ARŞİV
PİYASALAR
DOLAR
1,8295
EURO
2,3265
IMKB
56.936
ALTIN
627,21
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
LİNK BANKASI
GAZETELER

HAVA DURUMU
Kayseri8/23 ºC
Malatya10/20 ºC
Kmaraş12/28 ºC
Sivas11/23 ºC
Adıyaman14/29 ºC
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Celaleddin KURT
NE EDERSİN Kİ EVLÂD-U AYAL VAR
30.03.2010 15:26

Bir dönemin şahika yüreklerinin idealist günlerinden günümüze vuran yansımaları, her geçen gün farklı perspektiflere bürünüyor. İdealler manzumesinde her dâim “fertten önce millet var” diyen ve idealleri uğruna ölümleri bile tercih eden o neslin ufuk çizgileri, bugün çok farklı atmosferlerde görülebiliyor.

Dünden bugüne uzanan bir süreçte, kendi ahvâlimize bakarak bir öz eleştiri yapmaya çalıştığımızda bazı acı gerçeklerle karşılaşıyoruz... Nesl-i Âsım’ın bu coğrafyada sergilediği dünkü mücadele; inanç, iman, tevekkül fıtratlarıyla doluyken, bugün bahsedilen bu değerlerin yüreklerimizde büyük çapta dumura uğradığı görülmektedir. Bir dönemin o dehşetengiz, o devasa mücadele ve yoldaşlık demi, günümüzde yüreklerimizden silinip gitmektedir.

Kimimiz ikbâl ve istikbâl düşünceleriyle kendi ikliminden çıkıp başka iklimlere göç ederken, kimimiz ne edersin ki “evlâd-u ayal var” derken, kimimiz o eski günlerin geride kaldığından bahsederken; mazisi tertemiz ve berrak olan bir dönem ne acıdır ki, kapanmaya doğru yüz tutmaktadır.

Gerçekten de o dönem kapanmaya ve unutulmaya yüz tutmakta mıdır? Ya da o dönem tamamen unutulmalı mıdır? Fedâkâr, vefâkâr, mefkure yüklü o destansı günler, tarihin derinliklerine gömülüp giderken; o günlerin ve o neslin yerini; oportünist, jakoben, pragmatist bir zaman ve aynı paralelde bir nesil mi almalıdır? Sorular-Sorular.

Böyle bir tablo; o dönemi yaşayan bir nesil için, aslında acı bir zulümdür. Gerçeği söylemek gerekirse, ne idealizm bitmiştir; ne de o dehşetengiz dönemin hâtıraları... O eski günlerin bütün hâtıraları katre katre içlerimizde demler tutarken, geride bıraktığımız günler; verilen soylu ve asil mücadelenin şahitliğini yapmaktadır. Tarih bir gün beyaz sayfalarında o devrin yiğitlerini kayıt altına alacak ve onların mücadelelerini hiçbir hâkim düşünceye gölgeletmeyecektir.

Ancak bizler; çok ucuz sebeplere dayanarak, çeşitli bahaneler üretmekteyiz... Belki doğrudur; üzerlerimizden silindirler geçen bir dönemin ardından ezildik, sömürüldük ve hâkim güçler tarafından kullanıldık... Kardeşin kardeşe düşürüldüğü dönemler yaşadık... Hatta kıyıya vuran şaşkın balıklara döndük... Daha sonraları da, ocaklarımızı, otağlarımızı yeni yetme devşirmelere teslim ettik... Onlar geldiler ve hiçte hak edişleri olmadıkları hâlde başlarımızda hükümrân oldular. Yani “ayaklar baş, başlar da ayak” oldular.

Yukarda zikredilen bütün acı zulümlere rağmen, geçmişte çok soylu mücadelelere imza koyan bir neslin, köşeye çekilmesi, küsmesi, ne edersin ki “evlâd-u ayal var” demesi kabullenilemez.... Bir devrin destanını yazan, ölümlerle eğlenen kutlu şahsiyetlerin; sadece evlatları, aileleri için yaşamaları ve milleti unutmaları doğru değildir. Çünkü, değişen ve gelişen dünya seyrinde, nice değerler büyük yozlaşmalara girerken, nice “evlad-u ayal” mefkure yüklü bir ağabey kuşağından medet ve yardımlar beklemektedir. Yani, ufuk çizgilerinin açılmasını bekleyen, ahlâki değerlerini unutan, ecdâdın çizgisinden sapan nice evlâd-u ayal; günümüzde gerçekten sahiplenilmek istenmektedir.

Bu doğrultuda vazife büyük ve mukaddestir. Bir taraftan şahsî hayat çizgimizi sürdürürken, diğer bir taraftan günümüz neslinin eğitim, kültür, medeniyet problemlerine çareler üretmek bizlerin büyük görevlerindendir. Sadece ev, iş yeri ve araba üçgeninden sıyrılıp, istidatlarımız ve becerilerimiz doğrultusunda birazda milletin evlâd-u ayalına mesai sarf etmemiz; verilen sadaka ve zekatlarda duyulan rahatlama gibi, bizleri rahatlatacak ve bir şeyler yapabilmenin hazzıyla gönüllerimizi mutmain edecektir. Çünkü, sadece mal ve paranın sadaka ve zekatı yoktur. Fikrin, düşüncenin, mefkurenin de sadaka ve zekatı vardır. Öyleyse bunların da sadaka ve zekatlarını vermek durumunda değil miyiz? Vermediğimizde, bunlardan da sorumlu tutulacağımızı bilmiyor muyuz?

Türk-İslâm idrâkinin yeniden yeşermesi ve medeniyet perspektifine bürünmesi için, özellikle yaşadığımız çağda; serdengeçtilerin, yoldaşların memlekette her konuda yardım eli bekleyen nice evlâd-u ayalın elinden tutması gerekmektedir. Bu bir vazifedir, bundan kaçınılmamalıdır. İstenildiğinde, karınca kararınca herkesin yapabileceği bir görev taksimi vardır. Herkes yüklenebileceği kadar yük yüklenip, yeniden “fertten önce millet var” şuurunun çeyreğine erişebilse, bu ülke çağlar üzerinden sıçrayıp, gelişim ve kalkınmasını sağlayan bir ülke hâline gelecektir. Bunun için biraz şuurlaşma, biraz toplumcu düşünme yeterlidir.

Dostçakalınız...

Bu yazı toplam 370 defa okunmuştur
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Ökkeş SAATÇI
Muhsin ÖZALP
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
NÖBETÇİ ECZANELER
YENİ
YENİ Yeşilyurt Mahallesi AEL Camii karşısı
415 10 82
HAYAT
MALATYA CAD.
413 30 29
ÖZPOLAT
Malatya Caddesi
4132069
POSTA LİSTESİ