YÜREĞE DOKUNMAK

                                              

            Nedir bu yürek meselesi? Duyguların ana vatanı diyebiliriz yüreğe. Orada yeşeriyor tüm duygular, uçsuz bucaksız bir bahçe yüreğimiz, bahçıvanı da biz. Ne kadar emek verir, ne kadar bakım yaparsak o kadar güzel olur yüreğimiz. Gülleri var yüreğimizin hepsi dikenli, elimizi dokunduğumuzda acıtan kanatan türden. Sonra yaseminleri var mis gibi kokan, kimisinde kasımpatı kış mevsiminde bile açan, kimisinde menekşeler var rengârenk, hassas bir o kadar emek isteyen… Bu bahçedeki tüm çiçekler konuşur. Bazen o kadar konuşur ki; yoruluruz, sessizlik ararız. En yakın arkadaşımızdır bu çiçekler; kimi zaman bizi hiç bırakmayan, kimi zaman yarı yolda bırakan.

            Karşımızda hayat koca bir tuvale çizili resim gibi. Herkesin resmi farklı, farklı boyalar, farklı manzaralar, farklı konular… Hepimiz aynı iki gözle bakıyoruz lakin farklı hissediyoruz, farklı tepkiler veriyoruz. İşte tam da burada anlıyoruz; yüreğimize dokunanı,  dokunmayanı…

            Aklımızla karar verir, yüreğimizle misafir ederiz kararlarımızı. ‘’İçime sinmedi.’’ Cümlesinin içindeki o iç tam da yüreğimizdir. Yanılmaz, çok akıllıdır o. Her türlü kokuyu alır, her türlü savaşta yenilse de yenilmese de hiç ölmez, yeniden canlanır, dur durak bilmez ta ki nefesimiz kesilene kadar.

            Kimsenin bahçesi aynı değildir. Kimisi gülle donatır, kimisi dikenle, kimisi harabe, kimisi misler gibi…

            Yüreğe dokunmayan hiçbir davranış kabul görmez insan bedeninde. Yüreğimizdeki çiçekleri coşturmayan, ılık ılık hissettirmeyen, bahçemizi gülistana çevirmeyen hiçbir davranış kabul görmez. Karşınızdakinin yüreğine dokunduğunuz kadar var olursunuz hayatında. Şimdi diyeceksiniz hep yüreğe mi hitap edelim? Başka var olma yolu yok mu hayatta? Yok, arkadaş, başka var olma yolu yok.

            Şimdi vatanını korumaya çalışan askeri harekete geçiren o sevgi yürekten doğar, annenin evladına olan sevgisi yürekten doğar, çocuklara merhamet yürekten doğar, yaşlılara hürmet yürekten doğar, her gün işini en iyi yapmaya çalışan çalışanların iş ahlakı yürekten doğar, aşk yürekten doğar, nefret de yürekten doğar, savaş da yürekten doğar, haset de, fesat da…  Yüreğe hitap etmiyorsa yaptıklarımız kalıcılığı uzun sürmez. İşi bitince atılan eşyalar kadar olur ömrü. Bir ‘’on’’ bir ‘’of’’ düğmesi olan makine gibi oluruz.

            Yüreğe dokunmak o yüzden çok önemlidir. Yaptığımız her işimiz yüreğe olumlu yönde dokunmalı, sözlerimiz yüreğe dokunmalı, lakin dokunduğu yeri viran etmemelidir.

            Yüreğe dokunmak aslında bir yerde insanı anlamak demektir. Yüreğe dokunmak koca bir sanattır. Karşındaki bahçeyi bilip; ona göre davranmak. Çiçeklerini ayaklar altına almamak demektir. Göze hitap ettiği kadar, aklın kabul ettiği kadar yüreğe de hitap etmektir.

            Yüreğe dokunmasaydı eğer; Leyla ile Mecnun’u tanımazdık, güzelim şarkılar olmazdı, şiirler, romanlar, anılar ve hayatlar olmazdı. Öleni gözümüz görmüyor diye unuturduk, yüreğimizde yaşamasaydı.

            Yüreğinize dokunanları kabul edin hayatınıza. Yürek bahçenize de iyi bakın. İçinde nefret yetişirse tez zamanda budayın, kökünden sökün. Yüreğinize dokunmayan, içinize sinmeyen her şeyden uzak kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.