Son yıllarda siyâsî mülahazalarla kullanılan bir takım kavramlar ve kelimeler Türk siyâset literatürüne iyice yerleşir oldu... Bunların bazıları yerli yerinde mecrasını bulurken, bazılarıysa Türk halkı tarafından yadsındı, hatta kınandı....
Son günlerde özellikle Ortalama Türklük kavramı siyâset ve medya dünyasının gündemine girerken, bunun açılımı pek yapılamadı... Türk ve Türklük adlandırmalarının aidiyeti, tarih boyunca üstün değerlerle yerini muhafaza ederken, buna bir şekilde yanlış algılama getirilerek, âlî değerlerle yoğrulmuş Türklüğün aidiyeti bozulmaya çalışıldı... Sanki Türklüğün alt kimliği, orta kimliği varmış gibi...
Türk cihan hakimiyeti mefkuresi tarihinde, bildiğimiz kadarıyla bir tek Türk kimliği üzerinde duruldu hep... Yani, alt Türklük, ortalama Türklük kimliği kadim Türk tarihi boyunca hiç olmadı... Orta Asya bozkırlarından Anadolu'ya kadar uzanan bir vetirede, değerler manzumesiyle yoğrulan bu topraklarda, orta Türk, orta Türklük diye bir kavrama hiçbir zaman rastlanılmadı...
Medeniyet oluşumlarına kapı aralayacak önderlerin, serdettikleri kelime ve kavramlarını aslında çok iyi bir şekilde seçmeleri ve hangi mânâda kullanacaklarını bilmeleri gerekirken, Ortalama Türk lafzı, Türklük adına bir nevî talihsizlik oldu...
Asabiyet ve kavmiyet iddiası gütmeden, asırlardır çeşitli kültür ve medeniyet oluşumlarına önderlik eden Türk milletinin ortalaması yoktu... Avamından aydınına kadar, aynı kimlik üzerinde buluşan Türk Milletinin, sanki matematiksel bir terim gibi ortalaması olamazdı, bu mümkün değildi...
Arap'ın Acem'e, Acem'in Arap'a üstünlüğü yoktur; üstünlük takvadadır, anlayışıyla hareket edildiğinde, Türkün ve Türklüğün mutlaka diğer kavimlere karşı üstünlüğü olmadığı yönünde, esas üstünlüğün takvada, bilgide, birikimde, medeniyette olduğu tarih boyunca hep görüldü... Nitekim bahsedilen mânâda Türklüğün üstün meziyetleri, tarihe âlî ve altın kayıtlarla düştü...
Peki ne oldu da, bu üstün özelliklere haiz olan bir milletin kimliği orta sınıfına çekildi? Hep ilerilere yelken açmak, yeni ufuklara yönelmek varken; Türk'e ve Türklüğe ortalama bir parantez açıldı? Bu açılım doğru muydu? Ya da, siyâsî arenada kullanılan bu lafız çok farklı bir mânâda kullanıldı da, Türk halkı mı anlayamadı?
Amiyane bir tabirle, lafı eğip bükmeden söylemek gerekirse, söylenen Ortalama Türk lafzı, sanırım maksadını aşan bir kavram oldu... Bunu siyasetçilerimiz ve siyaset bilimcilerimiz belki kırk türlü tevile sokabilirler ama, edilen lafız kim ne derse desin doğru değildi...
Büyük Türkiye rüyâsının kültürde, medeniyette, ekonomide çok büyük açılımlara girmesi gerektiği bir zamanda, alt Türk, ortalama Türk; kimlik yakıştırmaları olamazdı... Türkün sadece bir kimliği vardı ve o da üstün meziyetlerle doluydu... Medeniyet rüyâsına yatan önderlerin bunu çok iyi bilmeleri ve ettiği lafızları çok iyi seçmeleri gerekirdi...
Ki, Türk dendiğinde, akla İslâm gelir ki, İslâm'ın da matematiksel bir ortalaması olamazdı... Çünkü, Türklük ve İslâm etle tırnak gibi bir terkibe ulaşmış; yüzyıllar boyunca üstün ve âlî özelliklerini dünya tarihinde kayıt altına aldırmıştı...
Alt ve ortalama kimlik arayışları yerine, üst kimlik arayışlarında buluşmak; millet olarak bizleri şahikalara çıkaracak, yeni bir medeniyetin öncüleri kılacaktı; bu bilinmeliydi...
Dostçakalınız...