• BIST 96.142
  • Altın 241,008
  • Dolar 5,8753
  • Euro 6,5757
  • Kmaraş 16 °C
  • Malatya 11 °C
  • Kayseri 10 °C
  • Sivas 6 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Elbistanspor, play-out oynayacak
  • Polis Haftası, törenle kutlandı
  • ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiirini güzel okuma yarışması düzenlendi
  • Elbistanspor, play-out oynayacak
  • Polis Haftası, törenle kutlandı
  • ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiirini güzel okuma yarışması düzenlendi

ENFLASYON DÜŞECEK Mİ?

Sami ERAY

Merkez Bankası son toplantısında faizi %24 de tutma kararı aldı. Yapılan açıklamada enflasyonda artış riskinin devam ettiği vurgulandı. Faizin enflasyonun altında tutulması, her ne kadar piyasaları dizginlemeye dönük olsa da, olumsuz etkileri birkaç ay daha sürecektir.
Tüketici kredilerinde faiz oranının aylık %3 e yaklaşmış olması bileşik hesapla %50 yi geçmesi, kredi kullanımında ciddi bir daralma nedeni. Bu faiz oranları ile yatırım yapmak, ev araba kredisi kullanmak oldukça zorlaştı. Bir çoğumuz piyasalar normale dönene kadar kararlarını erteleyecektir. Buda şu anlama geliyor, bankalar için 2019 zor bir yıl olacak. 
Bilindiği üzere enflasyonu doğuran sebeplerden ilki tüketimin üretimden hızlı artması (talep enflasyonu), diğer nedense üretim maliyetlerindeki artışlardır.(maliyet enflasyonu) 
Enflasyonun içeriğine baktığımızda ise; talep ve maliyet enflasyonunu birlikte görüyoruz. Bu şartlar altında enflasyonla Mücadelenin Dual yapıya göre planlanması gerektiği aşikar. Mevcut çerçeve içinde EYP programını devreye alan hükümet iç talebin kısılmasında başarılı oldu. Uygulamaya alınan program tüm çabalara rağmen enflasyonu kısmen sınırlayacaktır.
Kısa vadeli önlemlere ek olarak orta vadeli yapısal reformların bir an önce uygulamaya alınması önem arz ediyor. Mesela enflasyonla mücadelede üretim artışı hedefli teşvik mekanizmasını çalıştırmak en etkili yöntemlerden biridir. Üretimde artış, talebin dengelenmesi ve ihracat demektir. Aksi durumda ise düşük büyüme hızı ve devletin vergi gelirinde ciddi oranda azalma ile karşılaşırız.
Maliyet enflasyonuna, kısa vadede çözüm bulmak oldukça zor. Nedenine gelince ekonomimizin üretimde kullandığı girdilerde ithalat oranı %67. Yani ithalata bağımlı bir üretim yapımız var. Her hâlükârda döviz kurundaki artış, Üretim maliyetini yükseltecek, Yükselen maliyetlerde nihai ürün fiyatlarına yansıyacaktır. 
Bu kısır döngüden çıkabilmek için gerekli İlacımız, ithal ikame rejimi. Yani dışardan alınanları içerde üretmek. Başarının yolu özellikle; katma değeri yüksek sektörlerin öncelenmesinden geçmektedir. Haliyle sabır ve zaman gerektiriyor. 
Nihai değerlendirme: 2019 ortalarına kadar enflasyonda belirgin bir düşüş beklenmemeli.
KAPÜTÜLASYONLAR
Sözlük anlamına göre: Bir devletin bir anlaşmaya bağlı olarak başka devletlere tanıdığı iktisadi ve sosyal ayrıcalıklar bütününe kapitülasyon adı verilir. 
Yakın tarihimize, 1920 lere şöyle bir gözatalım. Osmanlı devleti yıkılmış, binbir çaba ve fedakarlık sayesinde ulusal kurtuluş ve bağımsızlık savaşı kazanılmıştır (torunlarının bekası için canını feda eden dedelerimiz sayesinde.) Yeni bir devletimiz vardır artık. Ama üzerindeki karabulutlar eksilmiş değil. Lozan antlaşması İngiliz devlet adamı Winston Churchill İnönü’ye, ”bu gün bizden aldıklarınızı şu kağıda yazıp cebime koydum. Günü geldiğinde katıyla geri alacağımı biliniz” der.
Genç cumhuriyette, batılı devletlerle eşit ilişkiye ve karşılıklı çıkarların korunmasına dayalı siyasetin esas alındığını, ama bu ilişki biçiminin temel stratejiye uygun olarak uzun süre devam etmediğini görüyoruz. İlk olarak 1939 yılında, İngiliz ve Fransızlarla daha sonra da 2 Temmuz 1947 tarihinde ABD ile ikili askeri anlaşma imzalanır. Böylece Osmanlı’da ekonomik çöküntüye neden olan kapitülasyonlara bu anlaşmalar sayesinde yeniden mevzuatta yer alır. Bu sayede batılı şirketler sahip oldukları rekabet gücünü kullanarak, yerli sanayinin gelişmesini sürekli olarak engeller. Gelişmişlik düzeyimizin zayıf kalmasında en büyük etkenin bu antlaşmalar olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. . 
PİYASALAR:
ENFLASYON: Piyasada geçer kural gereği, enflasyonda öncelikle hedef tespiti yapılır, sonrasında gelişmelere göre artış veya azaltma şeklinde mini revizyon veya ihtiyaca göre parasal önlemlere başvurulur. Ekonomi yönetiminin bu aparatları yeterince kullandığını görüyoruz. Ancak Dışa bağımlı üretim yapısına sahip olmamız etkili sonuç alınmasının önünde en büyük engel durumunda. 
DOLAR: 26 Ağustos tarihli yazımdan alıntı: “Dolarda 6.00 TL merkezli (artı-eksi %10 oynak kanalda )ki yatay hareketi yeni denge oluşturma çabası olarak dikkate alınmalı” Halen geçerlidir.
YEREL SEÇİMLER HAKKINDA
Elbistanlı hemşerilerim: Seçimlere 5 ay kaldı. Adaylara 3 ay propaganda zamanı verileceğini hesaba katarsak, 2 ay içinde aday tespit kısmının tamamlanacağını söyleyebiliriz. Zaman dar ve kısıtlı. Demokrasi gereği her kardeşimizin aday olma hakkı olduğu kabulümüzdür. Ama dikkat çekmeye çalıştığım husus şudur. Milletvekilliği seçimlerinde hukuk bilgisiyle donanmış, hukuk eğitimi almış olanların ön planda tutulması ne kadar doğruysa, yerel seçimlerde de belediyeyi şantiye esasıyla yönetecek aday seçimi o kadar doğru olacaktır. 

Bu yazı toplam 1472 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
      ÜYE İŞLEMLERİ
      Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim