• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • Kmaraş 5 °C
  • Malatya 4 °C
  • Kayseri 4 °C
  • Sivas -3 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Elbistanspor, play-out oynayacak
  • Polis Haftası, törenle kutlandı
  • ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiirini güzel okuma yarışması düzenlendi
  • Elbistanspor, play-out oynayacak
  • Polis Haftası, törenle kutlandı
  • ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiirini güzel okuma yarışması düzenlendi

MİLLET OLMAK

Dr.Zafer Eren

Millet kavramının Fransız Devrimi'nden sonra ortaya çıktığı söylenir durur.

Millet kavramının Fransız Devrimi’nden sonra ortaya çıktığı söylenir durur. Özellikle son otuz yılda bu söylem hız ve yoğunluk kazandı. Bunun nedeni, küresel anlayışın kendine yol açabilmek için ulusların yapay bir zemine dayandığını beyinlere adeta kazımak istemesidir. Amaç; ulusların koşulların ürünü olduğunu, Postmodernizm Çağı adı verilen zamanımızda ise artık anlam ve rolünü yitirdiğini insanlara kabul ettirmektir. Bunu yaparken milletlerin içindeki etnik zümreleri kaşıyıp kangren haline getirmesi de Postmodernizm’in kendi içinde büyüttüğü çelişkisidir. Yani makroemperyalizm, mikrofaşizmi(etnikçilik) besleyerek yol almaktadır.

Her şeyden önce şunun bilinmesi gerekir: Düşünce ve bilinç bazında ulus kavramı iki yüz yıllık olsa da ulusun kökleri çok eskilere dayanır. Kaldı ki Fransızlar ile Türklerin ulus oluş süreçleri ve eskilikleri karşılaştırılamaz bile. İran, kendi köklerini Şehname ile buldu; İtalyanlar Divina Commedia; Finler Kalevala destanıyla; Almanlar Niebelungenlerle kendini buldu. 

İnsanlık bilinmeyen zamanlardan başlayarak birkaç aşamadan geçmiştir. Bunlardan birincisi insanlığın “Çocukluk Çağı” dır.İnsanoğlunun olayları ve evreni bilinçaltıyla,duygularıyla simgesel olarak ifade ettiği bu çağ diğer tanımla “duygu” çağıdır da.Yani insanın hikmetle yani doğayla yüzleştiği ve anlamak da zorlandığı çağdır. 

İkinci aşama “Akıl Çağı” dır.Bu çağda insanlık, aklını keşfeder.Hikmetin (doğa) sırlarını idrak etmeye başlar. 

Üçüncü aşama ise “İrade Çağı” dır.İnsanlık,artık doğaya hükmetmeye başlamıştır. 

Bu üç evreyi kendi yorum ve yaratılarıyla tamamlayan toplumlar, millet aşamasına gelmiş demektir. Yani önce mistik, sonra akıl, en sonunda da irade medeniyetini kurma güç ve cesaretini gösteren toplumlar millet olabilmişlerdir. Görüldüğü gibi binlerce yıllık bir köktür söz konusu olan. Millet (ulus) olmak için üçüncü aşamaya ulaşmak, yani irade medeniyetinde yer almak gerekir. 

Her bir evre’nin kendi içinde önemi vardır. Sözgelimi, mitos evresinde milletin destanları, efsaneleri yatar. Milletin ortak bilinçaltı bu evrede oluşur. 

Sözün özü şudur: 

1-Millet olmak için ortak tarih bilincine dayanacaksın ve öz iradenle değerler (maddi, manevi) yaratacaksın. Tarihi oluşta rolü olmayan etnik zümrelerin millet olması görülmüş bir tarihi olgu değildir. Siyasetle, parayla, propagandayla, küreselcilerle işbirlikçilik yaparak millet olunmaz. 

2-İnsanlığın geçirdiği tarihi deneyimleri geçirmeden, sadece eski medeniyetlerin (Medler, Asurlular…) mirası ile de millet olunamaz. 

3- Etnik unsur, milletten daha dar bir topluluktur. Aynı şekilde ırk ile milleti de karıştırmamak gerekir. Irkçılık, Batı’nın siyasal ve ekonomik kaygılarla ortaya attığı bir kavramdır. Kavim de milletten farklı anlam içerir. Yani ne ırk ne etnisite ne de kavim, millet kavramını karşılar. 

Aynı kavimden birçok millet doğabileceği gibi, birkaç kavim birleşerek de milleti oluşturabilir. İngilizler başlıca üç kavimden oluşur: Keltler, Anglosaksonlar, Normanlar.

Almanlar da başlıca üç kavimden oluşur: Cermen, Slav, Latin. Birleşik Amerikalılar da öyle: Anglosaksonlar, Latinler, yerli kavimler. 

Bu örneklerin tersine, bir kavimden birkaç millet doğduğu da tarihi olgudur. Sözgelimi Latin kavminden Fransız, İspanyol, İtalyan milleti doğmuştur. Cermen kavminin bölünmesiyle Alman, Danimarka, Hollanda… milletleri doğmuştur.(Bilgi: Hilmi Ziya Ülken) 

Görüldüğü gibi etnisite(budun),ırk ve kavim, milletle aynı anlama gelmez. Ancak, kavim milletin hammaddesini oluşturur. 

Etnik unsur aynı dil veya soydan gelen topluluklar olsa da bağımsız bir kültür oluşturamaz; ancak bir milletin unsuru olabilir. İradelerini onun iradesi ile birleştirirler. Ancak bu şekilde milli kültürün doğuşuna ve gelişimine hizmet edebilirler. 

Etnik zümre, kendi yetersizliğine karşın milletlik savında bulunursa anarşilere neden olur. Böyle bir sav, tarih bilincine ve tarihi yazgıya aykırıdır. 

Türkiye’nin gerçeklerini bu bilgiler ışığında değerlendirmek ve atalarımızın bilinçle ve mücadeleyle uzun bir süreçte oluşturduğu ve kökleri M.Ö. 3000 yılında Orta Asya’da kurulmuş Afanesyevo kültürüne dayanan “Türk Milleti” kavramına her zamankinden daha çok sahip çıkmak durumundayız. Edirne’den Kars’a kadar, farklı etnik zümreye dâhil olsalar bile herkesin bu şemsiye altında gururla yer alması gerekir. 

Unutmamalı ki, içeriden ya da dışarıdan birkaç kişinin gaz vermesiyle ne millet olunur ne de var olan millet yıkılır.

Bu yazı toplam 1339 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim