• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Kmaraş 16 °C
  • Malatya 11 °C
  • Kayseri 7 °C
  • Sivas 2 °C
  • Adıyaman 17 °C
  • “Sonu sağlıksa eğer, yürümeye değer” sloganı ile yürüdüler
  • Elbistan’da geçici iş izdihamı
  • Ekinözü ÇPAL öğrencileri staj için Macaristan’da
  • “Sonu sağlıksa eğer, yürümeye değer” sloganı ile yürüdüler
  • Elbistan’da geçici iş izdihamı
  • Ekinözü ÇPAL öğrencileri staj için Macaristan’da

Ziyaretçi Defteri

Gönderen : ahmet
Emek Sağlık Hasta Karyolası çalışanları olarak, sitenizi ve çalışmalarınızı takdir ve tebrik ediyoruz. başarılarınızın devamını diliyoruz.
Gönderen : M.Cemil ODACIOĞL
Sayın Millet vekilimiz Mahir beye yeni görevi hayırlı ve uğurlu olsun! Elbistan\'ın gururusun. M.Cemil Odacıoğlu Bartın
Gönderen : melih karakuz
http://www.elbistankaynarca.com/yarbay-sevki-adina-oryantiring-yarislari-duzenlenecek-16836h.htm bu haberde büyük yanlış içerisinde büyük bir tarihi hata yapıyorsunuz.33.Alay komutanıdır Ahmet Şevki bey ve aslen kastamonuludur.Elbistanlı şevki bey asla ve asla 57.Alay komutanlığı yapmamıştır.
Gönderen : Gizlilik İlkesi çerçevesinde
Bu milletin Egemenligimizi söndürmek istediler amaçlarına ulaşamadılar Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir burası Türkiye Cumhuriyeti Devletidir Cumhurbaşkanımız sayin recep tayyip erdoğan
Gönderen : KAAN TEKE
Şeker fabrikasını bırakın.Ovamızın ortasına iki tane daha termik santral kurulacak ne olacak sağlığımız?Zaten betona döndü şehir.TARİHİ DOKULAR,GÜZELİM BAHÇELER YOK EDİLDİ...
Gönderen : Mehmet GÜRÇAY
bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma anlatılanları iyi dinle ama hepsini doğru sanma sessiz kalmak bir şey bilmediğin anlamına gelmez çok konuşmakta çok şey bildiğini göstermez herkesi kendine eşit gör her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlıktır çok büyük görmekte korkaklıktır cesaret akıldan gelirse cesarettir bilgisizlikle gelirse cehalettir henryk sienkiewicz Mehmet GÜRÇAY ANKARA DAKİ GÖZÜNÜZ.
Gönderen : Poyraz POYRAZOĞLU
AFŞİN-ELBİSTAN A TERMİK SANTRELİNİN ÇEVREYE ETKİSİ: İlkel teknoloji ile yapılmış olan bu santralde BGD(Baca Gazı Desülfürizasyon) sistemi yoktur. Son 10 yıldır da elektro kül tutucu filtreleri çalışmamaktadır. 25 yıldır faaliyette olan bu santral büyük oranda çalışamaz konuma gelmiştir. Bunların sonucunda ise yaklaşık 200 milyon ton katı, sıvı, gaz ve radyoaktif atıklar atmosfere atılmış olup 500.000 bölge insanı ve 2,5 milyon dönüm Elbistan ovası için felaket denilecek sonuçlar ortaya çıkmış olup bölgemiz adeta kanserliler mezarlığı haline gelmeye başlamıştır. Birkaç bilim adamının ve kurumun açıklamalarından örnekler vermek istiyorum: 1-‘’Afşin-Elbistan’da önümüzdeki yıllarda kanser patlaması olacak. Bölgedeki yetişkinlerin yanı sıra akciğer sağlığı açısından çocuklarda risk altındadır.’’ Prof. Dr. Murat TUNCER Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Derneği Başkanı 2-‘’ Yapılan incelemeler sonucunda termik santralden çevreye ölüm saçıldığı görülmektedir.’’Afşin-Elbistan 1986’da binlerce kişinin ölümüne neden olan ÇERNOBİL faciasından daha tehlikeli. Toplu ölümler başlayacak. ‘’ Prof.Dr. Fadime TANER -Prof.Dr. Mustafa TEFEK Mersin Üniversitesi Çevre Mühendisliği Fakültesi öğretim görevlileri 3-‘’Santral, Çernobil’in 100 katı çevreye zarar vermektedir. Afşin-Elbistan Termik Santrali çevreye ölüm saçıyor.’’ Prof.Dr. Mehmet ŞAHİN Gazi Üniversitesi 4-‘’Kömürün ocaklardan elde edilmesi, taşınması ve işlenmesi sırasında, kömürün yanması sonunda ortama saçılan kömür tozları ve silikatların solunum yolu ile alınması, akciğerlerde antrakozis ve silikozis gibi tedavisi olanaksız akciğer hastalıklarına ve kronik bronşit-amfizem gelişimine yol açmaktadır. ‘’ Prof. Dr. Ali KOCABAŞ- Prof. Dr. Ahmet BİRAND- Prof. Dr. Yahya SAĞLIKER Çukurova üniversitesi öğretim Gör. 5-‘’Termik santrallerden salınan gazlar ve partikül atıklar bitkiler üzerinde ölümcül etki yaratmaktadır.’’ Prof. Dr. Cengiz BAHADIROĞLU KSÜ Biyoloji Bölüm Başkanı. Bu açıklamalara ilaveten birçok rapor mevcuttur. Ancak en çarpıcı ve ürkütücü açıklama EÜAŞ’ın A Termik santralı için hazırlattığı ÇED raporu taslağında mevcuttur; Dünya normlarına göre 150 mg/m3 olması gereken atmosferdeki kükürt dioksit miktarının, bölgemizde 2000–15000 arasında olduğu ve kontrol edilemeyen bu değerin 1000mg/m3 altına düşürmeye çalıştıkları zikredilmektedir. Söylenenlerin aksine bölgedeki kömürde yüksek oranda S02 ve partikül madde olduğu, BGD sisteminin ise 800.000.000 Dolar değil 127.000.000 Dolar olduğu aynı taslakta mevcuttur. Türkiye nüfus ortalamasına göre yıllık hasta sayısı Elbistan’da 50.000 olması gerekirken, bu sayı yıllık 1.000.000 civarındadır. Yerel basında da günlük bakılan hasta sayısı 3.000 olarak yayınlanmıştır. Ölen her 10 kişiden ise en az 5–6 tanesi kanser-solunum yetmezliği ve kalp krizinden olup bu tür hastalıkların ve ölümlerin kirliliğe bağlı olduğu aşikârdır. Kirlilik sanki sadece kışın oluyormuş gibi algılanmaktadır. Termik Santraller atmosfere radyoaktif ve kimyasal gazlar ile partikül maddeler atmaktadır. Bilim adamlarına göre en tehlikeli olanlar ise radyoaktif atıklar ve kimyasal gazlardır. Bunlarda yılın 12 ayı atmosfere atılmakta olup rüzgârın etkisiyle 100 lerce kilometrelerdeki uzaklıklara kadar etki yapmaktadır. Bilim adamları Afşin-Elbistan Termik Santrallerinin Çukurova ve Antakya Amik ovasını dahi etkilediğini zikretmektedirler. Kışın görülenler sadece partikül maddelerdir. Kirliliği sadece şehir içi yakıtlarla ilişkilendirenlerde vardır; Elbette ki bunlarında etkisi vardır. Ancak yıllık olarak 2 termik santralde düşük kaliteli tüketilen toplam kömürün ortalama 40.000.000 ton, kuzey ilçelerinde ısınma amacıyla kullanılan yüksek kaliteli kömür miktarının ise 300.000 tondan daha az olduğu düşünülürse şehir içi yakıtların kirlilikteki etkisi ortaya çıkar ki bu da %10 mertebesindedir. Afşin-Elbistan A Termik santralinin yapım ve işletme ruhsatının olmadığı bilinmektedir ve ÇED raporunun olmaması da ayrı bir trajedi. Santralin çalışması yasal değildir. Bölgemizde katliam derecesinde ölümler meydana gelmektedir, bundan dolayıdır ki tüm insanlığı göreve çağırıyorum. POYRAZ POYRAZOĞLU İnşaat Mühendisi –İktisatçı –Kamu Yöneticisi –Doğa Savaşçıları Çevre Örgütü K.Maraş İL Bşk
Gönderen : FUAT KAYA
.Resmen peşkeş Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ‘arsa bedeli bile değil' tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Şeker fabrikalarının birçoğunun kent merkezlerinde ve rantı yüksek bölgelerde bulunmasından dolayı şeker özelleştirmesi ‘kıyak ve peşkeş' kavramlarını yeniden alevlendirdi. Yeni Akit'ten Fatih Akkaya'nın haberine göre, geçtiğimiz hafta yapılan şeker özelleştirmesinde 4 fabrika alan Kolin-Limak ortak girişiminin ödeyeceği paraya oranla katbekat büyük bir servete konduğu görülüyor. VERGİYE GÖRE 240 MİLYON TL Malatya Şeker Fabrikası'nın 2010 yılı için Malatya Belediyesi'ne 240 bin lira emlak vergisi ödediği ortaya çıktı. Sadece bu ödenen emlak vergisi bile geçtiğimiz hafta yapılan ‘şeker özelleştirmesini' şimdiden tartışmalı hale getirdi. Emlak vergisinden de anlaşılacağı üzere Malatya Şeker Fabrikası'nın rayiç bedele göre sadece arsa değeri 240 milyon lirayı buluyor. EMSALE GÖRE İSE 540 MİLYON LİRA Sözkonusu şeker fabrikası arazisinin, Malatya Belediyesi'nin 2009 yılında Hollandalı bir firmaya satışını yaptığı ve bugünlerde üzerindeki caminin yıkılmasından dolayı tekrar gündeme gelen eski hal binasının olduğu arazinin satış değerleriyle karşılaştırıldığında ise rakam daha da korkunç bir boyuta taşınıyor. Belediye, 2009 yılında şehrin merkezindeki 32 bin metrekarelik bir alana sahip olan eski hal binasını Hollandalı bir firmaya 52 milyon liraya satmıştı. Bu satıştan yola çıkarak Malatya Şeker Fabrikası'nın arsasının değerini hesaplamaya kalktığınızda ortaya 540 milyon lira gibi bir değer çıkıyor. Çünkü şehrin en değerli bölgesinde bulunan Malatya Şeker Fabrikası'nın arsası, eski hal binasının arsasının 10 katından fazla bir büyüklüğe sahip. 266 MİLYON DOLARA SATILDI Bilindiği üzere Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'ye ait olan ve özelleştirme kapsamında B portföyünde yer alan Elazığ, Malatya, Erzincan ve Elbistan Şeker Fabrikaları, geçtiğimiz hafta yapılan özelleştirme ihalesinde 266 milyon dolarla (500 milyon TL bile etmiyor) en yüksek teklifi veren Kolin-Limak ortak girişim grubunda(OGG) kalmıştı. Sadece Malatya Şeker Fabrikası'nın bugünkü arsa değeri bile Kolin-Limak'ın servetine servet katacak. VE DİĞER FABRİKA ARSALARI İhaleyi alan Kolin-Limak'ın elde edeceği arsa serveti bununla da kalmıyor. Çünkü aynı portföyde yer alan Elazığ, Erzincan ve Elbistan şeker fabrikalarının arsaları, Malatya Şeker Fabrikası'nın arsasını 3-5'e katlayacak bir büyüklüğe sahip. Özelleştirme İdaresi'nin, ihalenin yapıldığı gün basına dağıttığı bilgi notuna göre fabrikaların arsa büyüklükleri şöyle; “Erzincan Şeker Fabrikası toplam 960 bin 267 metrekare yüzölçümlü ve bitişik konumdaki 62 adet parsel, Elazığ Şeker Fabrikası 839 bin 923 metrekare yüzölçümlü ve bitişik konumdaki 147 adet parsel ve Elbistan Şeker Fabrikası ise 1 milyon 780 bin 633 metrekare yüzölçümlü ve bitişik konumdaki 68 adet parsel üzerinde kuruludur.” EKSTRADAN ALDIĞI KOTA DA 200 MİLYON DOLAR DEĞERİNDE Öte yandan Kolin-Limak, 266 milyon dolarla fabrika ve arsaların yanında bu portföye ait 131 bin 400 tonluk ‘A' şeker kotasını da almış durumda. Türkiye'de şeker kotası artırılmadığı için bu kota, aynı bankacılık lisansı gibi çok değerli. Şeker kotasına sahip olmak şirketler için büyük bir değeri ifade ediyor. Zaten firmalar, şeker özelleştirmesine üretimden ziyade fabrikaların arsalarına ve şeker kotalarına sahip olmak için giriyorlar. Yani Kolin-Limak ortak girişim grubu, 131 bin 400 tonluk ‘A' şeker kota hakkını en düşük 200 milyon dolara müşteri sıkıntısı yaşamadan satabilir. ÜRETİMDE SÜREKLİLİK GARANTİ DE DEĞİL Ayrıca Özelleştirme İdaresi'nin ihale şartnamesinde üretimde süreklilik garanti altına alınmıyor. Üretim şartı 5 yılla sınırlı. Yani ihale şartnamesinde ‘üretim' düşünülmüyor. Bu noktada da ‘özelleştirme ihalesi neden fabrika satışı olarak yapıldı?' sorusu akla geliyor. NEDEN ARSA VE KOTA SATIŞI ŞEKLİNDE YAPILMADI? Çünkü rakamlar özelleştirmenin fabrika satışı olarak değil de ‘arsa' ve ‘kota' satışı şeklinde yapılması durumunda Hazine'nin elde edeceği gelirin 266 milyon doların kat ve kat üstünde olacağını gösteriyor. KİM KAZANDI? Tüm bu bilgiler geçtiğimiz hafta yapılan şeker özelleştirmesiyle ilgili olarak ‘kim kazandı?' sorusunu gündeme getiriyor; devlet mi, millet mi, bir firma mı? Fatih AKKAYA
Gönderen : Mehmet GÜRÇAY
BİR ALINTI. LÜTFEN OKUN. YILMAZ ÖZDİL'DEN ŞOK DERSİM BELGESİ Y.ÖZDİL Dersim İsyanının orjinal balgesini köşesinde yayınladı. Daha önceki yazılarında idam edilen Seyit Rıza'nın kukla olduğunu iddia eden Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında o dönemde yaşanan karakol baskını ve 20 askerin şehit olması olayını köşesine taşıdı ve altında Atatürk'ün de imzası olan bir belge yayınladı. İşte Özdil'in o yazısı İngiltere’yi adres gösterdik. Beğenmediler. Buyrun size Türkiye arşivi. BELGEDEKİ YAZILANLARIN TÜRKÇE LARŞILIĞI ; “Tunceli vilayeti dahilinde Ovacık Kazası jandarma birliğine tabi Diztaş karakoluna 4/2/938 tarihinde Kalan Aşireti tarafından yapılan taarruz neticesinde şehit edilen karakol komutanı ile 20 jandarma erine ait olup mütaarrızlar tarafından gasbedilen 499 lira değerindeki erzakın bilahare erlerin iaşe bedellerinden ödenmek üzere Ovacık Kazası merkezindeki bakkallardan veresiye olarak alındığı ve bunların Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinin iaşe tertibinden verilmesi mümkin olamıyacağı anlaşıldığından, Maliye Vekaleti bütçesinin masarifi gayri melhuza tertibinden verilmesi; Jandarma Genel Komutanlığı’nın işarına atfen Maliye Vekilliği’nin teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyeti’nin 23/6/938 tarihli toplantısında onanmıştır.” İmza? Reisicumhur, Atatürk. Başvekil, Celal Bayar. Diyor ki... Adamlar askerlerimizi şehit etti, üstüne erzakını çaldı, şehitlerimizin bakkallara veresiye borcu kalmasın, derhal ödeyin. Hikâye anlatmayın. Açın şu arşivleri. Bu memleketin, bu milletin... Şehitlerine olan borcunu ödeyin. Mehmet GÜRÇAY ANKARA DAKİ GÖZÜNÜZ.
Gönderen : Mehmet GÜRÇAY
BİR ALINTI; Oktay YAŞAR/GEBZE (Kocaeli), (DHA) Peygamber soyundan geliyorum diyerek konut vaadiyle dolandırıcılıkla suçlanan kişi yakalandı. Kocaeli'nin Gebze ilçesinde 1049 kişiyi, peygamber soyundan geldiğini iddia ederek güven sağlayıp konut vaadiyle dolandırıldığı ileri sürülen Mollaoğlu Toplu Konutları'nın sahibi Mustafa Mallı, dün akşam yakalanarak gözaltına alındı. Bugüne kadar mağdurların çatılara çıkıp protesto gösterileri yapmalarına da neden olan Mustafa Mallı'nın adliyeye sevkedildiğini öğrenen ve dolandırıldıklarını ileri süren üyeler, Gebze Adliyesine akın etti. BİZDEN EV ALAN CENNETTEN EV ALMIŞ SAYILIR İddiaya göre Gebze'de 2008 yılında kendisini peygamber torunu olarak tanıtan Mustafa Mallı, 1049 aileyi konut sahibi yapma vaadiyle üye kaydedip, bu ailelerden birikimleri olan altın ve dövizleri toplayarak kayıplara karıştı. "Biz peygamber soyundan geliyoruz. Bizden ev alan cennetten ev almış sayılır" gibi vaatlerde bulunduğu da belirtilen mağdurlardan 296'sının suç duyurusu üzerine hakkında yakalama kararı çıkartılan Mustafa Mallı, uzun süre bulunamadı. Dün saat 17.30 sıralarında otomobille Gebze bölgesinden geçmekte olduğu anlaşılınca Asayiş Şube İnfaz Bürosu ekipleri tarafından aracının önü kesilerek yakalandı. ADALET İSTİYORUZ Mustafa Mallı bugün Gebze adliyesine sevkedilirken, onun yakalandığını duyan konut mağduru kadınlı erkekli yaklaşık 250 kişi, çocuklarıyla birlikte adliye önünde toplanarak 'Adalet istiyoruz' diye bağırdı. Bazı mağdurların her şeylerini kaybettiklerini belirterek ağladıkları görüldü. Polis sıkı güvenlik önlemleri alırken, çıkabilecek olaylara karşı da adliye önüne çok sayıda çevik kuvvet ekibi sevk edildi. 70 yaşındaki Mustafa Zile adlı bir mağdur kendisini peygamber torunu olarak tanıtan Mustafa Mallı'ya ev sahibi olmak umuduyla 100'den fazla Cumhuriyet altını verdiği, daha sonra ise ortadan kaybolduğunu söyledi. Konut mağduru bir kadın ise, "Bizi 'peygamber soyundan kişileriz. Bizden ev alan cennetten ev almış sayılır. Ev alırsanız hacca gitmiş kadar olursunuz' gibi söylemlerle ev almaya ikna ettiler. Ben 50'den fazla Cumhuriyet altını verdim. Hatta bazı kişileri umreye götürdüler. Onlara çok inandık. Çoluk çocuğumuzun ekmekten kısıp bunlara verdik" dedi. Mehmet GÜRÇAY ANKARA DAKİ GÖZÜNÜZ Adama helal olsun,bu zamanda bu beyine ve zekaya sahip insanların var olması,inanması ve tüm birikimlerini Peygamber soyundan geldiğini iddia eden mustafa beye teslim eden insanlara ben bir şey söylemiyorum.Sadece mustafa beyi tekrar kutluyorum. şimdi mustafa bey mi çok akıllı, Ev alınca cennete gideceklerine inanan madurlar mı akıllı , siz karar verin. sizi gidiler bedava cennet ha !
Gönderen : Mehmet GÜRÇAY
BİR ALINTI ALAHINI SEVEN TÜRKÜM DİYEN HERKES OKUSUN O GÜNÜN PKK.LILARI BAŞBAKANIN ÖZÜR DİLEDİĞİ KİŞİLER Yılmaz Özdil'den cevap http://www.muhalifgazete.com/26176-Erdogan-a-CHP-nin-vermesi-gereken-cevabi-Yilmaz-ozdil-verdi.htm Dersim’e ne dersin? Dersim’i bombalayan... Devlet değil, CHP. PKK’yla masaya oturan... AKP değil, devlet. İyi di mi? Sene 1937... Mustafa Kemal, başbakan Celal Bayar’la birlikte Tunceli’ye gelip, Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü’nün açılışını yapacaktı. Köprünün ucunda karakol vardı. Basıldı. 33 asker şehit edildi. Peşinden... Telefon hatları kesildi, pusular kuruldu, Mazgirt Köprüsü havaya uçuruldu, jandarma taburu vuruldu, 56 asker daha şehit oldu. Film koptu. Elebaşı Seyit Rıza’ydı... Başbakanımızın “hikâyesi yürek burkucudur” dediği Seyit Rıza. Kukla’ydı... Kendisini oynatanların ipleri bıraktığını hissedince, paniğe kapıldı, İngiltere Dışişleri Bakanı’na mektup yazdı, Suriye’deki İngiliz Elçiliği’ne gönderdi. Yalvaran mektubunda, Anadolu için “çorak toprak” derken, “Kürdistan bereketli toprak diyordu... “Sayın ekselansları” diye başlıyor, “Türk Hükümeti yaptığı anlaşmalar sayesinde dış baskılardan kurtuldu, Dersim’e girmeye kalkıştı, Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık, direnişimiz karşısında Türk uçakları bombalamaya başladı” diye vaziyeti anlatıyor, “sayın ekselanslarına sesleniyorum, hükümetinizin yüksek manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı istirham ediyorum, en derin saygılarımın kabulünü rica ediyorum” diye bitiriyor, “Seyid Rıza” diye imzalıyordu. Hal böyleyken... Seyit Rıza’yı “masum” göstermeye çalışan arkadaşlar, böyle bir mektubun asla varolmadığını iddia ediyor. Altında kabak gibi “Seyid Rıza” imzası bulunmasına rağmen, Seyit Rıza yazmadı, Nuri Dersimi yazdı diyorlar. Üstelik, sanki Fransa babamızın oğluymuş gibi, “o mektup Fransa’ya yazıldı, Fransa Devlet Arşivleri’nden doğrulamak mümkün” diyorlar. Gel gör ki... Londra’da The National Archives diye bi yer var. İngiltere devlet arşivi... Kayıt ofisine gidiyorsun, “FO 371/20864/E5529” numaralı belgeyi rica edebilir miyim kardeş diyorsun, hay hay deyip, yukardaki mektubu veriyorlar. 50 pens filan, fotokopisini alabiliyorsun. Demem o ki. Taa 1937’ye gitmek zor ama... Buckhingham Sarayı’yla The National Archives’in arası metroyla üç dakka. Hazır, frak giyerek yakasına şövalye nişanını takan Cumhurbaşkanımız ordayken... Yemekte Windsor kuzusu ikram eden Kraliçe’ye “tarihimizle yüzleşelim” dese fena olmaz yani. Mehmet GÜRÇAY ANKARA DAKİ GÖZÜNÜZ
Gönderen : fuat kaya
TÜM YAZARLARA , ÇİZERLERE SESLENİYORUM. LÜTFEN BİR SATIRINIZIDA ELBİSTAN Bütün dünyada sağlığa zararları tespit edilip pek çok ülkede tamamen yasaklanan bazı ülkelerde ise en fazla % 3-4 gibi bir orana izin verilen nişasta bazlı şekerin ülkemizde yüzde 10 una müsaade edilmesi ve üstelik yüzde 50 artırma eksiltme yetkisini bakanlar kuruluna verilmesi ile ve bakanlar kurulunun her defasında artırma yönünde yetkisini kullanması nitekim geçtiğimiz Mayıs ayında bu yetkisini... artırma yönünde kullanması ile oran yüzde 15’lere çıkmıştır. Bu uygulamalar şeker sanayini bitirme politikasıdır. 2 milyon ton şeker üretme kapasitesini yarıya indirip NBŞ ye izin verilmesi Daha az çiftçinin pancar ekmesi daha az işçi çalışması daha az nakliyeci işi daha az vergi demektir. Şeker sanayimiz dış ülkelere fabrika kuracak bir teknolojiye sahip olmuşken, Özelleştirme bahanesi ile atıl duruma itilmesi eksik elemanların tamamlanmayıp Fabrikaların verimsiz çalıştırılmasına zemin hazırlanmaktadır. Neticesinde bu fabrikalar zarar ediyor dedirtip satalım ya da kapatalım mantığı ile hareket edilmektedir. Ülkemizde daha önce özelleştirilen işletmeleri de Göz önünde bulundurarak. Elbistan'ımızda vakit geçmemişken tüm halkımız ile birlikte Fabrikamızı özelleştirme kapsamından çıkarılması için birlik beraberlik içerisinde hareket etmeliyiz. ELBİSTANLI ŞEKER FABRİKANA SAHİP ÇIK. 700 ÇALIŞANI, 5000 ÇİFTÇİYİ, ONLARCA NAKLİYECİ, VE TÜM ESNAFLARI, HAYVAN ÜRETİCİLERİNİ DÜŞÜNÜYORSAN, ELBİSTANI DÜŞÜNÜYORSAN ELBİSTAN ŞEKER FABRİKASININ ÖZELLEŞTİRME ADI ALTINDA KAPATILMASINA İZİN VERME.
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim