• BIST 96.817
  • Altın 222,050
  • Dolar 5,3655
  • Euro 6,1063
  • Kmaraş 1 °C
  • Malatya 0 °C
  • Kayseri -3 °C
  • Sivas -10 °C
  • Adıyaman -1 °C
  • Cumhur İttifakı heyetinden nezaket ziyareti
  • Pınarbaşı’ndaki mil ve kum vakum makinesi ile temizleniyor
  • BÜYÜKŞEHİR AKOM’DAN AŞIRI YAĞIŞ UYARISI!
  • Cumhur İttifakı heyetinden nezaket ziyareti
  • Pınarbaşı’ndaki mil ve kum vakum makinesi ile temizleniyor
  • BÜYÜKŞEHİR AKOM’DAN AŞIRI YAĞIŞ UYARISI!

ESKİYE ÖZLEM DUYMAMAK ELDE Mİ?

Bekir YILMAZ

Haydi, bugün aday adayı, seçim, siyaset konuşmayalım geçmişe özlem duyalım.

Gelişen teknoloji hayatımızı kolaylaştırsa da eskiye özlem duymamak elde değil.

Hangimiz doğup büyüdüğümüz köyümüze, mahallemize, evimize, çocukluk arkadaşlarımıza, çocukluk aşkımıza-sevgilimize kısacası eskide kalan veya eskiden yaşadığımız şeylere özlem duymuyoruz ki? Arkamıza dönüp baktığımızda yılların su gibi akıp gittiğini fark ediyoruz ve o zaman eski günlerimize hep özlem duyuyoruz.

Eskiye duyduğumuz özlem, belki de çok güzel olduğundan değil, bir daha yaşanmayacak olmasındandır. Eskiden çocuktuk, masumduk, hırslarımız yoktu. Eskilerin güzel olması tabii ki mazide kalması ve bir daha o anıların tekrar yaşanmayacak olmasıdır. Her şey eskiden mi güzeldi? Yoksa güzel olan her şey eskide mi kaldı? Hangi zaman diliminde yaşarsak yaşayalım, eski zamanlar hep daha güzel gelir. Belki de bu geçmişe duyulan özlemin bir yansımadır ya da var olan zamandan bunalma halidir. Bazı şeyleri hatırlamak ve kıyaslamak adına; “Eskiden” ve “Şimdi” diye yorum yapmaya başlamışsak artık yaslanmışız demektir. Aslında geride bırakılanlar ya da bırakılmak zorunda kalınanlar özlenen; anılardır. Yaş ilerledikçe eskiler değerleniyor. Evet, eskiden her şey çok daha güzeldi, çok daha saftı, çok daha masumdu, çok daha temizdi. Yaşımız çok olmasa da; nerede o eski günler demekten kendimizi alamıyoruz. Bazen, eskiye duyduğumuz özlem öyle büyüktür ki eskinin ta kendisi oluruz. Her insanın özlediği mutlaka bir anısı vardır. Şu an bu yazıyı yazarken aklıma gelenleri sıraladım, bu liste herkese göre değişebilir, daha da uzayıp gidebilir veya çok daha kısa da olabilir. Bir şeye özlem duymak için illa yaşamak mı lazım? İnsanın doğasında vardır geçmişe özlem duymak.

İşte “Eskiden” ve “Şimdi”ye bazı örnekler.

Özlediğimiz ne varsa hepsi eskide kaldı.

Eskiden, yaz tatilinde köylere gidilirdi.

Şimdi, tatil köylerine gidilir oldu.

Eskiden, düşene el uzatırlardı.

Şimdi, kalkmak isteyene tekme atılır oldu.

Eskiden, gelinler kaynanadan korkardı

Şimdi, kaynanalar gelinden korkar oldu.

Eskiden, adamın hası makbuldü,

Şimdi, parası olan makbul oldu.

Eskiden, bir pantolon iki gömleğimiz olurdu.

Şimdi, gardroplarda yer bulunmaz oldu.

Eskiden, çocuktuk hayallerimiz vardı.

Şimdi, büyüdük dertlerimiz var.

Eskiden, damlarda yatılırdı

Şimdi, evlerde yatmaya korkulur oldu.

Eskiden, komşu komşunun külüne muhtaçtı.

Şimdi, komşu komşunun “wifi” sine muhtaç oldu.

Eskiden, mutfak yoktu ama evlerde yemek pişerdi.

Şimdi, son sistem mutfaklarda yemek pişmez oldu.

Eskiden, domates mis gibi kokardı, salatalığa doyum olmazdı.

Şimdi, ne domatesin kokusu, ne de salatalığın tadı kaldı.

Eskiden, hasret kokulu mektuplar vardı.

Şimdi, hayallerimizde, hatıralarımızda kaldı.

Eskiden, komşulara oturmaya gidilir sohbet edilirdi.

Şimdi, komşu komşudan habersiz oldu.

Eskiden, yağmur yağdığında camlar açılır toprağın kokusu hissedilirdi.

Şimdi, çift camlardan ne yağmurun sesi, ne toprağın kokusu kaldı.

Eskiden, küçük evlerimiz vardı oturacak yer bulunmazdı.

Şimdi, saray gibi evlerimiz var oturacak kimse kalmadı.

Eskiden, bütün mahalle tanınır isimleri tek tek bilinirdi.

Şimdi, oturduğumuz apartmanda kimse kimseyi tanımaz oldu.

Eskiden, dostlarımıza ulaşmak daha kolaydı.

Şimdi, dostlarımızın telefonuna ulaşılmaz oldu.

Eskiden, anne babalar çocuklarını yönlendirirdi

Şimdi, çocuklar anne babayı yönlendirir oldu.

Eskiden, mektuplaştığımız arkadaşlarımız vardı.

Şimdi, facebook, ınstagram twitter arkadaşlarımız var.

Eskiden, hayat şartları zordu ama imkânsızlıklar hayatı daha yaşanılası kılıyordu.

Şimdi, yaşam kalitemiz yükseldikçe memnuniyetsizliğimiz daha da arttı.

Eskiden, öksüren çocuğun sırtına hafifçe vurulur su içirilirdi.

Şimdi, öksüren çocuk "astım başlangıcı" diye hastaneye götürülür oldu.

Eskiden, yere düşen küçük ekmek kırıntıları yerden toplanırdı.

Şimdi, çöplükler ekmekten geçilmez oldu.

Eskiden, güven vardı, utanma vardı ayıp vardı, dostluk vardı, komşuluk vardı.

Şimdi, güven yok, utanma yok, dostluk yok, komşuluk yok, daha acısı insanlık yok.

Daha yazılacak ve karşılaştırılacak çok şey var.

Belki sayamadığım, unuttuğum çok şey var.

Velhasılıkelam; Eski diye diye eskidik gittik.

Doğanın kanunu bu eskidik demesek de eskiyeceğiz.

Eskiden bu denli eskiye özlem duyacağımızı hiç bilebilir miydik acaba?

40 yıl öncesine, 50 yıl öncesine özlem duymayan var mı acaba?

Bundan 30-40 yıl sonra Allah ömür verir de beğenmediğimiz bu günleri mumla arar mıyız acaba? Hepimiz eskiyi çok daha seviyoruz, her şey daha güzel daha sıcaktı gösteriş yoktu. Şimdi bütün bunlardan sonra, gelin de eskiye özlem duymayalım.

İnsanlar kaybettikleri güzellikleri hatırladıkça geçmişe özlem duymaya devam edecekler. Şimdi de diyeceksiniz ki; Niye böyle özlemlerle doldun taştın?

Geleceğin geçmişten geldiğini unutmamanız ve eskiye özlem duymanız dileğiyle…

Bu yazı toplam 236 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim