Elbistan, Afşin ve Göksun… Bireysellik ile bölgesellik arasında sıkışmış bir kara parçası tanımlaması ile hatırlanabilir bu ilçeler için. Topyekün hareket edebilme yetisiyle bezenmiş, hatta çaresiz bu yetiyle kalkınacak ama illaki ayrı davranmayı meziyet beller, ayrı bir yolu tercih eder. Belli ki ortak kalkınma olayı kavranamamış. Elbistan bir tarafından çeker işin, Göksun bir tarafından. Afşin öbür taraftan... Üniversite gündeme gelir, taraflar netleşir. Fen Lisesi gündeme gelir Afşin çeker ucundan, Göksun dernek kurar gider Ankaralara..Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili durum ortada. Daha önce gelin ortak yapalım teklifine gönülsüz kalan diğer ilçeler, tam Elbistan OSB bitti bitecek alternatif çıkarır ortaya ve gündem olabilme adına türlü reaksiyonlar içerisine girer. OSB Konusunda ısrarcı bir tutum içerisine girmeleri nedeniyle bölge OSB’den mahrum kalabilirdi. Kaybeden kim olurdu, Sadece Elbistan mı? Elbette değil. Şimdi Elbistan OSB’nin dolması ve Kahramanmaraş’a 2. OSB için izin çıkması için bölgenin ileri gelen yatırımcıları biraz da mecburen Elbistan OSB’de yer almak durumunda. Yerel seçimler yaklaştıkça bu türlü girişimleri ortaya çıkacağı aşikâr. Ancak yatırım hayalperestliği bölgenin kalkınmasına hizmet etmez. Onun için mantık süzgecinden geçmiş öneriler, toplum nezdinde kabul görür. Artık siyasete seviye kazandırma noktasında bir takım çalışmalar yapılıyor. Siyasetin sorun üretme değil, çözüm üretme noktasında yer alması gerektiği mantalitesi gün be gün işleniyor toplum hafızasına. İnşallah buda ileride ülke adına güzel neticeler verecektir. Vatandaşın bir oy vererek iş sahibi olabilme umudu, siyasetçinin iş vaadiyle oy isteme geleneği, yani siyasi rüşvetlerin değil, gerçeğe yakın projelerin ortaya konduğu ve prim yaptığı bir toplum yapısına doğru gidiyoruz. Elbette bu durum iyimser bakış açısıyla böyle yorumlanabilir. Farklı gözlüklerle bakıldığında farklı neticeler elde etmek mümkün. Onun için bölgesel manada planlı projeli beklentiler ortaya koymalıyız ki çözüm noktasında kolaylık görelim. Bir atasözü derki: “Büyük hayal kuranlar, o ölçüde büyük hayal kırıklığına hazır olmalıdır.” Büyük hayal kurup, büyük hayal kırıklığı yaşamaktansa reel ölçülerde hayal kurup, onu hayata geçirmeye çalışmak artık modern dünyanın kabul ettiği bir değerdir. Gelişen ülkelerde böyle. Yerel seçimler yaklaşırken adaylar, seçmenler bence bu değerleri göz önünde bulundurmalı. Sağlıklı günler dileklerimle…