1 1
  • BIST 99.712
  • Altın 219,913
  • Dolar 5,3226
  • Euro 6,0481
  • Kmaraş 4 °C
  • Malatya 0 °C
  • Kayseri -3 °C
  • Sivas -2 °C
  • Adıyaman 3 °C
  • Elbistanspor, Şarkışla’dan 6-0 yenik döndü
  • Cumhur İttifakı heyetinden nezaket ziyareti
  • Pınarbaşı’ndaki mil ve kum vakum makinesi ile temizleniyor
  • Elbistanspor, Şarkışla’dan 6-0 yenik döndü
  • Cumhur İttifakı heyetinden nezaket ziyareti
  • Pınarbaşı’ndaki mil ve kum vakum makinesi ile temizleniyor

EN BÜYÜK KÜLTÜREL SORUN: EZBERCİLİK

Dr.Zafer Eren

Ezbercilik, kavramadan öğrenme demektir. Bir kâğıttaki okunmamış yazı ile beyindeki anlaşılmamış bilgi (ezber) arasında bir fark yoktur. Birincisi okunmadığı için; ikincisi ise uygulanabilir olmadığı için bir işe yaramaz. Ezbercilikte “neden-sonuç” ilişkisine dayanan bir öğrenme söz konusu değildir.

 

Her sözcük veya sözü, şekillerden oluşmuş bir yapı olarak düşünürsek yanılırız. Onların bir de beraberinde taşıdıkları anlamları vardır.  Anlam, sözün ruhudur. Yani söz maddedir; anlamı ise o sözün ruhudur, özüdür. Söz taşıyıcıdır; anlam ise taşınandır. Önemli olan da bu ruh, bu anlamdır. Anlamsız söz, ruhunu teslim etmiş ceset gibidir. Onun için sözü, anlamı ile birlikte düşünmek gerekir. Ancak ikisi bir aradayken söz canlı kalabilir. Sözün anlamını bilmez, ona değer vermezsek işte bu noktada ezbercilik başlar. Ezbercilik, anlamın (mananın) katilidir. Bir sözü; o sözün anlamını dışarıda bırakarak alırsanız, siz sadece yük almış olursunuz. Buna ezbercilik veya bilgi hamallığı denir. Ezbercilik ruhsuz öğrenmedir, kuru bilginin taşıyıcılığını yapmak demektir. Uygulamada geçerliliği yoktur, hükümsüzdür.

 

Ezberci; ezberde zaafa düşünce kopyaya kayar, hileye kayar, yalakalığa kayar. (İleri yaşlarda karşılaştığınız taklitçi, yalaka tiplerin bu özelliklerinde ezberciliğin büyük payı vardır.)

 

Ezberciliğin önemli bir nedeni okullardır.  Okullarda öğrenciler, soru sormaya değil de soru sorulmaya programlanmışlardır. Öğrencilerin kavrayışı, algılayışı değil de öğretmenin anlatışı ölçüttür. Öğrenci-öğretmen ilişkisi çoğu kez savcı-sanık, komutan-er ilişkisi gibidir. Kimi kez birbirlerine karşı gardını almış iki yabancı gibidirler. Bu durum; yaratıcılığı baskılar, ezberciliği körükler. Tepeden inme bir öğrenme söz konusudur Okulun bu resmi havası nedeniyle, çocuk okula giderken berzah âlemine gider gibidir. Bu öğretmen-öğrenci yabancılaşması kimi kez düşmanlığa kadar varır. Bu durum sadece ezberciliği değil, hileciliği, kopyacılığı, aptallığı ve yalakalığı da körükler.

 

Yaşam alanında anlamını bulmayan kuru bilgiler de ezberciliği körükler. Her şeyden önce öğretilen bilgilerin gerekliliğine öğrenci ikna olmalıdır. Bilginin deneyimlenebilir olması bu açıdan önemlidir.  

 

Ezbercilik, sadece okulla ilgili değildir. Bizim gibi toplumlarda ezbercilik bir gelenektir. Yani kültürel bir olgudur. Bunda da geleneksel din eğitiminin büyük payı vardır. Toplumumuzdaki ezberciliğin önemli bir nedenidir gelenekleşmiş dini eğitimi. Bu eğitim; anlamını bilmeden, sözlerin ruhuna ulaşamadan öğrenmeyi körüklemiştir. Aslında bu durum Kuran’ın özüne de aykırıdır. Allah, Kuran’ı anlaşılmak için gönderdiğini söylerken O’nu anlamamakta ısrarcı olmak nasıl açıklanabilir?  “Ne kadar anlaşılmazsa o kadar kutsaldır.” anlayışı kültürümüzün yaralarındandır. Hiçbir Türk’ün Allah’a ulaşmada Arapça okumaya gereksinimi yoktur, olmamalıdır da. Size Fransa’dan bir alet gelse ve siz Fransızca bilmediğiniz halde içindeki bilgilendirme yazısını (broşür) açıp okusanız o aleti çalıştırabilir misiniz, kullanabilir misiniz? İşte Kuran’ı anlamadığınız zaman da onun içindeki bilgileri gereği gibi kullanamazsınız. Birkaç hurafecinin peşinden gider durursunuz. Arapça öğrenebilirsiniz; o ayrı bir şey, güzel de bir şey. O zaman anlamını da bilmiş olursunuz. Ama bilmediğiniz bir dilde okuma yapamazsınız.  Müslüman olmanın koşullarında ikinci dil olarak Arapça bilmek gibi bir madde de yoktur, anlamadan okumak da yoktur. Değerli okurlar, bir sözün anlamını bilmemenin en büyük sakıncası, bu sözlerin kendi anlamları dışında başka anlamlar kazanmasıdır. Bu da hurafeciliği doğurur ki var mıdır İslam’a bundan büyük zarar veren bir şey? Peygamberimiz de hurafelerle savaşmamış mıdır? Unutmayalım ki anlamını bilmemek, indirilen dini unutturur, uydurulan dini ortaya çıkarır. Dini eğitimdeki bu gelenek ne yazık ki kültürümüze model olarak geçmiştir.

 

Ezberciliğe çeşitli alanlardan örnekler verilebilir.  Örneğin karar verirken afallama, sorunlar karşısında panik yapma, problemleri çözmede zorlanma, anlamını bilmeden namaz kılma, taklitçilik, ben de arkadaşlarımla aynı fikirdeyimcilik, dini kötüye kullananların hurafelerini din sanıp inanma… Hafızlık da dünyada örneği olmayan bir ezbercilik örneğidir.(Ancak, anlamı bilinerek öğrenilmişse durum değişir.)

 

Bir ezbercilik nedeni de Osmanlının felsefesizliği olmuştur. Felsefesizlik, bilimsizliği doğurmuş, Batı ile aramızda büyük fark oluşmuştur. Bunun sonucu, cumhuriyetle birlikte bu fark en kısa sürede kapanmak istendiğinden Batı’dan bazı kültür kalıpları hazır alınmak zorunda kalınmıştır. İşte bu hazır giyim kültür de biz de ezberciliği, kolaycılığı körüklemiştir. Neye yaradığını bilmeden alınan bilgiler, bizde yaşam alanı bulamayınca ezber bilgi olarak kalmıştır. Oysa Batı uygarlığı, ezberciliğin üstesinden gelerek doğmuştur.

 

Ezbercilik, bilgi hamalı yapar; taşırsınız ama kullanamazsınız. Başkasının ürettiği bilgiyi taşır durursunuz. Ezbercilik; sağduyudan yoksun insan üretir, kör itaatkâr üretir, yalaka üretir, laf ebesi üretir, ukala üretir, karar verme yetisinden yoksun insan üretir, zekâsı körelmiş insanlar üretir…

 

Hem dini eğitimde hem de örgün eğitimde anlamaya ve düşünmeye yönelten bir eğitim, kurtuluş reçetesidir. Bu konuda ülkemizde özellikle ilkokul düzeyinde kıvılcımlar da yok değildir. Ezbercilik sadece eğitimsel değil toplumsal bir sorundur ve yok edilmelidir.

 

Ya soru soran, anlayan, kavrayan, bilgisini uygulayabilen, yaratan, düşünen insanlardan oluşan bir uygarlık olacağız

 

Ya da kör itaatkâr, bilgi hamalı, yalaka, uyuşuk, emredilmeye uygun yetişmiş, evet efendimci, kopyacı, taklitçi, sinsi, üçkâğıtçı, kalleş, aşağılık çakallar ayağımızın bağı olmaya devam edecek.

 

Ezbercilikle savaş, olmak ya da olmamak savaşıdır.

 

Bu yazı toplam 2150 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim