• BIST 95.218
  • Altın 256,275
  • Dolar 5,7659
  • Euro 6,5175
  • Kmaraş 30 °C
  • Malatya 18 °C
  • Kayseri 25 °C
  • Sivas 18 °C
  • Adıyaman 31 °C
  • İl Sağlık Müdürlüğü, aşırı sıcaklara karşı uyardı
  • Anız yakana, dekar başı 60 TL ceza kesilecek
  • 10 bin 843 hektar arazi toplulaştırıldı
  • İl Sağlık Müdürlüğü, aşırı sıcaklara karşı uyardı
  • Anız yakana, dekar başı 60 TL ceza kesilecek
  • 10 bin 843 hektar arazi toplulaştırıldı

SENEDE BİR GÜN YETER Mİ?

Bekir YILMAZ

Hepimiz çok iyi biliriz ki, senede bir gün ne anneyi anmaya yeter, ne de sevgi ve saygının karşılığı olabilir. 12 Mayıs Pazar günü, elleri öpülesi fedakârannelerimizin bir “Anneler Günü”nü daha kutlayacağız. Peki, ömrünü bize adayan, saçını süpürge eden annelerimize sadece bir gün yeter mi? Elbette annelerimizi yılın bir gününde hatırlamamız, anmamız asla yetmez. Ne acıdır değil mi? Annelerimizin yüzünü görmeyelim, kokusunu duymayalım, duasını almayalım, bir huzur evine atalım öleceği günü bekleyelim, sonrada bir iki yaldızlı cümle ile yalancıktan “Anneler Günü”nü kutlayalım öyle mi? Bu bize yakışır mı? Annelerimizi bir gün değil her gün başımızın tacı yapmalıyız. Bir evde anne varsa, sevgi vardır, huzur vardır, bereket vardır. Annemiz giderse öpülecek el, ağlanacak diz, sevinecek bayramımız da gider. Anne, çok değerlidir. Değeri ve önemi bir güne sığdırılamaz. Yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş, uyumamış uyutmuş. Hayatın fırtınalarında bizlere bir toz konmasın diye bütün varlığını seferber etmiş olan annenin hakkını ödeyebilmek mümkün müdür?

Mevlana Hazretleri diyor ki:

“Anne hakkına dikkat et! Onu başında taç et! Zira anneler doğum sancısı çekmeselerdi, çocuklar dünyaya gelmeye yol bulamazlardı.”

Sadece bir annemiz var, annelerimizi üzmeyelim, annelerimizi sevelim.

Bilim adamları da diyor ki:

İnsan vücudu en fazla 45 del (acı birimi) acıya dayanabilir. Fakat doğum yaparken, anneler 57 del kadar acı çekerler. Bu, aynı anda 20 kemiğin kırılmasına eşdeğerdir.

Anne deyince, Asr-ı saadette cereyan eden şu ibretlik kıssadan ders almalıyız:

Bir kadın Resûlullah Efendimize gelerek: "Ey Allah’ın Resûlü! Kocam son anlarını yaşayan bir hastadır; yanında şehadet getirdiğim halde, dili dönmüyor ve kelime-i şehadet getiremiyor. Buna bir çare bulun da dilinin bağı çözülsün ve şehadet kelimesini söylesin" dedi.

Resûlullah Efendimiz ona: "Eşinin sıhhatli zamanındaki yaşantısı nasıldı? Müslümanlığın icaplarını yerine getirir miydi? diye sordu.

Kadın: "Ya Resûlullah! Kocam Müslümanlığın icaplarını yerine getirir ve dinin haram kıldığı şeylerden şiddetle içtinab ederdi" dedi.

Bu sefer Allah Resûlü: "O halde sen git, onun annesini bana gönder" dedi.

Biraz sonra Resûlulah’ın (aleyhisselam) huzuruna giren yaşlı bir kadın: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben Alkame’nin annesiyim, beni çağırmışsınız" dedi.

Hz. Peygamber ona: "Oğlun Alkame’den razı mısın? Sana karşı evlatlık vazifesini yerine getiriyor muydu? Yoksa sana karşı itaatsizlikte mi bulunuyordu?" diye sordular.

Kadın biraz durakladı, durumundan oğluna karşı bir kırgınlığı olduğu belliydi. Daha sonra: "Hayır, Yâ Rasûlallah! Oğlum çok iyidir, bana karşı hürmet ve itaatte kusur etmezdi. Ancak evlendikten sonra, özellikle de son zamanlarda bana karşı davranışları çok değişti ve kalbimi kırdı. Bu bakımdan ona biraz dargınım" dedi.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz, ashabına odun toplayıp büyük bir ateş yakmalarını emrettiler. Kadın: "Ey Allah’ın Resulü! Ne için ateş yaktırıyorsunuz?" diye sordu.

Allah Resulü: "Oğlun Alkame’yi yakmak için" diye buyurdu.

Kadın: "Niçin onu yakmak istiyorsun Yâ Rasulallah!" diye sorunca, Efendimiz (aleyhisselam) şöyle buyurdular:

“Çünkü karısının sözü ve teşviki ile veli nimeti olan anasını darıltanları Cenab-ı Hak, Cehenneminin şiddetli ateşi ile uzun müddet yakacaktır. Eğer sen Alkame’ye hakkını helal etmezsen, o da aynı azaba duçar olacaktır. Bari ben onu burada yakayım da Cehennemin o şiddetli azabından kurtulsun.”

Bunun üzerine evladına karşı şefkat ve merhamet dolu olan kadın: "Yâ Rasûlallah! Ben oğlum Alkame’ye hakkımı helal ediyorum, onun ne dünyada ne de ahirette yanmasına gönlüm razı olmaz" dedi.

İşte bir annenin evladına karşı olan şefkat ve merhameti!

Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhisselam) Efendimiz, Hz. Bilal’i ve Selman-i Farisi’yi Alkame’nin evine göndererek, onun dilinin çözülüp çözülmediğini öğrenmelerini söyledi. Onlar Alkame’nin evinin önüne gelince; onun yüksek bir sesle kelime-i şehadet getirdiğini işittiler.

Rabbim yanı başlarınızda olan annelerimizin kıymetini bilmeyi nasip etsin inşallah.

Anayı sevmek cenneti sevmektir, çünkü ana cennete açılan kapıdır.

Ana, konusu sayfalarca kitaplara sığmaz. Bizi, biz yapan değerlerimizi gerektiği gibi yaşar, Yüce Mevla’mıza kulak verir, Kutlu Peygamberimizin yolundan gidersek onlara layık oldukları değeri vermiş oluruz.

Ben annemi yıllar önce kaybettim annemin ve tüm Rahmet-i Rahmana kavuşan annelerin mekânı cennet olsun.

Bu vesile ile başta şehit ve gazilerimizin anneleri olmak üzere tüm annelerimizin ve anne adayı güzel insanların “Anneler Günü” nü kutlar, sağlıklı uzun ömürler dilerim.

 

...

 

Bu yazı toplam 195 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim