İLİM KENDİNİ BİLMEKTİR

        İnsanoğlu öğrenme ve yeni şeyler keşfetme aşığıdır. İlk nefesle başlar öğrenme. İngaa sesleri ile inler mekânlar. Aklını kullanan insanoğlu öğrendikleri ile birlikte hamur yoğurur ve taze ekmekler sunar çevresine. A’dan Z’ye ne varsa dünyada keşfetmeye değerdir. Öğrenir; tüm ilim kapılarını çalar insanoğlu. İslami ilim, fen ilimleri, matematik, sosyoloji, psikoloji... Allah’ın yarattığı tüm güzellikleri incelemeyi ve öğrenmeyi sever.

            Maddeyi öğrendik; ateş, su, toprak, hava, uzay… Manası nerde? Manasını öğrenmediğimiz her şey tuzsuz yenen yemek gibidir. Ortada bir yemek var, yiyoruz, karnımız doyuyor lakin tat yok, tuz yok. İlim kapısı bize sadece maddeyi öğretmemeli; o maddenin manasını bilmediğimiz zaman kendimizi uzay boşluğunda savrulurken buluruz. Tanımlamalarımız var bizim ‘’vatan’’ nedir mesela. Yurttur, topraktır. Ülke nedir? Devletin bağımsız bir şekilde yaşadığı kara, hava, deniz alanlarının oluşturduğu bütündür. Oysa bu kısacık tanımlamalar içinde manası ne kadar da büyük. Sığdıramayız hiçbir yere, ne göğe sığar ne de yere. Bağımsızlığı, kara parçasının anlamını gerçek manasını yüreğimize kazır isek işte o zaman öğrenmiş oluruz.

             Matematik öğreniriz. İki iki daha dört eder. İkiyi üç ile çarpar altıyı buluruz. Çarpım tablosunu ezberleriz biz mesela. Rakamlar sadece toplama, çıkarma, bölme, yapıyor. Ya manası? Cebimizdeki parayı saymaya yaradı öğrendiğimiz matematik, aldığımız malvarlığını saymaya… Yıllık karımızı, zararımızı hesaplamaya yaradı. Eğer bizim o matematik; yıllık kazandığımız malvarlığının belli bir kısmını paylaşmayı, okula gitmek için çantası ayakkabısı olmayan komşu çocuğu varken kesemize yeni yeni ikiler, birler eklemeyi bırakıp biraz da başka keselere atmayı öğretmedi ise manası yine eksik.

            Ali ata bak ile başladı harflerle tanışmamız, şimdilerle Ela ile Lale’ler var. Ne manası var ki; Biz öğrendiğimiz her harf ile yaralayan kelimeler, cümleler türettikten sonra. Harf en önemlisi ve ses. Ağzımızdan hayırlı, oturaklı, yararlı kelimeler çıkması çok önemli. Konuşmak ve yazmak dünyada vazgeçilmez bir eylem… Biz o harflerin manasını, bir araya geldiklerinde oluşturdukları gücün farkında olursak öğrendiğimiz anlam kazanır. Teşekkür de bir sözcüktür, küfür de bir sözcüktür. Hayır da bir sözcüktür, şer de bir sözcük… Okuduklarımız çok önemlidir. Bir kitap okuruz hayatımız değişir.

            İlim kapısından girdim, aklımı kullandım ve öğrendim… Yıllarca yatırım yaptım kendime. Sorsanız tüm kanunları bilirim, hak nedir, adalet nedir hepsini bilirim. Tanımlarda sıkıntı yok zaten. Kanunun bilmem kaçıncı maddesi benden sorulur. Manası eksikse işte sıkıntı orada başlıyor. Mana çok önemli, kendini bilmek, haddini bilmek ve insanlığı bilmek… Sadece kazandığım paraya bakarsam ilmimle mana eksik, madde ortada, tadı yok, tuzu yok bizim işlerin olur. Çünkü adalet, hak, hukuk manası çok derin ve ağır kelimelerdir.

            İlim kapısı… Şimdi bir yavru girdi o kapıdan. Umudumuz, gençliğimiz, evlatlarımız… Hayat boyu öğrenme devam eder. Diploma verirler bize. Duvarlara çerçeveleyip astığımız. Hayat okulundan da törenle mezun oluruz. Cenaze töreni. Ölüm belgesi verirler en son okul sonunda. Madde cepte, mana havada kaldı ise vay halimize… Madde cepte, mana yürekte ise ne mutlu bize… Tek mana gider bizimle…

            İlim kapısı… İslami ilim bize saygıyı, sevgiyi, başka dinlere ve inanışlara saygıyı öğretmeli… Yaratanın yarattığı her varlığın değerli olduğunu. Fen bilimleri bize Yaratanın yüceliğini nasıl da büyük ve görkemli olduğunu, biyoloji bilimi bize binlerce varlık içinde aklın insanoğluna verilmiş en güzel nimet olduğunu, sosyoloji saygıyı, hoşgörüyü ve toplumları anlamayı, psikoloji ruhun aç kalmaması için dolu dolu işler yapılması gerektiğini, şükretmeyi, sevmeyi, sevmeyi, illa sevmeyi…

            Ela ile başladığımız bu yolda Ela’nın iyi bir insan olmasını. Komşu hakkı, arkadaşlığı, dostluğu, anaya babaya saygıyı, vatanına bağlılığı, kazancını paylaşmayı, yaşlıya şefkati, çocuğa sevgiyi, işini hakkı ile bilinçli yapmayı ve kendini bilmeyi öğretmeli.

            Yunus Emre madde ile mana arasındaki farkı harmanlayıp en güzel şekilde ifade eden büyüklerimizden biridir. ’İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır, okumanın manası kişi hakkı bilmektir, Çün okudun bilmezsen, bu bir kuru emektir. ‘’…

            Yeni eğitim öğretim yılı hayırlara vesile olsun… Evlatlarımız maddeyi ve manayı öğrensin inşaAllah...Tuzları eksik olmasın, ağızları tatlı, manaları tam olsun inşaAllah..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.