• BIST 98.028
  • Altın 257,830
  • Dolar 5,7049
  • Euro 6,3986
  • Kmaraş 22 °C
  • Malatya 22 °C
  • Kayseri 19 °C
  • Sivas 12 °C
  • Adıyaman 21 °C
  • Arpa tarlasındaki yangın için seferber oldular
  • İl Sağlık Müdürlüğü, aşırı sıcaklara karşı uyardı
  • Anız yakana, dekar başı 60 TL ceza kesilecek
  • Arpa tarlasındaki yangın için seferber oldular
  • İl Sağlık Müdürlüğü, aşırı sıcaklara karşı uyardı
  • Anız yakana, dekar başı 60 TL ceza kesilecek

Yumurtalı ekmek kokan sahurlar

Sevda KÜÇÜK

Ben küçükken bir kazada ölmüş babam, dedem ve abim. Annem temizliğe giderek bana ve babaanneme bakmaya başlamış. Aç değildik ama tok ta değildik desem halimizi anlatmış olurum her halde. Ramazan demek evimize girecek olan yiyecek demekti. Geçen sene kapımıza bırakılan kutuları poşetleri gücüm yetmese de taşıdığım geldi aklıma gülümsedim. O gelen erzaklarla beş altı ay idare etmiştik çok şükür.

İlk Teravih Namazı’na babaannem ve annemle beraber erkenden gittik. Camide ki herkes birbiriyle selamlaşıyor, güzel dileklerde bulunuyorlardı ama en mutlusu kesinlikle bendim. Sahura hiç zorlanmadan kalktım, annem kahvaltı hazırlamış bir de akşam yemeğinden kalan pilav vardı. İçimden keşke “yumurtalı ekmek te olsaydı” dedim ama hemen utandım suç işlemişim gibi…

Sabah kalktığımda annem temizliğe gitmişti, babaannemde Kuran okuyordu. Derslerime çalıştım, babaannemi öpüp okula gittim. Sınıfta ki birçok kişi oruçluydu, bir iki ders sonra acıktım sesleri ve yemek isimleri söylenmeye başladı. İsmini ilk defa duyduğum yemekler bile vardı. Sıra arkadaşım bana “senin canın ne istiyor” deyince birden “yumurtalı ekmek” dedim. Sahurdan aklımda kalmıştı galiba, bir iki kişi güldü ama umursamadım. Sonuçta herkesin canı aynı şeyi çekmeye bilir değil mi?

Eve geldiğim de annem gelmiş çorba ve kırmızı pilav yapıyordu. Önlüğümü çıkarıp pencerenin kenarına oturup elinde poşetle geçen herkese bakmaya başladım, bize mi getiriyor diye. Bir saat oturdum ama hiç gelen olmadı. Dokunsalar ağlayacaktım. İftar saatini beklediğimi sanmıştı annem. Top atılıp ezan okunmaya başlayınca biraz hüzünlü de olsa oturdum sofraya. Annemin gülen yüzünü görünce hüznüm dağıldı. Yemeğimizi yiyip bulaşıktan sonra namaz için hazırlandık.

Namaz boyunca duaların hiçbiri gelmedi aklıma. Yanımdakilerin hareketlerine göre eğilip kalkıyordum, içimden “ya erzak getirenler bizi evde bulamayınca geri giderlerse” diyerek geçti. Gözlerim doluyor her secde de iradesiz gözyaşlarım seccadeye akıyordu. Herkes ellerini açıp duaya başlayınca bende açtım ellerimi ‘yalvarıyorum ne olur Allah’ım zengin insanların yardımlarından esirgeme bizi’ diyerek bitirdim kılamadığım namazımı.

Eve gelirken annemin o sıcacık elini hiç bırakmadım. Etraftaki kalabalığa bakarken ileride ki evimizin kapısında ki poşetleri görür görmez çığlık atarak eve koştuğumu görenler uzun süre anlatmışlardı. Hem ağlıyor hem anneme sarılıp çok şükür duydular sesimi diye bağırıyordum.

Ellerimiz titreyerek taşıdık poşetleri içeri, annemle yerleştirdik küçük mutfağımıza son kez baktım kapıya, kalan paket var mı diye. Küçük bir kutu daha vardı hızla aldım onu da içeri girmeden açtım. Yumurtaları görünce olduğum yere çöküp dilimden düşmeyen şükürle sessizce ağladım…

Bu yazı toplam 268 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim