• BIST 101.742
  • Altın 228,409
  • Dolar 5,2959
  • Euro 5,9997
  • Kmaraş 3 °C
  • Malatya -2 °C
  • Kayseri -4 °C
  • Sivas -7 °C
  • Adıyaman 2 °C
  • GÜNGÖR’DEN MÜDÜRLER’E ZİYARET
  • Kızıl Gölet Buz Tuttu
  • Elbistanspor, Şarkışla’dan 6-0 yenik döndü
  • GÜNGÖR’DEN MÜDÜRLER’E ZİYARET
  • Kızıl Gölet Buz Tuttu
  • Elbistanspor, Şarkışla’dan 6-0 yenik döndü

MEVLİTLERİNİ OKUTTUK ELHAMDÜLİLLAH!

Dr.Zafer Eren

Tarihinde heyelan görmemiş Elbistan, bundan tam üç yıl önce Çöllolar havzasında meydana gelen toprak kayması ile irkildi.1 işçi yaşamını yitirdi. Bir öğretim görevlisi bulup ona “Adıyaman sallandı da ondan.” dedirttiler. Biz de yuttuk. Hemen önlem almak yerine, aynı yerde çalışmalara devam ettiler. Ardından bir kayma daha. Sonuç:10 ölü. Bu kez de kader, vade… ile idare etmeye kalktılar. 160 metre derinliğinde ve 5 kilometre çapında bir göçük alanı oluştu.

 Afşin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı ve Ağır Ceza’da kamu davası açıldı. Bu maçın başlama avuruşuydu. Başsavcılığın istediği soruşturma izni idarece reddedildi. Başsavcılık, Danıştay’a itiraz etti. O itiraz da Danıştay tarafından reddedildi. Yani Danıştay, topu taca attı. Böylece hukuk yolları, Çöllolar havzası gibi kapanıverdi.

 Ardından Sayıştay devreye girdi. Danıştay’ın taca attığı topu kornerden oyuna soktu. “İnceltme işlemi”nin yetersiz olduğuna ilişkin rapor vererek topu ağlara gönderdi. Linyit; akarsu yatağı üzerinde olduğu için, taraça yöntemi ve susuzlaştırma faaliyeti uygulanarak çıkarılması gerekiyordu. İşin daha da kötüsü, ilk göçükten önce kütle hareketleri saptandığını; ama buna rağmen çalışmalara ara verilmediğini raporunda vurgulayan Sayıştay böylece iki kez daha ağları sarsarak durumu 3–0 yaptı. Yani “Adıyaman’da deprem” lafları masal çıktı. Bu laflar, Sayıştay’ca şike sayılarak göz ardı edildi.  Daha kötüsü de var. Sıkı durun: Yüklenici firmanın danışmanı ODTÜ’nün ve MBEG firmalarının bu havzada hatalı öngörüde bulunduğu da Sayıştay raporunda belirtilerek skor 4-0’a getirildi. Yani, danışman denilenler “yanıltman” çıktı. Asli görevi kontrol olan kurumun da etkili kontrol ekibi kurmayıp kontrolleri yapmadığı için hatalı olduğu da raporda belirtiliyordu. Bu golle durum 6–0 oldu. Yani anlayacağınız rakip savunmada oynayan kontrolör kurum da bol üfürümlü vantilatör çıktı.

 Sonradan oyuna giren İTÜ, bir rapor hazırlayarak gol sağanağını devam ettirdi. Rapora göre yeraltı suyunun güvenli düzeye inip inmediği kontrol edilmemiş. Ayrıca susuzlaştırma yeterince sağlanmadan üretime geçildiği, hem de miktar aşılarak üretime geçildiği raporlarda var. İTÜ’nün attığı gollerle durum 9–0 oldu.

 

Durum 9’a 0 gibi tarihi bir fark arz ediyordu. Ama tribünlerde çıt ve gık çıkmıyordu. Tribünlerde, olanları sessizce izleyen sivil toplum kuruluşları bulunmaktaydı. Kimi yılda 1–2 gezi düzenler, gezide çektirdikleri fotoğrafları basına verip sivil toplumla(!) paylaşır; kimi yılda 1–2 kez gece düzenler; kimi ha var ha yok; kimi de ne var ne de yok. Raporlara göre ortada iş cinayetine kurban gitmiş10–11 can; buna karşılık atılan 9 esaslı gol var. Çocuklar yetim, kadınlar eşsiz, analar acılar içinde kalmış. Raporlar, ihmaller, hatalar ortada.  Ama Elbistan’ın sivil örgütlerinden hiç ses yok. Sivil toplumun sessiz kuruluşları,  sadece tribünde yer kaplıyor. Çoğunun bileti de çakma.

 Bu durumda onlara iki önerimiz var. Tribünleri boşaltın ve doğruca göçük ve yıkımın olduğu yere gidin. Hep birlikte başınız eğerek bir kulağınızı toprağa doğru yöneltin. İşte o zaman oradan nasıl feryatlar geldiğini duyarsınız: “Ben neden öldüm anne?”, “Bizi ailelerimizden neden ayırdınız?” “Kimse yok mu, ne oldu bize, neredeyiz biz?” …Daha neler duyarsınız, neler.

 İkinci önerimiz, bir meydanda toplanın ve basını da çağırın. Üç kez, yüksek sesle “Gık gık gık” diye bağırın. Böylece kimse sizler için “Gıkları bile çıkmıyor.” diyemez.

 Aslında şaşmamak gerekir. Kuyuya düşen köpeğin itfaiyece kurtarılmasının haber olduğu; ama tonlarca toprağın altında kalan bu insanların trajedisinin umursanmadığı bir toplumda duyarlılıktan ne kadar söz edilebilir? Durum 9–0;ama maç iptal! Oysa tribünlerde değil kötü tezahürat, çıt ve gık sesleri bile yoktu. Allah Allah, maç neden iptal acaba?

 O halde kolayı var, okut bir mevlit herkes rahatlasın. Öyle mi? Bir mevlitle kurtarabilir miyiz paçayı? Bir mevlitle sivil toplum olabilir miyiz? Bir mevlit, adalet duygumuzu tatmin etmeye yeter mi, vicdanları rahatlatır mı?

 160 metre derinliği dolduran toprak ve kayalardan…

Hatalardan, soruşturmalardan, raporlardan…

Ne bir ses ne de bir nefes!

Ne bir çıt ne de bir gık!

 Ama tonlarca toprak altında yatanların feryatı arşı inletiyor : "Adalet yok mu?".

 

 

Bu yazı toplam 675 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim