“Elbistan’ın Kültürel Mirası: Selçuk Hamamının Hikâyesi”

Selçuk Hamamı ile ilgili bir anekdot paylaşarak yazıma başlamak istiyorum.

Karabekirli ailesine mensup hanımlar arasındaki sohbetlerde şehir efsanesi gibi şunu duyardık:

“1820’li yıllarda Osmanlı tarafından müsellim olarak atanan Karabekirli Hacı Ahmet Ağa, bir gün atı ile giderken atın ayağı tökezledi. Bildiğiniz üzere atlar, öğrenme yeteneği yüksek hisli, huylu hayvanlardır. Atının tekerlemesinde sebep arayan Hacı Ahmet Ağa durur ve yanındakilere toprağı eştirir.  Birde ne görsünler, göbek taşı bulunan bir hamam.

Bildiğiniz üzere müsellim, Osmanlı da eyalet ve sancakta yönetimi elinde bulunduran kişi demektir. Bu bağlamda müsellim Karabekirli Hacı Ahmet Ağa’nın yönetim ve karar verme yetkisi olduğu için hemen hamamın kullanıma açılması için gerekli talimatları verir. Böylece hamam kullanıma açılır. Mimari yapı olarak Selçuklular dönemine ait olduğu anlaşılır. O gün, bugündür hamama, “Selçuk Hamamı” denilmektedir.”

Peki bugün hamam ne durumda?

Yapım tarihi tam olarak bilinmese de bazı kaynaklarda 850 yıllık tarihe sahip Selçuk Hamamının ortasında göbek taşı ve 5 ısınma odası bulunmaktadır. 1970 yılına kadar hizmete açık olan Selçuk Hamamı çevresindeki işyerleri ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılarak, tarihe kazandırılması amacıyla çalışmalar başlatılmıştı. Ceyhan Mahallesi’nde yer alan tarihi Ulu Cami, Dulkadirli Sarayı ve Selçuk Hamamı’nın sırt sırta yer aldığı alandaki ilk kamulaştırma, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmişti. Selçuk Hamamı’nın yer aldığı 443 metrekarelik alanın tamamını istimlâk ederek, kamulaştırılmıştı. Daha sonrasında çalışmalar ne aşama diye araştırma yaptım ancak net bir bilgiye ulaşamadım.

Yaklaşık 100 yıl önce inşa edilen ve uzun süre hükümet konağı olarak kullanılan taş bina, şehir müzesine dönüştürülerek geçen yıl açılışı gerçekleşmişti. Elbette Elbistan da şehir müzesinin açılması güzel bir gelişme. En kısa zamanda ziyaret etmeyi düşünüyorum.

Elbistan Kaymakamlığının web sitesine girdiğimde; Kız Kalesi, Topallı Han, Himmet Baba Camisi, Ulu cami, Çarşı Atik cami, Kızılcaoba cami, Selçuk Hamamı, Karahöyük, Til Höyüğü, Gavurviran Höyüğü, Malap Höyüğü, Ozan Höyüğü, Taşlı Höyük ve Hükümet Konağı ismiyle pek çok tarihi yapı ve höyüklere rastladım.

Uzmanlık alanım olmadığı için bunların ne kadarı turizme açılacak durumda veya ne kadarı işler bir halde bilemiyorum.  Ancak görünen o ki; Elbistan Ovası höyükler bakımından zengin ve Anadolu Selçuklu dönemine ait pek çok tarihi yapı olduğu aşikâr. Tıpkı Kayseri gibi. Elbistan’da kültürel mirasa sahip çıkma konusunda son yıllarda çalışmalar var.

Tarihe verdiği kıymet, kültürel mirasa sahip çıkma, antik kentlere verilen önem tarihi mekanların yenilenerek ziyarete açılması konusunda Gaziantep’i şehir olarak başarılı buluyorum.Restorasyon çalışmalarının kalitesi hususunda Gaziantep epeydir kafa yoruyor. Elbistan’ın da bu konuda çalışmalarını hızlandırmasını ve şehrin tarihi değerinin gün yüzüne çıktığı ses getiren bir yerleşim yeri olarak ilk sıralara yerleşmesini arzuluyorum.

 

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Erden - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.