Akçul: “Kaza değil; ihmalkarlık ve kâr hırsı”

Türkiye Maden İşçileri (Maden-İş) Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, Erzincan’daki altın madenindeki facianın ‘kaza’ olarak adlandırılamayacağını belirterek, “Kaza değil, ihmaller zinciri ve kâr hırsının sonucu” diye konuştu.

 

Genel Başkan Akçul, Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nin kömür ihtiyacının karşılandığı Çöllolar Kömür Sahası’nda 13 yıl önce yaşanan göçükle benzer şekildeki olayı, ilk andan beri yakından takip ettiklerini dile getirdi.

Risk olduğu bilinmesine rağmen 9 işçinin tahliye edilen bölgeye gönderilmesinin izahının verilmesi gerektiğine vurgu yapan Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Maden İşçileri Sendikası, ilk günden beri takip ettiği ve elde ettiği bilgilere göre, facianın yaşanmasındaki temel sebebin yine kar hırsı olduğunu, iş sağlığı güvenliği uygulamalarının yetersizliğini ve insan hayatının ne kadar ucuzlaştırıldığını tespit etmiştir. Yaşanan bu maden faciasına kaza denmesi, ulaşmaya çalıştığımız 9 işçiye karşı yapılan büyük bir ayıp, hakaret ve iftira olacaktır. Çünkü bu bir kaza değil tamamen ihmalkarlık ve vurdumduymazlıktır. Bu zafiyet ve bu ihmalkarlık, işini düzgün yapan diğer işletmeleri ve yönetimleri de zan altında bırakmaktadır.

Yeterli derecede alınmayan güvenlik uygulamaları, doğayla inatlaşmanın çok ötesinde, doğayı yok saymak, insan hayatıyla oynamaktır. Risk var denilip tahliye edilen bölgeye neden 9 işçi tekrar gönderilir. Bir insanın değil küçücük bir canlının dahi girmemesi gereken bu riskli bölgede, kontrol amaçlı bile olsa 9 maden emekçisi neden hiçe sayılarak görevlendirilir?”

Sendika olarak yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığının altını çizen Akçul, ‘Bu işveren yönetimi emekçiyi ne zaman öldürmek değil de yaşatmak için işe alacaktır?’ sorusunu yönelterek, “Yaşanan bu facia bütün uyarı ve ikazlara rağmen büyük bir felaket, telafisi olmayan bir doğa katliamı ve milli servetin yok edilmesi şeklinde karşımızdadır.

Bilimin ve teknolojinin bütün nimetlerini kullandığını iddia eden şirket yöneticileri, bu sorumsuzluğu ve cinayeti hangi makul sebebe dayandırabilir. Yıllar öncesinde bile, televizyon kanallarında dahi gündeme getirilen bölgenin tehlikeleri ve oluşan riskler, hangi maliyet hesabı korkusuyla görmezden gelinmiştir? Sendikamız temsilcilerinin uyarıları bugüne kadar neden dikkate alınmamıştır? Her zaman olduğu gibi, dünün gecikmeleri bugün kaç kişinin ölüm kuyusu olmuştur? Ve daha da önemlisi, madencilerin ölüm zinciri nereden ve ne zaman kırılacaktır? Ülkemiz zengin maden kaynaklarına sahiptir ve evet Madenler kıymetlidir. Ülkemizin, geleceğimizin teminatıdır. Bulunduğu bölgeye istihdam sağlar, yöreyi kalkındırır ama asla bir madenciden, bir insan hayatından daha mühim değildir. Uygun koşullarda, doğanın ve insanın dengesine uygun şekilde yararlanılmalıdır. Paha biçilemeyen varlığıyla, yeryüzündeki 'en kıymetli maden olan insanın' bir kaybı dahi, hiçbir maddi kazancın teminatı olamaz” dedi.

Olayın peşini asla bırakmayacaklarını söyleyen Genel Başkan Akçul, “Türkiye Maden İşçileri Sendikası olarak yeter artık yeter diyoruz. Bu inorganik sistemin madencimize yaptığı zulme, yok sayma ve sömürmesine dur diyoruz. Riskli bölgede çalışmama hakkını dahi kullanamayan maden işçimizi öldürenlerin suçunu, doğaya veya kazaya mal etmeyeceğiz, ettirmeyeceğiz. İnsan hayatını dahi özelleştiren bu sistemin hiçbir şeyi oldubittiye getirmesine müsaade vermeyeceğiz.

Sorumlular, suçlular her kimse bunun cezasını çekene kadar teknik heyetimiz ve hukukçularımızla, bütün davaların kamuoyu ve adalet önünde sonuna kadar takipçisi olacağız. Ekmek davası uğruna canından olan bizleri öldürenlerin yakalarından ellerimizi çekmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

20 Şub 2024 - 16:55 Kahramanmaraş/ Elbistan- Güncel