• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Kmaraş 15 °C
  • Malatya 10 °C
  • Kayseri 13 °C
  • Sivas 5 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Eylül’de de hava kirliliği arttı
  • EÜAŞ’tan taşeron açıklaması
  • Akılcı ilaç kullanımını resmettiler, hediyeleri aldılar
  • Eylül’de de hava kirliliği arttı
  • EÜAŞ’tan taşeron açıklaması
  • Akılcı ilaç kullanımını resmettiler, hediyeleri aldılar

Termik santralin zararı, nükleer’den farksız

Termik santralin zararı, nükleer’den farksız
Türkiye Nükleer Santralin tartışmasını yaşıyor. Bazı kesimler Japonya depremi sonrasında

ortaya çıkan karamsar görüntüyü dile getirip zararlarını ortaya koyuyor bazı kesimler ise nükleer enerjiden kaçılamayacağını ve elde ki kaynakların sınırlı olduğunu savunuyor.  Ama dünyada Atom Enerjisi Kurumunu kuran ilk 5 ülke arasında yer alan Türkiye’nin son 40 yılda 4 defa Nükleer Santral ihalesini iptal etmesi akıllara soru işaretleri getiriyor.

Dünya Radyasyon sorununu tartışıyor ve bu tehlikeye karşı tedbirler geliştirmeye çalışıyor. Tüm bunların yanında yıllardır ülkemizin enerji ihtiyacını düşük kalorili kömürler ile sağlamaya çalışan ve yapıldığı bölgelerde sürekli sorun olmuş termik santraller konuşulmuyor. Özellikle enerji üssü olacağı ifade edilen ve Hidro Elektrik Santrallerinin yanı sıra 5 milyar ton linyit kömürü rezervinin kullanılması ve enerjiye dönüştürülmesi için toplam 11 adet termik santralin kurulacağı ifade edilen Kahramanmaraş bölgesinde yaşayan insanlar, Nükleer Santrale karşı çıkanları anlamakta zorlanıyor!  Onlara göre, zaten zararlı gazlar nedeniyle bölgede kanser oranlarında her gün artış yaşanıyor. Bunu da günlük hayatta birebir yaşıyorlar.  Uzmanlarda farklı düşünmüyor. Son 30 yılda havaya bırakılan zararlı gazlar ve çevreye verilen zarar Çernobil Faciasının 100 katı.

 

Termik Santraller Çernobil’in yüz katı zarar verdi

 

Termik Santrallerin Çernobil faciasının tam yüz katı oranda zararlı olduğunu ifade eden ve bunu da toryum yakımı sonrası ortaya çıkan zararlı gazlara bağlayan Prof. Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Makine Bölümü Enerji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. H.Mehmet Şahin Nükleer Santral tartışmasının anlamsızlığına vurgu yapıyor. Şahin ayrıca termik santrallerin havaya saldığı zararlı gazlarla ilgili de şu bilgileri veriyor: “ABD’de yayınlanan bir çalışmaya göre; 1982 yılında kömür santralleri dünya genelinde 2.8 milyar ton kadar kömür yakarak çevreye 3 bin 640 ton uranyum ve 8 bin 960 ton toryum salmışlardır. Çernobil kazası esnasında, santral içerisinde yaklaşık 30 ton civarında nükleer yakıt bulunduğu, bununda yüzde 5-10 kadarı çevreye yayıldığı düşünülürse 1982 yılında dünyada kömür santralleri çevreye 100’den fazla Çernobil reaktörü içindeki yakıt kadar uranyum ve bunun 2.5 misli kadarda toryum salmışlardır. Ülkemizde termik santrallerde yılda, yaklaşık 64 milyon ton düşük kaliteli linyit kullanılmaktadır. Dolayısıyla çevreye her yıl 83.2 ton uranyum, 204.8 ton toryum bırakılmaktadır. Örneğin Afşin–Elbistan santrali 1984 yılında devreye girdi. 1994 yılına kadar (10 yıl içerisinde) çevreye 30.6 milyon ton toz, 37.8 milyon ton kül, 114.9 milyon ton karbondioksit, 5.3 milyon ton kükürt dioksit, 0.18 milyon ton azot oksitler yaymıştır.”

Dünya üzerinde 436 adet hali hazırda Nükleer Santral’in dünyanın enerji ihtiyacının yüzde 16’sını karşıladığını ifade eden Prof. Dr. H.Mehmet Şahin, “Uluslar arası atom enerji ajansı (IAEA) verilerine baktığımızda, 30'dan fazla ülkenin fiilen elektrik üretimi ile nükleer teknolojiye geçtiğini görürüz. Hâlihazırda toplam  369  bin Mega Watt kurulu güce sahip 436 adet nükleer santral, Dünya elektrik üretiminin yüzde 16'sını karşılamaktadır. 24 adet yeni nükleer santral da inşaat halinde ve 41 adet nükleer santralin inşaat planı yapılmış sipariş aşamasındadır.”diyor.

Şahin yaptığı değerlendirmede şu tespitlerde bulunuyor: “Elektrik üretiminde nükleer reaktörlerin payı Fransa'da yüzde 78 (59 adet), Japonya'da yüzde 29 (55 adet), Dünya'nın en temiz ülkelerinden sayılan İsveç'te yüzde 52 (10 adet), İsviçre'de yüzde 40 (5 adet)'dır. A.B.D. de bugün yüzde 20 (103 adet)'de seyreden nükleer elektrik üretiminin, 21'inci asrın ilk yarısında yüzde 50'lere yükseltilmesi hedeflenmektedir. Deprem kuşağı üzerinde bulunan Japonya, 55 tane çalışır durumdaki nükleer santralle Dünya'nın 3. nükleer gücü durumuna yükselmiştir ve bu atom santralleri da emniyetle çalışmağa devam etmektedir. Örneğin ABD'nin sadece nükleer santrallerle ürettiği elektrik enerjisi Türkiye'nin toplam kurulu gücünün 6–7 katı, Fransa 4 katımızı, Japonya 3 katımızı üretmektedirler. Yine Avrupa ve gelişmiş ülkelerdeki nükleer santral sayıları İngiltere de 23, Rusya da 31, Güney Kore de 20, Almanya da 17 adet olduğu görülmektedir.”

 

40 yılda 4 kez nükleer santral ihalesi iptal edildi

 

Türkiye’nin 1960 yılında Nükleer Santrale karar verdiğinin altını çizen Şahin, son 40 yılda 4 kez Nükleer Santral ihalesinin iptal edildiğini dile getirdi. Şahin, “40 yılda 4. kez nükleer santral ihalesi iptal edilmiştir. Türkiye uluslar arası kamuoyu nezdinde artık bu konularda pek güven vermemekte ve itibarı zayıflamıştır. Türkiye'de atom enerjisi kurumu vardır.  Aslında dünyada bu kurumu kuran ilk 5 ülkeden birisiyiz. Konunun önemi 1960'lı yılların başında anlaşılmış, devletimiz gerekli adımları o yıllarda atmıştır. Ancak daha sonraki gelişmeleri izlediğimizde, nükleer santraller kurulması kararını verecek bir hükümet iktidara gelmemiştir. Ayrıca nükleer santral inşası ve işletmeye girmesi 7 ile 10 yıl arası sürdüğünden hükümetler enerji konusunda hep kısa vadeli çözümleri ele almışlardır.”

Keban barajı da zararlı o zaman

Japonya’da yaşanan büyük deprem ve sonrasında Nükleer Santralde yaşanan patlamalarla ve çevreye salınan zararlı gazlarla insanların zarar gördüğünü ifade eden Nükleer karşıtlarına da cevap veren Şahin, Keban Barajını örnek vererek, “büyük bir afette, büyük bir depremde bırakın nükleer santrali, Keban barajı da zararlıdır. Düşünün ki o baraj depremden etkilendi. Orada ki kentlerin halini düşünün.”görüşünü aktardı.

 

Çevreci Poyrazoğlu, “200 milyon ton Radyoaktif ve kimyasal madde atıldı”

 

30 yıldır bölgede katliamlar yaşanıyor’ diyen  Doğa Savaşçıları Derneği Elbistan Temsilcisi Poyraz Poyrazoğlu ise “30 yıldır bölgemizdeki tüm canlılar arabesk kaderini yaşamaktadır. Bundan dolayıdır ki, bölgemiz adeta sessiz ve sahipsiz çığlıkların yöresi haline gelmiştir. Bilinen bir geçek var ki, o da bölgemizdeki 500.bin insan ve milyarlarca canlının yaşam savaşı vermekte olduğudur. Görünen odur ki birkaç kişinin dışında da hiç kimse de insan ve canlı haklarından bahsetmemektedir. Ankara’dan gelenler hep yerin altındaki kömürü ve üretilecek enerjiyi düşünmektedirler. Oysa en kutsal hak; insanlarımızın ve diğer canlıların yaşam haklarıdır. Düşünebiliyor musunuz? Baca Gazı Kükürt Arıtma Sistemi olmayan, Kül tutucu filtreleri çalışmayan Afşin- Elbistan A Termik Santralı 25 yıldır bölgeye 200 milyon ton civarında Radyoaktif ve kimyasal zehirli gazlarla, partikül madde atmış, atmaya da devam ediyor.” İfadesini kullandı.

 Termik Santrallerin olduğu bölgede yaşanan iklimsel değişiklikler, topraklarda ki kuraklaşma, ürünlerde yaşanan verimsizlik ve bölgede çalışan çok sayıda insanın kanser tedavisi görmesi gibi konular ise henüz üzerinde bilimsel araştırma yapılamadığı için kamuoyuna net olarak aktarılamıyor. Ancak bölgede yaşayan insanlar biliyor ki, Nükleer Santrallere karşı çıkanların gözden kaçırdıkları çok önemli gerçekler var. Modern ülkeler, nükleer santralleri sağlıklı bir şekilde kullanıyorlar. Türkiye gibi ülkelerde ise enerji kaynağı olarak görülen santraller, en az nükleer santraller kadar zarar veriyorlar. Dolayısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Nükleer Santral'i anlatırken "O zaman eve Aygaz'da almayın" ifadesi hiç de abartı değil.

Bu haber toplam 1403 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim