• BIST 109.967
  • Altın 144,159
  • Dolar 3,4830
  • Euro 4,1065
  • Kmaraş 31 °C
  • Malatya 31 °C
  • Kayseri 23 °C
  • Sivas 20 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Arazi toplulaştırma  çalışmaları,  Büyükyapalak’tan  başladı
  • Elbistan’a Sağlıklı Yaşam Merkezi yapılacak
  • Başka Erkoç, Ceyhan Rekreasyon Alanında incelemelerde bulundu
  • Arazi toplulaştırma  çalışmaları,  Büyükyapalak’tan  başladı
  • Elbistan’a Sağlıklı Yaşam Merkezi yapılacak
  • Başka Erkoç, Ceyhan Rekreasyon Alanında incelemelerde bulundu

Ünal, “Bize, neyin hesabını soruyorlar?”

Ünal, “Bize, neyin hesabını soruyorlar?”
Demokrasi ve Özgürlük Platformu Kadınlar Komisyonu’nun düzenlediği toplantıda konuşan AK Parti Kahramanmaraş milletvekili adayı Mahir Ünal,

“Türkiye’nin bugün yaşadığı sorunların temeli 20-30 yıl öncesine dayanmaktadır. Bugün ortaya çıkan o krizin sorumluları, birilerinin idam edilmemesi için imza atanlar. Bize hesap soruyorlar. Neyin hesabını soruyorlar. 8,5 yılda biz bu milletin başını dik kılmadık mı? Yüzünü yere mi eğdirdik?” diye konuştu.

Demokrasi ve Özgürlük Platformu Kadınlar Komisyonu’nun düzenlediği ve bayanların katıldığı toplantıda AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili adayı Mahir Ünal ve Sevde Beyazıt Kaçar, bayanlara 12 Haziran seçimlerinin önemini anlattılar.

Elbistan Belediye Düğün Salonu’nda yapılan toplantı Cemre Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Halide Yıldırım’ın açılış konuşması ile başladı.

Yıldırım, “Demokrasi ve Özgürlük Platformu Türkiye Genelinde oluşmuş 100 kadar sivil toplum örgütünü kapsayan bir örgüttür. Amacımız ülkemizin tüm kesimlerini kapsayan sivil bir anayasa, daha özgürlükçü bir anayasadır. Hepimiz bu amaç için bu araya geldik” dedi.

AK Parti Kahramanmaraş milletvekili adayı Mahir Ünal’da; “Türkiye bugün sorunlarını aşma yolunda büyük bir çaba sarf ederken, en büyük desteği sivil inisiyatif gruplarından, sivil toplum örgütlerinden alıyoruz. Sivil toplum örgütleri aslında devletin müdahalesi dışında kalan ve devlete karşı bireyin temel haklarını savunan sivil alanı savunan inisiyatif gruplarıdır. Bütün dünyada sivil toplum örgütleri devletten bağımsız olarak bireyin temel hak ve özgürlüklerini savunmak ve devletin, bireyin haklarına müdahalesini engellemek ve dolayısıyla bireyin devletin karşısında hukukun karşısında, sivil alanını genişletmek için mücadele eden gruplardır. Biz AK Parti olarak iktidara geldiğimiz günden beri sivil inisiyatif gruplarının önemini, sivil toplumun güçlendirilmesi ve bunun gereğini her zaman yaptık ve yapıyoruz. Neden? Çünkü bu ülke yıllardan beri ceberut siyasetten, baskıcı siyasetten ve devlet eli ile siyasetin düzenlenmesinden dizayn edilmesinden çok büyük sıkıntılar çekti. Yıllarca milletin iradesi siyasete yansımadı. Milletin iradesi siyasete yansısa bile bu irade devlete yansımadı. Hükümetler iktidar oldular ama muktedir olamadılar. Siyaset kurumu sorun çözmesi gerekirken, sorun çözemedi. Siyaset kurumu ülkenin kaynaklarını planlaması gerekirken, eğitimde, sağlıkta, ulaştırmada, güvenlikte her alanda insan odaklı politikalar üretmesi gerekirken yıllarca bu olmadı. Bu gerçekleştirilemedi. Ne zaman ki AK Parti ile birlikte milletin iradesi güçlü bir şekilde siyasete yansıdı, ne zaman ki milletin iradesini en üstün güç olarak gören ve bunun üzerinde millet iradesi üzerinde hiçbir güç tanımayan AK Parti siyaseti iktidara geldi, o günden bugüne sizlerde biliyorsunuz ki vesayetle, statüko ile mücadele ediyoruz. İşte bu mücadelemizde sivil toplum kuruluşları, sivil inisiyatif grupları bizimle birlikte hareket ettiler. Biz bir siyasi parti gibi değil, bu sivil inisiyatif gruplardan birisi olarak milletimizin yüksek çıkarları için mücadele verdik. 2007 yılında özellikle bilindiği üzere büyük bir kırılma yaşadık. 2007 yılında yaşanan kırılma ne idi. Hem cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili, hem diğer hükümet politikaları ile ilgili sıkıntılar öyle bir noktaya geldi ki biz 27 Nisan 2007’de bir e-muhtıra ile karşılaştık. AK Parti bu muhtıraya karşı milletin yanında dimdik milletin hak ve özgürlüklerini savunan ve milletin iradesi üzerinde hiçbir vesayet kabul etmediğini dile getiren bir bildiri yayınladı. Bu süreçte de sivil inisiyatif grupları, sivil toplum kuruluşları bizim yanımızda idi. O süreçte ortak akıl platformu daha sonra ki süreçte sivil dayanışma platformu ve 2009-2010 referandum da yine aynı şekilde demokrasi ve özgürlüğü öncelikleyen platformlar hep bu mücadeleye destek verdiler. Şuanda da demokrasi ve özgürlük platformu, yeni bir anayasayı, sivil bir anayasayı öncelikleyen bir çalışma içerisine girdi. Elbistan’ımızda da 120 tane sivil toplum örgütü var. Sivil toplum kuruluşlarımızın büyük bir kısmı demokrasi ve özgürlük platformunun çatısı altında bir araya geldiler. Demokrasi ve Özgürlük platformu son derece bilinçli bir şekilde hazırladığı broşürler ile konuyu anlatan bir dil kullanmış. Tüm Türkiye’de şuanda yoğun bir çalışma yürütüyorlar. Aslında verdiğimiz mücadele ister siyasette olsun, ister sivil alanda olsun, bir. Verdiğimiz mücadele nedir? Hepimizin verdiği mücadele bu ülkede her bir vatandaşımızın temel hak ve özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır. Her bir vatandaşımızın 74 milyon insanımızın birinci sınıf insan olmasıdır. Kendisini seçkin, üstün, elit görenlerin herhangi bir anayasal üstünlüğe sahip olmaması ve anayasamızda vatandaşlığın herhangi bir etnik kimlik üzerinden yada bir inanç üzerinden değil, temel hak ve özgürlükler üzerinden tanımlanması mücadelesini veriyoruz. Dolayısıyla bugün çocuklarınız üniversite bitirmiş, gençlerimiz ve şuan da işsiz olan ve bizim istihdam oluşturmaya çalıştığımız gençlerimiz ile ilgili sorunlarımız var ise bu sorunlarımızın temelinde 15-20 yıl önce yapılmış ihmaller yatmaktadır. Bugün yaşadığımız hiçbir sorun bugünden kaynaklanan sorun değildir. Kucaklarınızda, yanınızda oturan çocuklarınız var. Eğer bugün biz bu çocuklarınızla ilgili gerekli politikalar geliştirmez, gerekli önlemleri almaz isek 20 yıl sonra bu sorun ortaya çıkacak. Şuan da bir sorun yok. Bugün anaokulları ile ilgili gerekli çalışmalar yapılmazsa, ortaöğretimler için gerekli çalışmalar yapılmazsa, hepinizin yine bildiği temel bir sorun bilindiği üzere bu ülkede imam hatiplilerin önünü kapatmak için meslek liselerini yok ettiler. Bugün gelişmiş ülkelerin tamamında gençlerin, öğrencilerin yüzde 65’i meslek edindirmeye yönlendirilir. Ara eleman olarak yetiştirilir, meslek sahibi yapılır. Çünkü mesleksiz toplum vasıfsız toplumdur. Kalan yüzde 35’ide üniversite eğitimine ve akademik kariyere yönlendirilir. Türkiye’de ise ne yapıldı? İmam hatiplilerin önünü kesmek için meslek okullarının önünü kestiler ve liselerden mezun olan herhangi bir mesleki yeterliliği olmayan ve üniversiteyi bitirdiği zaman da hiçbir mesleği vasfı olmayan bir insan kaynağı çıktı. Bir ülkenin en büyük zenginliği insan kaynağıdır. Dolayısıyla yanlış eğitim politikaları ile öncelikle insan kaynağımızı ciddi oranda tahrip ettiler. Şimdi biz son 8,5 yıldan beri bunun planlamasını yapıyoruz. Ama eğitim öyle bir şeydir ki, eğitim de silgi yoktur. Yani eğitimde yaptığınız yanlışları silemezsiniz. Niye? Eğitim de aldığınız bir karar sonucunu 10 yıl sonra verir. Bugün eğitimde, işsizlikte yaşadığımız ekonomide yaşadığımız sorunların birçoğunun kaynağı, 10-15 yıl, 20-30 yıl öncesine dayanmaktadır. Dolayısıyla bizim bugünden bu hassasiyetle politikalar üretmemiz gerekiyor ve bu politikaları üretiyoruz. Bunları niçin söylüyorum. Hani birileri kafa karıştırmak istiyor. 1923 yılında Cumhuriyet kurulduktan sonra 2003 yılına kadar 80 yıl içerisinde bizim eğitimde, sağlıkta, ekonomide, ulaştırmada, her alanda kronikleşmiş sorunlarımız vardı. Bu sorunların büyük bir oranını çözemedik. 2003 yılında AK Parti iktidara geldiğinde bu sorunların tamamını kucağında buldu. Biz 8,5 yılda bu 80 yıllık sorunları çözmeye çalışıyoruz. Ve büyük oranda bunları çözdük. Sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada çözdük, konut edindirmede çözdük. Temel ihtiyaçlarını çözdük bu milletin. Ama üzücü olan şu; bu 80 yıllık sorunların müsebbibi olan Süleyman Demirel gibi, o siyasetin temsilcileri, bugün o eski CHP siyasetinin biraz makyaj edilmiş şeklini millete yeni siyaset diye yutturmaya çalışan Kemal Kılıçdaroğlu. Baktığınız zaman hepsi bir araya gelmiş durumda. Kemal Kılıçdaroğlu, Süleyman Demirel ve MHP. Ayrıca MHP ile ilgili özellikle şunu söylemek istiyorum. MHP’liler bizim kardeşimizdir. Fakat MHP’nin yönetimi ile ilgili bir sorun var. Neden? Dün televizyon programında da söyledim. Hüseyin Kocabıyık ve Mümtaz’er Türköne, benimde arkadaşımdır. 1999 yılında bunlar Tansu Çiller’in danışmanıydı. 1999 yılında Tansu Çiller’i bir DYP-MHP koalisyonuna ikna ettiler. Önemli bir anekdot. Hatta Tansu Çiller, Devlet Bahçeli’nin Başbakan olmasına ikna oldu. Hüseyin Kocabıyık ve Mümtaz’er Türköne, Devlet Bahçeli ile görüşmeye gittiler. Dediler ki; Tansu hanım ikna oldu. Sizin Başbakanlığınızda biz bir koalisyon kurmak istiyoruz. Devlet Bahçeli bunu kabul etmedi. Arkadaşları geri çevirdi. Aynı Devlet Bahçeli birilerinin talimatıyla Ecevit’in başbakanlığına, DSP-ANAP ve MHP koalisyonuna evet dedi. Şimdi bu bir bakış açısı, bu bir zihniyeti ele veren bir şey. Daha sonra 3,5 yılın sonunda biz bu işi yapamıyoruz diyerek Kasım da seçimlere gidelim dedi. Şimdi bunların hepsi bir araya gelmiş. O krizin sorumluları, birilerinin idam edilmemesi için imza atanlar. Süleyman Demirel’i ötekisi berisi bir araya gelmiş. Bize hesap soruyorlar. Neyin Hesabını soruyorlar. 8,5 yılda biz bu milletin başını dik kılmadık mı? Yüzünü yere mi eğdirdik? 8,5 yılda biz boşalttıkları hazineyi doldurmadık mı? 95 milyar dolar şuan da hazinemizde para var. Türkiye’nin uluslar arası bir itibarı var. İçi boşaltılmış bankalar dolduruldu. Kimse hastanelerde rehin kalmıyor. Neyin hesabını soruyorlar bizden. Bunları size şunun söylüyorum. Başınız dik. AK Partide siyaset yapmak çok rahat ve kolay. Dimdik duran bir başbakanımız, 19 saat çalışan bir başbakanımız var. Biz bugüne kadar ne vatandaşımızın yüzünü yere eğdik, nede bizim yüzümüz yere eğilmedi. Yüzü yere eğilmesi gerekenler hesap sorulması gerekenler, utanması gerekenler onlardır. Bunu da ben CHP’li ve MHP’li kardeşlerimize söylemiyorum. CHP ve MHP’li kardeşlerimizin duyguları ile oynayanlara söylüyorum. AK Parti siyaseti bir çözüm siyasetidir. Sizler bu çözüm siyasetinin temsilcilerisiniz. Bu ülkede 8,5 yılda bir taraftan demokratikleşme mücadelesi verdik. Bir taraftan bu halkın özgürlük mücadelesini verdik. Bir taraftan vesayetle çatıştık ve bir taraftan da bu kadar hizmet ürettik. Şimdi sivil ve özgürlükçü anayasamızı yapıp, her bir ferdimizin hak ve özgürlüğünü güvence altına aldıktan sonra ve bu milletin önündeki engeller kalktıktan sonra inşallah ustalık dönemimizde asıl maharetimizi ve asıl eserlerimizi vereceğiz. İnsanların biri yüzünden kafalarının karışmasına izin vermeyin. Size AKP kendi anayasasını yapıyor diyecekler. Yalan. Niye yalan. Bu milletin şimdiye kadar sivil bir anayasası olmadı. Şimdiye kadar bu milletin bir anayasa yapmasına izin vermediler. Bu millet 1876’dan beri sivil anayasayı tartışıyor. Bu millet 100 yıldan beri anayasayı tartışmaktan bir anayasanın nasıl olması gerektiğini biliyor. Bu işin takipçisi olan sivil toplum örgütleri, sivil inisiyatif gruplarımız, anayasa konusunda çalışıyorlar. Yeni anayasa platformu bunlardan bir tanesidir. Dün çalışma raporlarının nihai sonuçlarını açıkladılar. Bu anayasayı AK Parti hazırlamayacak, bu anayasayı millet hazırlayacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi yapacak. AK Partide bütün bunların takibini yapacak. AK Parti bütün bu işlerin olması için arkasına güçlü bir siyasi irade koyacak. Bugüne kadar bu millete kendi anayasasını yapmaya izin verilmesinin sebebi nedir? Bu milletin güçlü bir siyasi irade ile temsil edilmemiş olmasıdır. Bugüne kadar bu millet güçlü bir siyasi irade ile temsil edilseydi bugün bizim bir sivil anayasamız vardı” diye konuştu.

ak-parti-2.20110528201328.jpg

 

ak-parti-3.20110528201348.jpg

Bu haber toplam 710 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim