• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • Kmaraş 5 °C
  • Malatya 4 °C
  • Kayseri 4 °C
  • Sivas -3 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Elbistanspor, play-out oynayacak
  • Polis Haftası, törenle kutlandı
  • ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiirini güzel okuma yarışması düzenlendi
  • Elbistanspor, play-out oynayacak
  • Polis Haftası, törenle kutlandı
  • ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiirini güzel okuma yarışması düzenlendi

DİL KERKENEZLERİ

Dr.Zafer Eren

Dilimizdeki yozlaşmadan söz eder dururuz; bugün de bu yozlaşmanın başoyuncularından söz edelim dedik. Osmanlı döneminin de günümüzün de en büyük dil haşereleri, okumuş veya okumuş geçinen kesimdir. Yani konumuz kısaca dil kerkenezleri.

 

Osmanlı Dönemi’nde saray ve çevresi Türkçeyi küçümser; Farsça veya Arapça sözcük, kalıp hatta belirteç kullanmayı marifet sayarlardı. Bunu bir üstünlük olarak görür; halkı da Türkçe konuştuğu ve Arapça, Farsça bilmediği için ikinci sınıf sayarlardı. Bugün Türkçe varsa bu halk sayesinde vardır. Çünkü itilen kakılan Türkçe; halk sayesinde yaşamış, günümüze kadar gelmiş ve 1932 Dil Devrimi’yle doruklara yol almıştır. Daha 80 yıl önce basında %30’larda olan Türkçe oranı bugün %85’lere ulaşmıştır. (Bu da dile müdahale edilebileceğini gösteren en somut kanıttır.) Bir dil düşünün ki altı yüz yıl yazı dili olarak kullanılmamış, tüm zenginliğine karşın yetersiz kabul edilmiş ve dimdik ayakta kalabilmeyi başarabilmiş.İşte o dilin adı Türkçedir. Yani bu dönemde dili yozlaştıran okumuş kesim; dili koruyan ise halktı.

 

Gelelim günümüze. Günümüzde de bu okumuş tayfasının cahil kesiminin aynı ilkeyle hareket ettiğini görüyoruz. Yani yabancı sözcük kullanmayı bir üstünlük, bir marifet sanır bu kerkenezler. Bunlarda “aşağılık duygusu” olduğu için tutum ve davranışları yapaydır; kendileri gibi olmamak için, oldukları gibi görünmemek için çaba harcarlar. Bu, genel bir tutumdur. Dolayısıyla dil de de aynı kerkenezliği gösterirler. Konuşmalarının aralarına yabancı sözcük serpiştirirler; böylece karşısındaki insanı etkilediklerini düşünürler. Karşıdaki bu konuda bilinçsiz ise “Vay be! Adama bak, âlim mübarek.” der. Bilinçli ise, ona notunu verir: ”Şu anda bir kerkenezle karşı karşıyayım.”  diye düşünür.

 

İsterseniz biraz kerkenezden söz edelim. Burada söz konusu ettiğim kuşlar sınıfının “küçük kerkenezler” alt grubudur. Küçük kerkenezlerin en önemli özelliği, normal kerkenezler “kee kee kee” biçiminde öterken bunların “çay çay çay” diye ötmeleridir. Yani aynı bizim okumuş cahiller gibi farklı öterler. Küçük kerkenezlerin bir özelliği de yırtıcı olmalarına karşın küçük böceklerle beslenmeleridir. Yani öyle göründükleri gibi yürekli bir beslenme biçimleri yoktur. Aynı bizim dil kerkenezleri gibi. Yani farklı sözcükler kullansalar da içleri koftur. Konuşmalarında yabancı sözcük kullanmakla farklılık yarattıklarını sanırlar. Çünkü bunların en önemli özelliği, sahip oldukları “aşağılık duygusu” dur.

 

Bir sözcüğün Türkçesi varken yabancısını kullanmak kerkenezliktir.

 

Bir kez daha vurgulamak gerekirse, dilimizi yozlaştıranlar okumuş cahillerdir. Bunlar üniversitede hoca da olsa, birkaç diploması da olsa, doktor da olsa, avukat da olsa, milletvekili de olsa, bakan da olsa… kerkenezdirler. Halkın ise bırakın dili yozlaştırmayı, tam aksine onu koruduğunu belirtmeliyiz.

 

Not: Eskiden TV, radyo vb iletişim araçları yoktu veya yetersizdi. Bu da dilin halk arasında korunmasında önemli etmendi. Ancak zamanımızda iletişim araçları çeşitlendi ve yaygınlaştı. Bu durumda, halk’a da görev düşmekte; aydınların da halkı aydınlatması gerekmektedir. Aksi durumda halkın bilinçsizliği dildeki yozlaşmanın artışına yol açacaktır; açmaktadır da. Eski durumla yeni durum arasındaki bu ayrımı da belirtmek gerekir.

Bu yazı toplam 1269 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim