1 1
  • BIST 99.740
  • Altın 219,973
  • Dolar 5,3173
  • Euro 6,0395
  • Kmaraş 4 °C
  • Malatya 0 °C
  • Kayseri -3 °C
  • Sivas -2 °C
  • Adıyaman 3 °C
  • Elbistanspor, Şarkışla’dan 6-0 yenik döndü
  • Cumhur İttifakı heyetinden nezaket ziyareti
  • Pınarbaşı’ndaki mil ve kum vakum makinesi ile temizleniyor
  • Elbistanspor, Şarkışla’dan 6-0 yenik döndü
  • Cumhur İttifakı heyetinden nezaket ziyareti
  • Pınarbaşı’ndaki mil ve kum vakum makinesi ile temizleniyor

ŞEHRİN RUHU VE ONURU

DOĞAN SOYDAN
ŞEHRİN RUHU VE ONURU
Ruh nedir? Konusunu bilim adamları, felsefeciler, din alimleri
asırlardır tartışmış ve binlerce tanım (tarif) ortaya koymuşlardır.
Ben, en kesin ve kestirme tanımı, merhum şairimiz Cansız Hacı'dan (H.
Ahmet Güllü) dinlemiştim. Ağırdönüm çayevinde anlatmıştı ruhun ne
olduğunu: "Otuz-kırk yıl aynı yastığa baş koyduğunuz eşiniz öldüğü an
ondan ürker, korkar, uzaklaşırsınız; neden? Sizi birbirinize
yakınlaştıran ruh bedenden çıkıp gitmiştir de ondan" demişti. Bilimsel
olmasa da, mantıksal olarak doğru bulmuş ve kabullenmişimdir bunu...
Ben, cansız varlıkların da ruhu, aynı zamanda  onuru olduğuna
inananlardanım. Doğup büyüdüğünüz kentten beş-on yıl ayrı kalsanız
anlarsınız bunu... Şehrinizden ürkmeseniz, korkmasanız da; siz ondan
olmasa da; o sizden biraz uzaklaşmıştır. Çekingen ve tedirgin
gezersiniz bir süre. Yine de, " ruh ölmez" derler ya, tıpkı öyle...
şehrin ruhu her zaman canlıdır. Ne zaman gelseniz yeniden sarıp
sarmalar, kucaklar sizi.
İnsan, nasıl ruhunu temiz tutmaya, kirletmemeye, onurunu korumaya özen
gösterirse, yaşadığı şehrin ruhunu, onurunu da öyle korumalıdır.
"Şehrin ruhu, onuru olur mu? kirlenir mi?" diyeceksiniz. Yaşadığım bir
olayla anlatayım bunu: Bursa'nın bir ilçesine bir etkinlik için
gitmiştim. Kalabalık ve hoş bir ortamda o akşamın ve etkinliğin
keyfini yaşıyordum. Aynı masada oturanlardan biri, "nerelisin?" dedi.
"Elbistanlıyım" dedim. Keşke söylemeseydim! Adam, "Bir zamanlar burada
bir Elbistanlı vardı" diye başladı, açtı ağzını yumdu gözünü! Sayıp
döktüğü o kötü şeylerin hepsini sanki ben yapmışım gibi suçlandım,
kızardım, terledim! Çünkü, bir kişinin yaptığı yanlış  yüzünden
şehrimin onuru lekelenmiş, ruhu kirletilmişti. Anladım ki, insan nasıl
kendi ruhunu temiz tutmaya, onurunu korumaya çalışırsa, şehrinin
onurunu da öyle korumalı, ruhunu kirletmemelidir.
Bu olay bana ders oldu. On altı yıl yaşadığım Bursa'nın o ilçesinden
ayrılacağım zaman hep bunu düşündüm. Hiç kimse, "Bir zamanlar burada
bir Elbistanlı vardı" diye başlayıp, binlerce Elbistanlının ortak
değeri olan şehrimizin ruhunu kirletmemeli, onuruna leke sürmemeli.
Buna fırsat vermemeliyim. Bunun için "ELVEDA" başlıklı bir makale
yazıp şehrin gazetelerine verdim. Özetle: "Sevgili kardeşlerim, 16
yıldan beri bu şehirde sizlerle birlikte yaşadım. Bu şehri, sanki
doğup büyüdüğüm memleketim gibi sevdim. Tasanıza da, kıvancınıza da
ortak olmaya çalıştım. Fakat hayatın akışı  gereği  sizlerden ve bu
güzel şehirden ayrılıyorum..." içerikli uzunca bir yazıydı bu.
"Belki birgün gerek olur" diye her zaman çantamda taşıdığım bir yazı
vardır; ELVEDA... Ben memleketimi böyle sevdim.
Bu yazı toplam 5281 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim