Elbistan’dan kaçın!
Türkiye’nin en büyük 4. ovası. Ceyhan Nehrinin kaynağı. İktisadi hayatı hareketli. İnşaat yatırımları artıyor vs. vs. Her şey eklenebilir. İstihdam, küçük esnafın girişimciliği…Tüm bu yorumları içeriden birileri de yapsa doğrudur, dışarıdan rakamlara bakan teknokratlar da söylese doğrudur. Elbistan insanının vatan millet bağlılığını kim anlatsa aynı anlatır. Ama Elbistan’ın hava kirliliği olayını içeriden yorumlamak o kadar zor ki. Elbistan’ı boğan, insanların genizlerini yakan, muhtemel bir kanserli olabilmesi için alt yapıyı hazırlayan hava kirliliğine kesinlikle dışarıdan bakmak gerekiyor. Tablo içeriden bakan biri için aynı sonucu doğurur: Kötü... Elbistan’da ki hava kirliliğinin boyutlarını akşam saatlerinde Demircilik kasabası, Belan yolu gibi bölgelerden bakarak değerlendirmek tablonun ne derece korkutucu olduğunu anlamaya yeter. Sivil toplum örgütleri ya da Elbistan’da düşünce koridorlarının liderleri kim ise bu işe bir el atsın. Yetkili olmasını beklemiyorum. Yetkisiz olsun ama bu işe bir el atılsın. Elbistan’ın feryadını duyurmak için herkese görev düşüyor. Akşam o korkunç görüntüyü görmek, sadece Doğalgaz’ı çözüm olarak görmenin ne derede iyimser bir yaklaşım olduğunu anlamaya yeter. Toplumsal bilinç şart. Bu dönemde ağlamayan çocuğa meme verilmez gerçeğini herkes algıladı. Gerek termik santrale işçi alımı sırasında, gerek Ekinözü’nde istimlâk problemleri için ortaya konan sivil iradenin, kırmak dökmek değil, düşünce direncinin, kirli değer hava için ortaya konmaması üzüntü verici. Bizler geçmişin mirasçıları değil, geleceğin emanetçileriyiz düşüncesi müthiş oturuyor yazının bu bölümüne. Elbistan’da ikamet eden herkese sözüm. Kirliliğe karşı sesinizi yükseltin. Tepkisizliğe tepki olun. Eğer bu konuda bir emek ortaya konmaz ise gazetelerde alışıla gelen vefatlar köşesine bakmak ve ölüm nedenlerine dikkat kesilmek herkes için itici bir kuvvet olur sanırım. Dağınık bir düşünce yapısıyla dile getiriyorum bu gerçekleri. Belki biraz tepki, belki biraz sorumluluk yada bir şey yapamamış olmanın verdiği eziklik.
Hava kirliliğinden canını zor kurtarmış bir vatandaşın beyanı bu: (kendisi yüksek köylerden birinde yaşıyor) “Akşam üzere arabamla bile seyir halinde iken genzimin yandığını hissettim. Ben bir saat dayanamadım. Siz nasıl yaşıyorsunuz Elbistan’da!”
Akşam karanlığında araçların farları bile kör kalıyor kirlilikte. Artık tavsiye bekleyenlere sözüm ‘kaçın’ oluyor. Kaçın kurtarın kendinizi!