07.10.2009 tarihli mahalli bir gazetede;Santrallerimizden kaynaklanan ciddi bir kirlenme yok başlığıyla bir haber yayınlanmıştır.Bölge halkının yaşama hakkını hiçe sayan insanlık dışı bu açıklamaları şiddetle lanetliyorum. İnsanımızda çok iyi bilir ki, bu tür yalanları
20 yıldır utanmadan söylemeye devam etmektedirler. Hatta zamanla basınımızı tehdit ederek;
’’ eğer santrallerle ilgili olumsuz haberlere yer verirseniz C , D, E santrallerini yapmayız ve bölgeden de işçi almayız deme terbiyesizliğini göstermektedirler’’.Bende onlara diyorum ki,’’ siz kim oluyorsunuz da işgal kuvvetleri komutanı gibi bölge halkını tehdit ediyorsunuz? .Biz ki ülkesini ve milletini sizin gibi bukalemunlardan 100 kat daha çok seviyoruz,
tek farkımız bizler insanız, insanımıza değer veriyoruz’’. Ne acı ki azda olsa Elbistan ve Afişinde bürokratlara yağcılık yapan, ihale ve adam yerleştirme peşinde koşan bölgenin ekmeğini yiyen nankör kişiler vardır, bu türlerden utanç duyuyorum.
*Basındaki açıklamaya gelince; Bir defa ortada bir rapor yok, haberin kaynağı belli değil, EÜAŞ Genel müdürlüğü kaynak gösterilmiş, tamamda açıklamayı yapan isim kim?
Bilmek isteriz?................................... —Oysa EÜAŞ raporlarında;
-S02, kömürün kükürt içeriğine bağlı olarak 2,000-15,000 mg/Nm3 emisyon debilerindedir ve kontrol edilmemektedir.(olması gereken değer 150 mg/Nm3’tür)
S02 emisyonlarını 1000 mg/Nm3 değerinin altına düşürmek için Baca Gazı Desülfürizasyon (BGD) sistemine ihtiyaç duyulmaktadır.
—Linyitlerin kükürt oranlarının yüksek olması baca gazı emisyonlarındaki S02 konsantrasyonlarının Endüstriyel Kaynakları Hava Kirliliğinin Kontrolu Yönetmeliğinde verilen limit değerlerin aşılmasına neden olmaktadır.
—Linyitlerin kül içeriklerinin yüksek olması baca gazı toz emisyonlarının da yüksek olmasına neden olmakta ve Endüstriyel kaynaklı hava kirliliğinin kontrolu yönetmeliğinde verilen sınır değerlere uyulması için yüksek verimli elektro filtrelerin kullanılmasını gerektirmektedir.
—Özellikle linyit kalitesinin düşük olması, kükürt ve toz içeriğinin yüksek, ısıl değerinin düşük olması bu bölgede çevresel kirlilik yükünü artırabilecek olup, önemli ölçüde çevresel önlemlerin alınmasını ve çevre yatırımlarının yapılmasını gerekli hale getirmiştir.
Rehabilitasyon projesinin toplam maliyeti yaklaşık olarak 173 milyon dolar olarak hesaplanmıştır. Projenin, BGD tesisiyle birlikte maliyeti 300 milyon dolardır. (Buna göre BGD tesisi toplam maliyeti birilerin dediği gibi 800 milyon dolar değil 123 milyon dolardır.)
—Santrallerde iyileştirme yapılmasına karar verilmiştir. Bu iş için Dünya Bankasından 280 milyon Euro’luk kredi sağlanmış olup, teknik teklifler 26 Kasım 2006 da alınmıştır. Ticari tekliflerin Mart 2007 de alınması ve işin 2009 yılı sonunda tamamlanması gerekmektedir, denilmektedir.(Hala ihalesi yapılmamış, yüzlerce yalanlardan bir tanesi)
*Sonuç itibarıyla; gerek 10’un üzerinde profesörün gerekse birçok resmi kurumun rapor ve açıklamalarıyla santrallerin zehir kustuğu, mevcut ve yapılacak santrallerle bölgenin yaşanılamaz bir konuma geleceği isyan noktasında dile getirilmiştir. Ayrıca Birleşmiş Milletler iklim değişikliği raporuyla (Kyoto sözleşmesiyle) Fosil yani kömür gibi yakıtlar yerine Bio dizel yakıtlar kullanılması karalaştırılmış, 26 Ağustos 2009 tarihinde de Türkiye bu sözleşmeyi imzalamıştır. 2012’den sonra da kömürle çalışan Termik Santrallerin yapılmasının yasaklanması söz konusu olacaktır..
—Soruyorum? 10’un üzerinde profesör, onlarca resmi kurum raporları(bunların içinde EÜAŞ ile Çevre Bakanlığının raporları var) mevcut iken, başta sayın başbakanımız olmak üzere hükümetimizce mutlaka filtreler takılmalı denilirken, bu tür yalan dolu açıklamalara değer verilmesi, en hafif tabirle bölge insanına yapılan bir saldırı ve ihanettir.
Cumhuriyet savcılarımızı göreve çağırıyorum. 08.10.2009 Poyraz POYRAZOĞLU
İnşaat mühendisi-İktisatçı-Doğa Savaşçıları K.Maraş İL Temsilcisi