüyor ise, korunuyor ise; bizim karşımıza çıkan dikenler de bize fayda sağlıyor…

            Bilim adamlarının, ünlü düşünürlerin, devlet adamlarının, din adamlarının hayatlarına bir bakın; hepsi nice dikenli gülleri kucaklamış, zorluklara göğüs germiş, karanlıkta yürümeye devam etmiş insanlardır. Bu gün, yarın ya da başka bir zaman diliminde dilediğimiz her şeyin bir dikeni olacak, dikensiz olsun istediğimiz zaman hayal kırıklığı yaşayacağız, bizim hayatta kalmamız için vücudumuzda binlerce sistem çalışıyor ve her gün bedel ödüyoruz. Zamanımızı harcayarak, gençliğe veda ederek bedel ödüyoruz. Yağmuru hissetmek için çamura katlanmayı, mis kokuları koklamak için dikenlerle barışmayı öğrenmeliyiz.

            Çoğu insanın hayali; mutlu bir yuva ve neşeli çocukların olduğu bir aile. Oysa çoğumuz yarı yolda kalıyor. Gül benim olsun ama dikeni olmasın istiyoruz. Yok, öyle kolaydan yaşamak. İnanın hiçbir yerde yok dikensiz gül, hatasız kul…

            Güller sizin olsun, sağlık, para, aile, mutluluk ve huzur… Bunların bir bedeli olduğunu, dikensiz gül olmadığını, hatasız kul olmadığını, emek vermeden yemek olmayacağını iyi bilin. Eğer çok büyük olmak istiyorsanız, bu yolda bazı fedakârlıklar ve mücadeleler sizi bekliyor…

           

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.