1 1
  • BIST 99.740
  • Altın 219,973
  • Dolar 5,3173
  • Euro 6,0395
  • Kmaraş 4 °C
  • Malatya 0 °C
  • Kayseri -3 °C
  • Sivas -2 °C
  • Adıyaman 3 °C
  • Elbistanspor, Şarkışla’dan 6-0 yenik döndü
  • Cumhur İttifakı heyetinden nezaket ziyareti
  • Pınarbaşı’ndaki mil ve kum vakum makinesi ile temizleniyor
  • Elbistanspor, Şarkışla’dan 6-0 yenik döndü
  • Cumhur İttifakı heyetinden nezaket ziyareti
  • Pınarbaşı’ndaki mil ve kum vakum makinesi ile temizleniyor

SAM AMCA ve İÇ OĞLANLARI’NIN SON OYUNU

Dr.Zafer Eren

Ülkelerin parçalanma sürecinde en önemli aşamalardan biri olan dilde ayrışma siyaseti belli güçler tarafından Türkiye’de fırına(gündeme)  sürülmektedir. Daha önce “Eğitim Dili” başlıklı yazımızda bundan söz ettik; toparlayarak anlatalım.

 

Öncelikle şunu bilelim: Şu anda dünyada hüküm sahibi olan  “Postmodernist” anlayış (ki buna 70’lerde Neoliberalizm deniyordu.) “ulus” diye bir oluşumu kabul etmiyor. Tüm ulusların ayrışmasını (atomize olmasını) istiyor. Bunu yaparken de uyguladığı yöntem etnikçilik. Yani etnik unsurları her fırsatta ön plana çıkararak ulusları ayrıştırmak istiyor. Anlayacağınız; Emperyalizm, ulus kavramından nefret ediyor. Emperyalizm için ulus, yok edilmesi gereken bir oluşum. Emperyalizm(sömürgecilik) ve etnikçilik el ele vermiş ulus devletlerini yeryüzünden silme peşinde. Emperyalist, operatör; etnikçi, neşter; ulus devlet de ameliyat masasına zorla yatırılmak istenen hasta durumunda.

 

İkinci önemli nokta da şudur: “İç güç” diye bir şey yoktur. Tek güç vardır. O da dış güçtür. İçerdekiler güç değil, maşadır. Eğitim dili ana dilinde olsun diyen çığırtkanların öyle bağırıp çağırmalarına bakmayın; onlar, sadece emperyalizmin kucağındaki tosuncuklardır.

 

Üçüncü önemli nokta, ulusun öz bireylerini(ki burada söz konusu olan Kürt kökenli Türklerdir.) azınlık durumuna sokarak ilerisi için özerklik ve daha sonrasında da bağımsızlık yolunu açmaktır.

 

Dördüncü önemli nokta, ulusal dil ile ana dili arasındaki ayırımın gözden kaçırılmak istenmesidir. Bir insan ana dilinde türkü çağırır, şarkı söyler, sohbet eder; ama ana diliyle eğitim alamaz. Alırsa ona azınlık denir. İşte Kürt kökenli Türkleri ana dilinde eğitime zorlamak, onlara küme düşürtmek demektir. Hiçbiri de çağdaş eğitim almak varken küme düşmek istemez; bunu Kürtçe dil kurslarında gördük, değer verilmedi. Sadece emperyalist bir deneme olarak kaldı. Şunun da iyi bilinmesi gerekir: Bir ulus varsa o ulusun bir de dili vardır. Eğitim ana dilinde değil ulusal dilde yapılır. Eğitim dilinin farklılaşması, “öğretim Birliği (Tevhidi tedrisat)” yasa ve ilkesine de aykırıdır.

 

Eğitim dilinin ana dilinde olması ayrışmanın en önemli ateşleyicisi olup bu istekler bölücülüğün şifreli ifadeleridir. Zaten ana dilinde eğitim isteyenlerin çoğunun da ana dillerini bilmediği ortaya çıktı. Kaldı ki ana dili dedikleri Kürtçenin birçok ağzı, şivesi var. Hatta kendi içinde lehçeleşmiş bir dil. Biri kalkacak Soranice, öteki Zazaca, başkası Kirmanca isteyecek, bunun ardı arkası gelmeyecek ve onlara da aynı hakkı vereceksin. Sonra ara ki ulusu bulasın. Şimdi birileri kalkıp “Dilde standartlaşmadan söz ediyorsun; ama hangi dilde bu var ki?” diye sorabilir. Evet, ama yazı dilinde standartlaşma olmak zorundadır. Hangisini yazı dili kabul edip kullanacaksın?

 

Dilin bir önemli işlevi de kültürel birlik sağlayarak ulusal duyguları güçlendirmektir. Emperyalizm’in savı kültürlerin mozaik olduğudur. Bu nokta çok önemlidir. Biri kalkar da “Türkiye, kültürler mozaiğidir.” derse Sam Amcası (ABD) ile aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyor demektir. Yani Türk kültürü, bir karışım olarak kabul edilmiş olur. Karışım olarak kabul ettikleri için de her bir unsurun özelliğini koruduğunu, dolayısıyla kendi içinde ayrı bir oluşuma çekirdek görevi üstlenebileceğini ileri sürerler. Karışım olduğu için de bir süzgeçle kolayca ayrışma sağlanabileceğini düşünürler. Değerli okurlar, karışımda ayrışma kendiliğinden; bileşikte ise özel işlemle gerçekleşir. Ama emperyalist, iki taraftan da durumu garantiye almak istiyor; yani hem kültürü karışım kabul ediyor (daha doğrusu zihinlere öyle işliyor ki bu psikolojik savaşın bir parçasıdır.) hem de o ülkenin kültürünü özel işleme tabi tutuyor. Böylece bileşik olan Türk kültürünü karışım gibi gösterse de bileşik olduğunu dolaylı olarak itiraf etmiş oluyor. Biz de ulusal kültürümüzü mozaik olarak görürsek, Amerika’yla aynı dili konuşmuş oluruz. Oysa ulusal kültürü karışım değil, bileşik olarak kabul etmek gerekir. Bu durumda her bir unsur, bu bileşikte ayrılmaz bir parça olarak yerini bulur. Kimyadan örnek verelim: Su, hidrojen ve oksijenden oluşur. Ama ne hidrojenin ne de oksijenin özelliğini gösterir. O artık bir bileşiktir. Onu ayrıştırmak çok zordur; ancak elektroliz gibi özel işlemlere tâbi tutmak gerekir. Aynı, bileşik olan Türk kültürünü ayrıştırmak için özel işlemin gerekmesi gibi. Ama suyu kimyasal yolla ayrıştırıp bileşenlerine ayırırsanız ortada su kalmaz. Türk kültürünü de etnikçi temelde özel işlem ile ayrıştırırsanız ortada Türk ulusu diye bir şey kalmaz. Bileşenler sap gibi ortaya çıkar. Bu saplar da sömürgen Sam Amca’ya yem olur. Yani bileşeni ayırmak için özel işlem gerekir; kendiliğinden ayrılmaz. İşte Türkiye’de uygulanmak istenen özel işlem, eğitim dilinin ana dilinde yapılması yolunu açmak, bunu sağlamaktır. ABD ve Avrupa Birliği bunu iç oğlanlar aracılığı ile yapmak istemektedir. “Eğitim dili ana dilinde olsun.”  diyen herkes iç oğlandır. Türkiye’de eğitim dili üzerinden emperyalist bir operasyon düzenlenmek istenmekte; içerdeki iç oğlanlar da buna maşa olmakta, çanak tutmaktadır.

 

Bize düşen görev, sıcak suda reflekslerini yitirmiş kurbağa rolünden sıyrılıp böyle bir girişime izin vermemektir. Her konuda düşünce açıklamayı marifet sanan sivil toplum örgütlerinin ve basının bu konuda da ses tellerini titreştirerek(!) kamuoyunu bilinçlendirmesi gerekmektedir. Ama gel gör ki halkoylaması öncesinde “evet” veya “ hayır” gibi tek sözcüklü ve düşünce içermeyen, ezberletilmiş ifadeleri kolaylıkla söyleyebilen ülkemizdeki, ilimizdeki ve ilçemizdeki bu kuruluşların dillerine, iş eğitim diline gelince nedense inme iniveriyor. Bu konu, toplumsal bir konu değil mi? Yoksa bu konuda bir düşünceye sahip değil misiniz?

 

Sizin bir düşünceniz yoksa biz söyleyelim o zaman: Tek bir eğitim dili vardır. O da “ulusal dil” dir. Türkiye’de ulusal dil Türkçedir.

 

Not: Basında “ana dilde eğitim” diye geçiyor. Oysa doğrusu “ana dilinde eğitim” dir.

 

Bu yazı toplam 1241 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim