ARŞİV
PİYASALAR
DOLAR
1,7555
EURO
2,3065
IMKB
60.669
ALTIN
646,85
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
LİNK BANKASI
GAZETELER

HAVA DURUMU
Kayseri-3/7 ºC
Malatya-5/-2 ºC
Kmaraş-2/4 ºC
Sivas-4/0 ºC
Adıyaman-1/3 ºC
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Celaleddin KURT
SİHİRLİ KUMAŞ
30.03.2010 16:31

Çok eski bir masaldır bu; tarih kadar eski bir masal... Günlerden bir gün sarayın terzibaşısı, hükümdarın huzuruna çıktı, etek öptü, emir bekledi....

-Söyle bakalım terzi başı, dileğin nedir?

-Efendimiz, size yeni bir elbise dikeceğim, ama öyle bir elbise ki, gelmiş geçmiş hükümdarların hiçbirine nasip olmamıştır; bundan sonra da olmayacak... Şimdiye kadar görülmemiş bir şey, olağanüstü bir şey, efendimiz!

-Olağanüstülüğü neresinde?

-Kumaşında, efendimiz, kulunuzun keşfettiği sihirli bir kumaş. İpek gibi ince, tüy gibi hafif. Fakat asıl marifeti daha başka, bu kumaşı herkes göremez, sultanım. Cahiller, ahlaksızlar, mevkiine lâyık olmayanlar, rüşvet alanlar ve bir de hükümdarları için kötülük düşünen hainler bu sihirli kumaşı ve bu sihirli kumaştan dikilmiş elbiseleri göremezler. Dahası, elbiseyi giyenin üzerinde hiçbir şey olmadığını, çıplak dolaştığını sanırlar. İzniniz olursa sultanım, hem tam size lâyık şahane bir elbiseye sahip olacak, hem de emrinizdekileri tanıyacaksınız; kimin cahil, kimin ahlaksız, kimin hain olduğunu anlayacaksınız.

-Nerede bu sihirli kumaş?

-Yarın getirir gösteririm. Ölçünüzü alır, elbisenizi dikmeğe başlarım. Yalnız, şey efendimiz, şey... Takdir buyurursunuz ki, böyle sihirli bir elbise biraz masraflı olur.

-Orasını merak etme terzibaşı, dilediğince altın alırsın! 

Ertesi gün sarayın terzibaşısı yine hükümdarın huzuruna çıkarak, etek öptü ve emir bekledi. Hükümdar merak içinde: 

-Gel bakalım terzibaşı, dedi. Hele göster şu sihirli kumaşı.

Terzibaşı çantasını açarak, bir müddet karıştırdı, sonra doğruldu. Elleri gerçi bomboştu; fakat, sanki çok değerli bir şeyi tutuyormuş gibi duruyordu.. Terzibaşı yavaş yavaş ilerledi, yeniden diz çöktü, etek öptü, sonra doğruldu; saygıyla titreyen bir sesle:

-Ne güzel bir kumaş değil mi efendimiz?Şu renge bakın, şu inceliğe bakın, beğendiniz mi? 

Hükümdar hemen cevap vermedi. Önce terzibaşısına baktı. Terzibaşısının bomboş olan, ama çok kıymetli bir şey tutuyormuş gibi duran ellerine baktı. Bir an öfkelendi, “Sen aklını oynatmışsın, sersem herif, yıkıl karşımdan” diyecekti, fakat diyemedi. Terzibaşısının bir gün önceki sözlerini hatırladı, ne demişti: “Mevkiine lâyık olmayanlar bu sihirli kumaşı göremez.” 

-Aferin terzibaşı, kumaşını çok beğendim, tam bana göre. Neye ihtiyacın varsa hemen isteyesin, elbiseyi tez yetiştiresin. 

Günler haftalar geçti. Hükümdarın sabırsızlığı artıyor, sihirli kumaştan yapılmış elbiseyi bir an önce görmek ve giymek istiyordu. 

Bir ay, üç ay, altı ay. Hazinenin yarısı boşaldı ve sihirli elbise bitti.... “Yerin kulağı vardır” derler, doğru bir sözdür. Hükümdarla terzibaşısının konuşması, sihirli kumaştan yapılacak elbise; cahillerin, ahlaksızların, ehliyetsizlerin, mevkiine lâyık olmayanların, hükümdarları için kötülük düşünen hainlerin bu sihirli elbiseyi göremeyecekleri bütün vezirlere malum oldu. 

Sihirli elbisenin bitmesi şerefine muhteşem bir tören yapıldı. Hükümdar, bütün vezirlerin büyük salonda toplanmalarını, önemli bir meselenin müzakere edileceğini emretmişti. Terzibaşı, efendisini sonsuz bir dikkat ve ihtimamla giydirdi. Hükümdar, büyük salonun giriş kapısında göründüğü vakit, Allah sizi inandırsın, Adem babamızdan zerre kadar farkı yoktu. Öylece ilerledi, vezirlerin yanına doğru azâmetle yürüdü. Vezirlerin hepsi ayağa kalktılar, el pençe divan durdular. Yüzlerinde ne bir şaşkınlık, ne bir tebessüm, sadece sonsuz bir hayranlık vardı. Birinci vezir diğerlerinin duygularını dile getirmek için söz aldı: 

-Uğurlu ola, sultanım. Bu ne harikulade elbise, tam size lâyık. Yemin ederim ki, zaman zaman olalı böylesini hiç görmemiştir. Fakat sizin gibi bilgili, kudretli, faziletli bir sultana bu bile azdır. Sizin eşsiz dehanız!... vs. vs.. 

Hükümdar, vezirlerinin ilmine, ehliyetine, ahlakına, sadakatine bir kere daha inandı. Koltukları kabardı. Sevinçten gözleri yaşardı. Biraz da üzüldü; kendisi niçin elbiseyi görememişti. 

Büyük salonun bir köşesinde iki kişi duruyordu. Sakallı bir ihtiyar ve bir delikanlı, Hükümdar içeri girince, çok utanan delikanlı, sakallı ihtiyara: “Bu adam delirmiş amca, herkesin içinde çırılçıplak dolaştığına göre, mutlak delirmiştir, değil mi?” dedi. İhtiyar, delikanlının yüzüne bir tokat indirdikten sonra, “Kapa çeneni, anlamadığın işlere burnunu sokma, otur oturduğun yerde, dünyanın düzenini bozmağa uğraşma.” Karşılığını verdi. Tam o sırada, ikinci vezir, birinci vezirin kulağına eğildi:

-Galiba bir şeyler oluyor. Bir gürültü duydum, tokat sesine benzettim. 

Aldırma dostum,.mühim değil. Tarih her zaman yaptığı gibi, hakikati dövüyor! İsabet ki,dövüyor. Yoksa hakikat bizi dövecekti... 

Rivayet ederler ki, o günden bu güne hakikat, tarih amcasından daima dayak yer, gözlerinin yaşı hiç kurumazmış!...

 

 

Bu yazı toplam 2700 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Ökkeş SAATÇI
Muhsin ÖZALP
Hamit Kavak
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
NÖBETÇİ ECZANELER
ÖZPOLAT
Malatya Cad. no:24/D
4132960
ŞİFA
Kızılcaoba Mah. Eski Devlet Hastanesi karşısı
4150103
POSTA LİSTESİ