• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Kmaraş 25 °C
  • Malatya 23 °C
  • Kayseri 19 °C
  • Sivas 16 °C
  • Adıyaman 21 °C
  • Elbistan’a Sağlıklı Yaşam Merkezi yapılacak
  • Başka Erkoç, Ceyhan Rekreasyon Alanında incelemelerde bulundu
  • Kaymakam Akkoyun, Yaz Spor Okullarındaki öğrencilerle bir araya geldi
  • Elbistan’a Sağlıklı Yaşam Merkezi yapılacak
  • Başka Erkoç, Ceyhan Rekreasyon Alanında incelemelerde bulundu
  • Kaymakam Akkoyun, Yaz Spor Okullarındaki öğrencilerle bir araya geldi

Neden 'evet' diyeceklerini açıkladılar

Neden 'evet' diyeceklerini açıkladılar
ELKAY-Elbistan’da ramazan çadırı ilginç bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

Demokrat Parti eski Genel Başkanı Süleyman Soylu ile merkezi İstanbul’da bulunan Maraş-Der Genel Başkanı Avukat Şaban Kurt 12 Eylül tarihinde yapılacak olan referandumda neden evet diyeceklerini açıkladılar. Pınarbaşı kale restaurantta verilen iftar yemeğinden sonra Mehmet İnan Parkında bulunan Ramazan çadırına geçen davetliler, burada Elbistanlılarla bir araya geldiler. Programda açılış konuşmasını yapan Elbistan Kent Konseyi Başkanı Nadir Adbay, 12 Eylülde evet diyeceklerini yineledi. Adbay, “Bu güzel günde bu kadar güzel insanlar bir araya gelmek, yaratanın ikramlarındandır. Ramazan çadırımızda zaman zaman değişiklikler yapacağız. Kent konseyi olarak bundan sonra sürpriz misafirlerimiz olacak. Demokrat Parti eski Genel Başkanı Süleyman Soylu’nun Elbistan’da misafir edilmesi ile ilgili olarak büyük emek sarf eden Maraş-Der Genel Başkanı Av. Şaban Kurt’a teşekkür ediyoruz. Güzel şeylere birlikte imza atacağız inşallah. 12 Eylül’de referanduma gidiyoruz. Ben şahsım itibariyle söylüyorum. Eski bir askerim. Bir şehit babası, eski bir sendikacı ve şimdilerde Kent Konseyi Başkanı olarak görev yapıyorum. Bütün yürekliliğimiz ve istekliliğimizle evet diyeceğiz.”dedi. Daha sonra kürsüye gelen Maraş-Der Genel Başkanı Avukat Şaban Kurt ise, Anayasa çalışmaları ve tarihi süreç hakkında bilgiler verdi. Kurt, “ “Maraş-Der bir Sivil Toplum Kuruluşu, Demokrat Parti eski Genel Başkanı Süleyman Soylu bey soy adıyla müsemma soylu bir davranışta bulunuyor. Önümüzde 12 Eylül 2010 da bir referandum var. Bu referandum bir seçim değildir. Özellikle bunun altı çizilmeli. Süleyman Soylu’nun bu soylu yürüyüşü bizim için heyecanlı bir yürüyüştür. Anadolu’yu adım adım geziyor. Maraş-Der olarak kendisinden bu gezilerinden bir tanesini de Elbistan’a yapmasını istedik. Bizi kırmadı Kent Konseyinin misafiri oldu. 12 Eylül’de bir anayasa oylaması var. Bu topraklar ilk yazılı anayasa ile 1876 da tanıştı. Bazen siyasi temsilciler konuşuyor. Bu anayasa da fındık var mı? Diyorlar. Çay var mı, Şeker pancarı var mı? Diyorlar. Anayasalarda fındık-fıstık, ay çiçeği, pancar olmaz. Ama anayasalarda bir şeyin olması gerekiyor. Anayasalarda milletin olması gerekiyor. Halkın ve temsilcilerinin olması gerekiyor. 1982 Anayasasına baktığımız zaman bunda ne milletin temsilcisi vardır ne de halkın kendisi vardır. Tekrar baktığımızda 61 ve 82 anayasasında halkın temsilcileri ve oy, sandık yoktur. Ama bu anayasalarda gözyaşı vardır. Bu anayasalarda işkence vardır. 12 Eylülde ya halkın kendi anayasasına yapsın denilecek ya da anayasa yapmayı tekelinde bulunduranlar yapsın denilecektir.”ifadesini kullandı. DP eski Genel Başkanı Süleyman Soylu’da referanduma neden evet diyeceğini çarpıcı örneklerle anlattı. Soylu, “Bu gün bir siyasi kimliğimle değil aklımın, sağduyumun bütün bilgilerimi sizinle paylaşacağım. Çünkü bu güzel topraklar doğrudan başka hiçbir şey hak etmiyor. Bu güzel insanlar yine doğrudan başka hiçbir şey hak etmiyorlar. Bu ülkede Genel Kurmay Başkanı her şeyin planlandığı, ülkemizin bir saldırı karşısında topraklarımızı korumakla yükümlü olan Genel Kurmay Karargâhına evde eşinin yaptığı yemeği sefer tasıyla götürmek zorunda kalıyor. Neden? Zehirlenme korkusundan. Öyle bir Türkiye ki bundan 17 yıl önce ölen kocası için yani Cumhurbaşkanı olarak ölen eşi için benim kocam öldürüldü diyor. Ama bu ülkede hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Bu ülkede bir Başbakanın eşi, kocasının yaşamını temin edebilmek için hastaneden kaçırıyor. Ama benim ülkemde yine kimsenin sesi çıkmıyor. Bunları hepsi tesadüf mü? Bu ülkede Başbakan’a ANAP’ın kongresinde suikast düzenleniyor Kartal Demirağ adlı meczup bir kurşun sıkıyor. Ama o kurşunun bir adım gerisine bu ülkede hiç kimse gidemiyor. Bunların hepsi tesadüf mü? Danıştaya saldırı yapılıyor. Danıştay Başkanı güya saldırganı gördüğünü ve onun Allah Allah diyerek içeriye girdiğini söylemeye çalışıyor. Bir taraftan rahip sontana cinayeti işleniyor. Türkiye’nin sinir uçlarını tahrip etmek için Hrant Dink cinayeti işleniyor. Ardından Danıştay saldırısı gerçekleştiriliyor. Ankara’da Anafartalar çarşısı bombalanıyor. Bunların Hepsi tesadüf mü? 28 Şubat’a giderken bir bakıyorsunuz ki Fadime Şahin, Ali Kalkancı, Aczmendiler bir taraftan, Sican’da tank yürütenler öbür taraftan, neredeyse herkes Batı Çalışma Grubu tarafından fişleniyor. İnsanlar kimliklerine göre baş örtülerini takma modellerine göre, sınıflandırılıyorlar. Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta Alevi ve sünniler, sağcılar ve solcular birbirlerine 26 tane piyango biletçi, 18 Aralık’tan önce geliyorlar ve işlerini bitirdikten sonra, bu insanları birbirine düşürdükten sonra piyangoları bitmeden terk edip gidiyorlar Kahramanmaraş’ı. Türkiye’nin Başbakanı olaydan 14 gün sonra rahmetli Ecevit, bir televizyon kanalında soruyorlar kendisine neydi bu diye? İlk kez Gladioyu telaffuz ediyor. Bu ülkede sıkıyönetimi ilan etmek için Kahramanmaraş’ta bu olaylar çıkarılıyor. Bunlarla ne yapmak istediler? 1980 yılında ana kuzularını ihtilal için ortam olgunlaşsın diye katlettiler. Bana soruyorlar neden evet diyorsun diye? Bu ülkede ihtilal olgunlaşsın diye bekleyen paşalara, çocukların bir şekilde katledilmesine göz yummamak için evet diyorum. Bu ülkede bir şekilde darbelere çanak tutulmaması için evet diyorum. Ben 28 Şubat’ta bir ilçede DYP ilçe Başkanıydım. Başka parti görmedim. 28 Şubat ‘ta bu ülkenin önünü kesmek için bir büyük oyunu tezgâha koymuşlardı. İlk kez asker postalıyla iktidarı aldılar, kendi destekledikleri iktidara devrettiler. Niçin devrettiler? Çünkü milletin evlatlarından korkuyorlardı. Anadolu insanının önünü kesiyorlar. Bu ülkede insanları inanan ve inanmayanlar olarak ikiye ayırıyorlar. Dindarları fişliyorlar. Başörtülüleri fişliyorlar. Bu ülkede yanlış işler yapıyorlar. 28 Şubat bin yıl sürecek dediler. Allah şahidim olsun ki evet verecek olmam, o 28 Şubat bin yıl sürecek diyen insanların 13 Eylül akşamı yüzlerinin kara çıkması içindir. 12 Eylül akşamı 28 Şubatın bitmesidir.”görüşlerini aktardı.

Bu haber toplam 687 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim