Bir ülkenin sinir sistemi ile oynamak….
Türkiye son dönemde oldukça yoğun bir gündemin içerisinde buldu kendini. İsrail ile başlayıp terörist baskınları ve şehit cenazeleri ile devam eden yıpratıcı gündemler, ülkeyi sinirsel olarak oldukça yıpratıyor. Televizyonlarda yorumlara bakıldığında çok farklı gerekçeler sunuluyor halkın fikir sofrasına. Ama halkında bir menüsü var elbet. Tam bitti artık enerjimizi büyümeye harcayalım diye düşünenlere inat patlatılıverdi bombalar. Namlular yeniden ülkemize çevrildi. Yine analar ağladı, ocaklara ateş düştü. Türkiye bu acıları yaşamamak için ne çok şeye evet dedi bilenler iyi bilir. Sırf bu acılar dinsin diye Apo’nun beslenmesine rıza göstermedi mi? Sırf bu acılar dinsin diye siyasi iradeleri alaşağı etmedi mi? Artık yeter diye sokaklara çıkmadı mı? Kendi gözyaşlarını bir kenara bırakıp, bana aktarılacak yatırımlar doğuya aktarılsın fikrine razı gelmedi mi? Doğuya yapılacak her türlü yatırıma, her türlü ayrıcalığa evet demedi mi? Sayılamayan ve yazılamayan birçok şeyi kutsadı bu memleket. Yeter ki terör bitsin diye. Ama ne oldu bu ayrıcalıkları anlayabildi mi elin oğlu. Kimi kürt sorunu dedi buna, kimi terör. Ama her ne ise kimse bir çözüm üretemedi. Bazıları potansiyel tepkilere karşı rakamlarla oynadı. Bazıları şehit diye terörist cenazelerinde boy gösterdi. Devlete inat, Türk milletine inat yaptı tüm bunları. Mecliste bile terör propagandası yaptı. ABD’li bir diplomat, “Demokrasi zayıfların silahıdır” diyor. Gerçekten öylemi? Onlar demokrasiyi bu şekilde anlarken bize sıkılan kurşunlara demokrasiyi anlatmaya çalışıyoruz. Garip bir ikilem bizimkisi. Evet, artık şunu çok iyi biliyoruz. Hiçbir olay bağımsız değil. Teröristlerin sivil hedeflere yönelmesi ile İsrail ile aradaki sorun arasında mutlaka bağ vardır. Ya da İran’a Nükleer Silah baskısı yapan ABD ile AB’ye karşı Brezilya ile birlik olup ters düşen bir anlayışın rolü vardır. Ve referandum süreci ile de mutlaka bağlantısı vardır bu tür vakaların. Bunu uzmanlar söylüyor. Bu gayr-i resmi savaşın sonuçlarının ülke adına olumlu olmadığı aşikâr. Türkiye güçlü ve dik durmak zorunda.