• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Kmaraş 15 °C
  • Malatya 13 °C
  • Kayseri 17 °C
  • Sivas 8 °C
  • Adıyaman 14 °C
  • Eylül’de de hava kirliliği arttı
  • EÜAŞ’tan taşeron açıklaması
  • Akılcı ilaç kullanımını resmettiler, hediyeleri aldılar
  • Eylül’de de hava kirliliği arttı
  • EÜAŞ’tan taşeron açıklaması
  • Akılcı ilaç kullanımını resmettiler, hediyeleri aldılar

Mamaklı, “Türkiye’de barışın harcıyız”

Mamaklı, “Türkiye’de barışın harcıyız”
BDP’nin desteklediği Kahramanmaraş bağımsız milletvekili adayı Mustafa Mamaklı, Elbistan’da basın mensupları ile sabah kahvaltısında bir araya geldi.

Elbistan Grand Otel’de yapılan toplantıda konuşan Mamaklı, Türkiye’de sahip oldukları konum itibari ile barışın harcı pozisyonunda olduklarını ifade etti.

Bağımsız aday Mamaklı, yaptığı konuşmada; “Bizler basına çok yansımıyoruz. Ya da olanaklarımız kısa, yada yansıtılmıyoruz. Bunun çeşitli nedenleri var. Biz bunları burada tartışacak değiliz. Şu son 3-5 yıl içerisinde herkes gördü. Bizim bir güç olduğumuzu, bizim Türkiye’de demokrasinin gelişmesi, Cumhuriyetin demokratikleşmesi noktasında biz olmazsak hiç bir şeyin olmayacağı Türkiye’de basın tarafından da çeşitli çevrelerce de bilinmektedir. O zaman bizler birbirimizi anlamalıyız. İsteklerimizin ne olduğunu birbirimize iletmeliyiz. Önce aramızdaki iletişimi iyi sağlamalıyız. İki insan arasındaki iletişim bozukluğu ticaretin bozulmasına neden olur. Bu nerede olursa olsun böyledir. Bundan bir buçuk iki ay önce ben BDP’nin Pazarcık ilçe başkanıydım. Ama şimdi milletvekili adayıyım. Bağımsız milletvekili adayıyım. Şuanda BDP’nin üyesi bile değilim. Bu sistemin çarpıklığından başka bir şey değildir. Şuan da burada gördüğünüz üzere bizi destekleyenler kim BDP Elbistan İlçe Başkanı Hüseyin Gümüş ve yönetim kurulu üyeleri buradadır. Bu ne demektir? Demokrasinin bir tiyatro oyunudur. Bu olmaması gereken bir şeydir. Bir nevi sistemin dayatmaları sonucu bu tür şeylere başvuruyoruz. Dünyada insanlara gülerler. Demokrasiyi savunanlara gülerler. Neyin adına demokrasiyi savunacaksın. Bir partinin adaylarının önüne bir takım engeller koyarak ya seçime sokmuyorsunuz, ya da adaylarını engelliyorsunuz. Onlar başka seçenekler aramak zorunda kalıyorlar. Bu halkın iradesini ne kadar yansıtır bu da belli değil. Bağımsız adaylar olarak çok zor şartlarda halkın iradesini parlamentoya taşımak için mücadele ediyoruz. Yarın seçim sonuçlarını görürsünüz. 5 bin 10 bin oyla milletvekili seçiliyor. Bizim adaylarımız en az 100 bin, 60 bin, 50 bin oyla seçilecek. Yani bizim bir adayımız onların seçtiği 5-6 adaya tekabül edecek. Demokrasi dediğimiz nedir halkın iradesinin mecliste temsil edilmesidir. Bu temsiliyette eğer bu eşit şartlar yok ise o iradenin yansıması tartışılır. Biz belki tartışmayız. Belki şuan ki yönetimler, hükümetler, ya da şuan da bize karşı oluşturulan sistem partilerinin bloku belki onlar için geçici bir süre parlamenter olmak, ya da yürütmeyi ele geçirmek, bir takım menfaatlerden yararlanmak için bir takım hesap peşinde olabilirler ama bizler öncelikle ülkenin çıkarlarını düşünmek zorundayız. Bu ülkenin barışı, istikrarını düşünmek zorundayız. Ama bütün bunlara rağmen, bütün olumsuzluklara rağmen bütün bu dayatmalara, bütün bu baskılara rağmen biz yinede seçime giriyoruz. Demokratik zeminde bu mücadelemizi vererek, halkımızın iradesini parlamentoya taşımaya çalışacağız” dedi.

Mamaklı, “Ancak özellikle şunu vurgulamak gerekiyor. Biz bu konuda basından çok şey bekliyoruz. Biz gerçekten Türkiye’de barışın harcıyız. Biz Türkiye’de barışın harcı olduğumuzu iddia ediyoruz. Çünkü biz basına fazla yansıtılmıyoruz. Bizim bağımsız adaylarımızın seçim beyannameleri var. Projelerimiz var. Bu projelerin içeriği nedir? Kimse bunu okumuyor. Kimse bilmiyor. Demokratik özerklik dediğin zaman akla serbestlik geliyor. İşte hemen efendim bu ülkeyi bölüyorlar, diye basıyorlar yaygarayı. Demokratik özerklik projesi iyi okunursa, anlaşılır ki esas olarak Türkiye’nin bütünleşmesi, Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü sağlayan bir projedir. Bunun dışında hiç birinin projesi yok. Bakın CHP kocaman bir projeyi, kocaman bir olayı, 40 yıldır ülkede kan akıyor iki paragraflık bir şeyle ortaya koyuyor. Bu olmaz. Ana muhalefet partisi böyle bir şey yapamaz. Yine AKP, Kürt açılımı dedi, arkasından en son kırmızıçizgiyi koydu. Ülkede Kürt sorunu yoktur dedi. Alevi sorunu vardır diyorlar. Kürt-Alevi açılımı dedi Sayın Başbakan ama ardından herhangi bir projesi yok. Birkaç kişiyi Ankara’da bir salonda topladı konuştular. Arkasından bir şey çıkmadı. Tüm bunların ötesinde, emek, barış ve özgürlük bloku adayları olarak biz bir sefer parlamentoda yapacağımız ilk iş bu savaşın durdurulmasıdır. Bu savaş durdurulmadığı zaman bu kan akmaya devam ettiği sürece ülkemiz gibi farklı inançların, farklı etnik yapıların bulunduğu bu ülkede biz sosyal barışı sağlayamayız. Biz ekonomiyi düzeltemeyiz. Biz sağlığı, eğitimi, emekçilerin sorunlarını, esnafın, çiftçinin sorunlarını çözemeyiz. Kim ben çözerim diyorsa doğru söylemiyordur. Ülkenin kaynaklarını alıp bu savaşa harcarsanız eğitime, sağlığa pay ayıramazsınız. Siz esnafın çiftçinin sorunlarına pay ayıramazsınız. Bizim en büyük projemiz bu sosyal barışın sağlanması için başta Kürt sorununun çözümünün sağlanması gerekir. Bu ülkenin sadece Kürt sorunu mu var? Diye sorabilirsiniz. Bizler mücadelemizin esas merkezine insanı koymuşuz. Yani herkesi kucaklıyoruz. Bakın bizim bağımsız adaylarımız arasında Süryani ve Arap olan arkadaşlarımız var. Sayın Akın Birdal bir Kürt değildir. Kendisi Niğdeli bir arkadaşımızdır. Ertuğrul Kürkçü’de Kürt değildir. Levent Tüzel’de bir Kürt değildir. Bakın seçilebilecek yerde biz 7 aday göstermişiz. Biz Türkiye’nin bütünleşmesini istiyoruz. Türkiye’deki emekçilerin, ötekileştirilmişlerin, farklı inanç gruplarının, farklı etnik gruplarının barış içerisinde, kardeşlik içerisinde yaşamasının mücadelesini veriyoruz. Ama biz kardeşiz deyip sen benim gibi yaşayacaksın değimiz zaman orada sorun çözülmüyor. Eğer biz kardeş isek eşit şartlarda yaşamalıyız. Birbirimize saygı temelinde yaklaşmalıyız. Bizim bu seçimlerdeki yaklaşımımız budur. Geçmiş dönemde parlamentoda bir grubumuz vardı. Grubun başına neler geldiğini biliyorsunuz. Sayın başbakan 2,5 yıl halkın iradesini hiçe sayarak bu arkadaşlarımızla görüşme gereği duymadı. Yani halk seçmiş parlamentoya gelmiş ve parlamentoda grubu olan bir partinin demokratik zeminde seçilmiş bir partinin siz genel başkanıyla görüşmüyorsunuz, yöneticileri ile görüşmüyorsunuz. Siz bu noktada bazı sorunları çözeceğim diyorsunuz. Bu ciddiyeti sarsan bir yaklaşımdır. O zaman siyaset yapma hakkınız yoktur. Sizin haklarınız bizden farklıdır. Türkiye’deki bir takım muhalif güçler, artık bunu kabul edebilecek durumda değildir. Bakın Ortadoğu’daki isyan Suriye sınırına dayandı. Gerçekten inanın Kürtler sabrın sınırına gelmiş durumdalar. Bakın Suriye’deki halkın önünde bir örgüt yok. Tunus’ta o ayaklanmanın önünde kimse yok. Bir Nevruz’da Diyarbakır’da 500 bin insan toplanıyor. Ama herkes kulaklarını tıkamış bu duruma. Artık biz ne dağdaki PKK’lıların ölmesini istiyoruz, ne de askerlerimizin ölmesini istemiyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Bu sorun bizim sorunumuz. Siz Elbistan’ın neresini böleceksiniz? Siz İstanbul’un neresini böleceksiniz? Kimsenin böyle bir derdi yok” diyerek açıklamasını tamamladı.

 

                        

Bu haber toplam 1009 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim