• BIST 108.594
  • Altın 144,644
  • Dolar 3,4937
  • Euro 4,1115
  • Kmaraş 32 °C
  • Malatya 35 °C
  • Kayseri 30 °C
  • Sivas 24 °C
  • Adıyaman 34 °C
  • Arazi toplulaştırma  çalışmaları,  Büyükyapalak’tan  başladı
  • Elbistan’a Sağlıklı Yaşam Merkezi yapılacak
  • Başka Erkoç, Ceyhan Rekreasyon Alanında incelemelerde bulundu
  • Arazi toplulaştırma  çalışmaları,  Büyükyapalak’tan  başladı
  • Elbistan’a Sağlıklı Yaşam Merkezi yapılacak
  • Başka Erkoç, Ceyhan Rekreasyon Alanında incelemelerde bulundu

Fatiha okuyacak bir mezarları olmalıydı

Fatiha okuyacak bir mezarları olmalıydı
Elbistan Termik Santrali'nde meydana gelen heyelanda toprak altında kalan işçilere hâla ulaşılamadı.

İşçilerin aileleri, aradan geçen 6 aya rağmen yakınlarına ulaşılamaması karşısında üzgün olduklarını bildirdi.
Yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde acıları daha da artan ailelerin tek isteğinin, bayram sabahı fatiha okuyup ziyaret edecekleri bir mezarlarının olması olduğu belirtildi.
10 Şubat'ta Çöllolar kömür havzasında meydana gelen tüm Türkiye'yi yasa boğan faciada, Hacı Mehmet İpek, Muhsin Koşan, Kemal Elmas, Cuma Yıldırım, Halil Tatlı, Ruşen Demir, Aydoğan Polat, Nail Yılmaz, Adnan Demir ve Turhan Gökhan toprak altında kalmıştı. Yapılan aramalarda Ruşen Demir'in cesedine ulaşılmış, ancak milyonlarca metreküp toprak altındaki 9 işçiye bir türlü ulaşılamamıştı.
Olayın üzerinden 180 gün geçmesine rağmen acıları hâla taze olan aileler, yaklaşan bayram öncesinde de her zamankinden daha buruk olduklarını bildirdi. İftar sofraları tat vermeyen, sahurlarda gizli gizli gözyaşları döken anneler, babalar, eşler, çocuklar ve kardeşlerin tek isteği en azından bayram sabahı ziyaret edebilecekleri bir mezarlarının olması. Bazı aileler, cesetlere ulaşılamaması nedeniyle anıt mezar fikrine de sıcak bakarken, bu yönde bile bir adım atılmamasının kendilerini üzdüğünü belirtti. Heyelanda hayatını kaybeden üç çocuk babası Hacı Mehmet İpek'in Elbistan'ın Çiçekli köyünde hayatını sürdüren 40 yaşındaki eşi Vesile İpek, tek isteklerinin bayram gelmeden cenazelerine ulaşılması olduğunu belirtti. Acılarının ilk günkü kadar büyük olduğunu belirten Vesile İpek, şöyle konuştu: "Şu çocuklarımın gideceği bir kapısı olsun. Mezarlığa girmek bir Kur'an okumak istiyorlar. Kimin mezarına gitsinler? Benim evim her gün cenaze var gibi. Küçük oğlan sorup duruyor, 'anne bayram geliyor nereye gideceğiz?' diye. Ben de ne yapacağımı şaşırdım kaldım. Büyüklerimizden verdikleri sözü yerine getirmelerini istiyorum."
Merhum İpek'in kız kardeşi Müzeyyen Kandilli ise masraflardan kaçınılarak cenazelerin çıkarılmadığını öne sürdü. Tek isteklerinin kardeşlerinin mezarı ve çocuklarının istikballerinin sağlanması olduğuna değinen Kandilli, şunları söyledi: "Verilen vaatlerin yerine getirilmesini istiyoruz. Sahipsiz bırakmasınlar. Devletimizin gücü kuvveti yerinde her şeye gücü yeter. İsterlerse kardeşimizi oradan çıkarabilirler. Teknolojimiz gelişmiş deniliyor, ispatlasınlar burada teknolojimizin nasıl olduğunu. Orada kömür bitti diye onları orada bırakmasınlar. Orada kömür olsaydı maddi yönü için çıkarılırdı. 'maddiyattan kaçmıyoruz' diyorlar ama maalesef maddiyattan kaçıyorlar. Bunu biliyoruz biz, bunu iki yaşındaki çocukta biliyor. Orada kömür yok alınacak olsaydı 'çalıştık çıkarttık' diye vereceklerdi. Biz onu biliyoruz biz bunu bırakmayacağız ve ölene kadar bunu her zaman konuşuruz." İpek'in termik santralden emekli ağabeyi Avni İpek de Başbakan Erdoğan'dan yardım istedi.

Her Gün Gözyaşı
Heyelanda hayatını kaybeden 29 yaşındaki makine mühendisi Cuma Yıldırım'ın Elbistan'ın Orhangazi Mahallesinde oturan 57 yaşındaki annesi Şenel Yıldırım da her gün oğlunun ardından gözyaşı döküyor. Nişanlı olan oğlunun Haziran'da evlenip yaşasaydı iki aylık evli olacağını söyleyen acılı anne, "dağları kara duman bürüdü, toprak aldı kuzumun üstüne yürüdü" diyerek ağıtlar yaktı. Evinin önündeki elma ağaçlarını sulayıp oğlunu düşünerek reyhanları koklayan gözüyaşlı anne, bu gün dahi cevap alma ümidiyle oğlunu aradığını söyledi. Bazen böyle arayıp telefon ettiğini anlatan Yıldırım, şöyle konuştu: "Ulaşılamıyor mesaj bırakın diyor. Böyle aylardır çaldırıyorum. Bir kez seslenmiyor. Seslenmez mi diye arıyorum. Görseydim ölüsünü umudumu keserdim. Bazen 'diridir diyorum' bazen de 'öldü çürüdü gitti' diyorum. Geliyor sanıyorum. Bazı taksilere baktığımda o zannediyorum. Biri buradan geçerken o sanıyorum. Bir kez görseydim kemiğine sarılır öperdim. Tek ben öleydim o bana ağlayaydı diyorum. Bayram geliyor ama hâla getirmediler cenazesini. Bayramda da ben elini öpmeye gideceğim. Hep kendi benim elimi öpüyordu bu kez ben onun eline gideceğim. İftar vakitlerinde de sofranın başına oturduk mu aklıma geliyor seslenmiyorum. Bazen babası ağlıyor ben seslenmiyorum, ben ağlıyorum o seslenmiyor. Sahura kalkıyoruz yine sofrada eksiklik var."

Ahmet Turhan Altı Aylık Oldu
Heyelanda toprak altında kalan Turhan Gökhan'ın kendi ismi verilen çocuğu Ahmet Turhan ise 6 aylık oldu. Feci olayın hemen 10 gün sonrasında dünyaya gelen bebek, Turhan ve Leman Gökhan çiftinin 7 yıl süren bebek özlemine son vermiş ama topograf işçisi Gökhan, oğlunu bir kez daha göremeden hayatını kaybetmişti.
Hıçkırıklar içerisinde oğlunun ardından ağıtlar yakan 60 yaşındaki gözüyaşlı anne Hatice Gökhan, aile huzurlarının kalmadığını söyledi. Olayın ardından gelini ve torununun da baba evine döndüğünü hatırlatan Gökhan, verilen sözlerin tutulmadığını savundu. Heyelandan sonra diğer oğlunun da işsiz kaldığını kaydeden Gökhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne söyleyeyim hastayım elim ayağım tutmuyor. Felç oldum. Oğlumu işe alırlarda o da beni doktora götürürse daha ne. Gelin yok, torun yok" Gökhan'ın babası Şevki Gökhan ise kendisinin anıt mezar fikrine sıcak olduğunu şöyle anlattı: "Kendi şahsi görüşüm yani 3-5 kemik getirip bana vermektense anıt mezara ben razıyım. Niye olmasın? Bu mezar olmazda o mezar olur. Gider Kur'anı orada okurum. Ben ondan yanayım"
Gökhan'ın eşi Leman Gökhan da kendilerine yönelik ilgisiz kalındığını savundu. 6 aydır kimsenin bir şey yapmadığını öne süren Leman Gökhan, şöyle konuştu: "11 kişinin canı çok ucuzmuş. Kedi yavrusu gibi yatıyorlar orada. Şimdi de bütün kapılar kapandı"
Afşin-Elbistan Termik Santrali B ünitesine kömür sağlayan Çöllolar bölgesinde 6 ve 10 Şubat tarihlerinde 4 gün arayla 2 heyelan meydana gelmişti. İlk heyelan 1 ölü, 9 yaralı ile atlatılırken, ikinci heyelanda 10 işçi üzerlerine kayan milyonlarca metreküp toprağın altında kalmışlardı.
Yapılan aramalarda işçilerden sadece Ruşen Demir'in cesedine ulaşıldı. Hacı Mehmet İpek, Muhsin Koşan, Kemal Elmas, Cuma Yıldırım, Jeoloji Mühendisi Halil Tatlı, Ruşen Demir, Aydoğan Polat, Nail Yılmaz, Adnan Demir ve Turhan Gökhan'ın cesetlerine bir türlü ulaşılamadı.  Cesetlerin bulunması için sivil savunma ekiplerinin yaptığı aramaların yanı sıra helikopterler ve daha sonra Almanya'dan gelen özel ekipte katılmış ancak bir sonuca ulaşılamamıştı. Bu arada, sorumlu firmanın olayda hayatını kaybeden her aileye 110 bin TL yardımda bulunduğu belirtildi.

kayip2.jpg

kayip2.20110816101324.jpg

kayip3.jpg

Bu haber toplam 819 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim